1. YAZARLAR

  2. Nurcan BAYSAL

  3. (1) “Bizi sadece İŞİD değil, komşularımız katletti”
Nurcan BAYSAL

Nurcan BAYSAL

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

(1) “Bizi sadece İŞİD değil, komşularımız katletti”

A+A-

                                  

Irak Kürdistan’ına ilk kez araçla geçeceğim. Sınıra çok rahat ulaşıyoruz, hiç trafik yok. Yanımdaki arkadaşım İŞİD saldırılarından önce burada uzun tır ve kamyon kuyrukları olduğunu ve kapıda en az 4-5 saat bekletildiklerini söylüyor.

Sınırdaki tek kadınım. Burada olmamı garipseyen bakışları üzerimde hissediyorum. İşlemlerimizi hızla yaparak, arabamla sınırın Türkiye tarafını geçiyorum. Irak Kürdistan’ına geçtiğim anda sınırda ve güvenlikte çalışan birçok kadını görmek beni rahatlatıyor. Kadın güvenlik görevlileri de benim gibi Amed’den kendi arabasıyla gelmiş bir Kürt kadını görmekten memnun olarak işlemlerimi hızlandırıyorlar. Beni bekleyen Asayiş Müdürünün yanına geçiyorum.

Müdür İŞİD ile savaştan dolayı sınırda işlerin çok azaldığını, yoğunluk kalmadığını söylüyor. “Peki ya İŞİD ile savaşmak için Türkiye’den geri dönen Êzidîler” diye soruyorum. “Haftada 7-8 kişi ya geri dönüyor ya da dönmüyor” diye cevaplıyor. Irak Kürdistan’ına yapacağım seyahat boyunca bana eşlik etmesi için yanıma mihmandar olarak Camîr’i veriyor.

Camîr 30’lu yaşlarda. Türkçe biliyor. Halepçe katliamı sırasında, 1988’de, 9 yaşındayken geldiği Diyarbakır’da 4 yıl kalmış. 1 yıl da okula gitmiş. O yıllar aklıma gelince utanç içerisinde kalıyorum. Diyarbakır sokaklarında, Halepçe’den kaçarak yığınla gelmiş, yerde bir şeyler satarak geçinmeye çalışan Kürtlerin görüntüsü aklıma düşüveriyor.  Sonra “Onlar Kürt değil Peşmerge. Peşmergece konuşuyorlar, onlara yaklaşmayın, dikkatli olun” diye bizi uyaranlar ve çocuk aklıyla buna inanmamız. O dönem Türkiye’deki Kürtler  Halepçe’den gelenlerin Kürt olduğunu anlamasın diye her şey yapılıyordu, “Peşmergece” diye bir dil bile uydurulmuştu. Uzaktan gelen bu “Peşmergeler” soğuk su içebilsinler diye Diyarbakır’ın çocukları kapı kapı dolaşarak buz topluyorlardı. Kendi coğrafyamızdaki bu mülteci tarihi aklıma geldikçe içim burkuluyor. Camîr anlıyor. “Üzülme” diyor. “Ne koşullarda, ne baskılarda yaşadığınızı biliyoruz. Bugün hala Kürt olarak kalabilmeniz bile büyük başarı”. Yine de  sızım dinmiyor.

Zaxo’ya girer girmez yol kenarında, çadırlarda, inşaatların içlerinde Êzidîleri görüyorum.  Zaxo’da her boş inşaata Êzidîler sığınmışlar.

Bir inşaatta duruyorum. Bu inşaatta 30 Êzidî aile kalıyormuş, inşaat kalıntısının içinde en az 200-250 kişi var. İçlerinden bir adam konuşmaya başlıyor. İlk etapta uluslararası bir yardım kuruluşundan geldiğimi düşünerek, İngilizce konuşmaya başlıyor. Musul Kolejinde okumuş. “Her şeyimizi kaybettik, çocuklarımızı, kadınlarımızı. Dönmek istiyorum ama bizi koruyacak birine ihtiyacımız var” diyor. Başka biri “Artık umudumuzu yitirdik. Yıllardır savaşların içinde yaşıyoruz. İran-Irak savaşı, Saddam ve şimdi de İŞİD. Umutsuzuz” diye ekliyor.

2 katlı devasa bir inşaat. Her yer çocuk. Çocuklar yalınayak. Taşlar ve kalaslarla uyku için bölümler yapılmaya çalışılmış. Yerde kalasların üzerine konulan minderlerde bebekler yatıyor. İnşaatın bir bölümünde boş paslı büyük tenekelerde yemek pişiyor. İnşaatın arka tarafı tuvalet olarak kullanılıyor. İpler gerilmiş. İplerin üzerinde battaniye ve çamaşırlar var. Herkes toz içinde, her yer moloz. Birkaç kadın leğende çamaşır yıkıyor. Molozların içerisindeki yataklarda yaşlı, hasta, sakat birkaç kişi yatıyor. Ayaklar ya çıplak ya da terlik var.

Kadınların yanına geçiyorum. Hasta bir bebeğin yanına sıkışıyorum. Bebeğin ateşi var. Sağlık hizmetlerini soruyorum. Bölgesel Kürt Hükümeti gıda ve sağlık hizmetlerini Êzidîlere ücretsiz veriyormuş. Bu koşullarda hiçbir zaman sağlıklı olmaları mümkün değil. Kadın: “Êzidîlerin çoğu dönmek istiyoruz ama orada bizi koruyacak bir hükümet, otorite lazım.  Dağda halen kalanlar var. Amca çocuklarımızı öldürdüler”.

Bu inşaatta kalanlar Şengal’in Hanasol köyünden gelmişler. Hanasol Köyündeki Êzidîler Duhok Süleymaniye Erbil gibi tüm bölgeye yayılmışlar.  18 gün yolda kalmışlar sonra YPG’nin açtığı koridordan Zaxo’ya ulaşmışlar. “İŞİD ovada her yerde” diyor başka bir kadın. “Bir sürü kadın İŞİD’in eline geçmemek için intihar etti” diye ekliyor bir genç kız.  Korkuları yüzlerinden anlaşılıyor.

İnşaatlarda durum içler acısı… Taleplerini sorduğumda herkes “kışı geçirecek bir yere ihtiyacımız var” diyor. Herkese tek tek  gelecek planlarını, dönmeyi düşünüp düşünmediklerini soruyorum. Kimse dönmeyi düşünmüyor. Çoğunluğu Avrupa’ya göç etmek istiyor.  Arapların içinde yaşayamayacaklarını belirtiyorlar. Arap komşularının İŞİD ile işbirliği yaptıklarını dile getiriyorlar. Yaşlıca bir adam son sözü alıyor:

“Artık dönemeyiz kızım, bizi sadece İŞİD değil, komşularımız da katletti”.

 

Bu yazı toplam 773 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.