1. YAZARLAR

  2. Mehmet Mercan

  3. 12 Mart’ı hatırlamak (1)
Mehmet Mercan

Mehmet Mercan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

12 Mart’ı hatırlamak (1)

A+A-

 

 

Eskiler boşuna dememişler; “Hafıza-ı beşer nisyan ile maluldür” diye.

Yazık.

Yakın tarihimizde öyle olaylar var ki, hatırlanmıyor. Kısa zamanda unutulup gidiyor.

Örneğin, dönüp sorsak “12 Mart Muhtırası’nı hatırlayanınız var mı?” diye.

İnanıyorum ki pek çoğunuz “bu da ne ki” diyeceksinizdir…

Oysa 12 Mart Muhtırası Türkiye Cumhuriyeti  tarihinde çok önemli yeri olan dönemeçlerden biridir. Hatta, bana göre, 12 Mart Muhtırası, 12 Eylül darbesinden de önemlidir. Çünkü, 12 Mart Muhtırası  12 Eylül’ün provasıydı…

Hatırlayacağınız gibi, 12 Eylül askeri dabesinin arkasında Genelkurmay Başkanı ve 4 Kuvvet Komutanı vardı.

12 Mart Muhtırası’nın da öyle…

…………..

27 Mayıs 1960 askeri darbesi 10’ncu yılını doldurmadan ülkede çalkantılar yine doruğa ulaşmıştı.

Her gün, hemen her yerde silahlı çatışmalar çıkıyordu. Ses getiren siyasi cinayetler işleniyor, gazeteciler, tanınmış yazarlar, öğretmenler, öğrenciler, üst düzey bürokratlar, askerler, sendikacılar, öğretim üyeleri, hukukçular katlediliyor, çoğu cinayet faili meçhul kalıyordu. Halk korku ve panik içindeydi.

Her yerde, her kesimde yeni olaylar ülkeyi giderek artan bunalıma sürüklüyordu..

Ve bu çalkantılar bir kez daha herkeste, her kesimde bir ASKERİ Müdahale’nin gerekliliği düşüncesini güçlendiriyordu.

Ve beklenen gerçekleşti.

Bu kez İHTİLAL olmadı. Ama, Genelkurmay Başkanı ile Kuvvet Komutanlarının ortak imzasını taşıyan bir MUHTIRA ortalığı allak bullak etti.

İlginç bir muhtıraydı bu.

Ve işin en ilginç tarafı, mevcut anarşik ortamdan hükümet sorumlu gösterildiği halde  muhtıra Başbakan Süleyman Demirel’e  değil de Cumhurbaşkanı Cevdet SUNAY’la, Cumhuriyet Senatosu ve TBMM başkanlıklarına gönderilmişti. Bu da kafaların karışmasına yetiyordu.  Hele de Süleyman Demirel’in “Muhtıranın muhatabı ben değilim” demesine rağmen başbakanlıktan istifa etmesi o günlerde ortalığı iyice germişti.

 “ÜLTİMATOM” biçimindeki muhtıranın altında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh TAĞMAÇ, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk GÜRLER, Deniz Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Celal EYİCEOĞLU, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhsin BATUR’un imzaları vardı…

Muhtıranın SAĞI mı, SOLU mu hedef aldığı ilk günlerde anlaşılamadı.

Halk arasındaki izlenimlere göre; Komutanların bazıları en çok da Muhsin Batur ile Celal Eyiceoğlu sola yakın komutanlardı. Diğerleri de ulusalcı,  Atatürkçü bilinirlerdi.

Bu düşünceye,  muhtıranın haftasında başbakanlığa CHP’den istifa ettirilmiş Prof. Dr. Nihat Erim’in atanması  dayanak oluyordu…

Genel kanı SAĞ’ın hedef alınacağı yönündeydi.

Ama yine de kafalar karışıktı.

Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcısı Sadi KOÇAŞ’ın SOL’U kastederek “Kafalarına balyoz gibi ineceğiz” sözleri  kafaları daha çok karıştırdı…

Kısaca, ortalık toz duman içindeydi.

Bu muhtarının içeriğindeki tüm eleştirilerde hükümet hedef gösterildiği halde Başbakan Süleyman DEMİREL’e gönderilmemiş olması çeşitli yorumlara neden oldu. O günlerde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Süleyman DEMİREL’i muhatap saymadığını öne sürenler bile oldu.

Başbakan Demirel ise, kendisine gelmeyen MUHTIRA’ya sahip çıkmamayı yeğlemişti.

Hatta gazetelere bu yollu demeçler vermeyi de ihmal etmedi.

-Muhtıra’nın muhatabı ben değilim...? dedi ama yine de İSTİFA etmek zorunda kaldı.

Çok tartışıldı bu MUHTIRA.

İçeriği değil, hedefi tartışıldı. Kimsenin bu ültimatoma sahip çıkmaması üzerine  gazetelerde traji-komik yazılar yayımlanıyor,  herkes kendince muhtıraya muhatap arıyordu. Arada dalga geçercesine “Muhtıra bana verildi” diyenler de çıkıyordu…

O günlerde Cumhuriyet’teki yazısında Fikret Otyam şöyle yazıyordu:

-Madem ki muhtıraya kimse sahip çıkmıyor. İtiraf ediyorum. Ey ahali, duyduk duymadık demeyin, bu Muhtıra bana verilmiştir...

………

Başbakan Süleyman Demirel’in istifası üzerine yeni hükümet kurma çalışmaları da muhtıranın gölgesinde sürdürüldü elbette. Bu arada CHP’den istifa ettirilip “tarafsızlaştırılan” Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Nihat ERİM Cumhurbaşkanı Sunay tarafından başbakan olarak atandı.

Ardından adına REFORM HÜKÜMETİ denilen bir kabine kuruldu. Başta Amerika olmak üzere dış ülkelerdeki tanınmış teknokrat Türk’ler getirilip bakanlıklara yerleştirildi. Bazı bakanlıklar da emekli generallere verildi.

Kabineye dışarıdan 14 teknokrat, ayrıca da 5 AP’li, 3 CHP’li, 1 MGP’li milletvekili ile bir Milli Birlik Grubu üyesine görev verildi.

Görünümde SİVİL idare vardı. Ama, SÖZ yine ASKERLERDEYDİ.

Hükümetin kuruluşunun hemen ardından on bir ilde sıkıyönetim ilan edildi. Askeri mahkemeler kurularak harekete geçirildi.

Çok sürmedi. Başbakan Yardımcısı Sadi KOÇAŞ’ın tanımlaması ile  tüm yurtta BALYOZ HAREKATI başlatıldı. Balyoz ağırlıklı olarak SOLCULARI hedef aldı.

Gece yarısı baskınları ile bütün yurtta hızlı bir solcu avı başlatıldı. 

SOL bir kez daha yanıldı ve yenildi...

Bu harekatın sonucu yine SAĞ’a yaradı.

 

BİLGİLERİNİZE...

İşte Türk Siyasi Tarihi’ne geçen “12 Mart Muhtırası”nın tam metni;

1- Parlamento ve hükümet süregelen tutum, görüş ve icraatı ile yurdumuzu anarşi, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik huzursuzluklar içine sokmuş, Atatürk’ün bize hedef verdiği çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak ümidini kamuoyunda yitirmiş ve Anayasa’nın öngördüğü reformları tahakkuk ettirememiş olup, Türkiye Cumhuriyetinin geleceği ağır bir tehlike içine düşürülmüştür.

2- Türk Milleti’nin ve sinesinden çıkmış olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bu vahim ortam hakkında duyduğu üzüntü ve ümitsizliği giderecek çarelerin patiler üstü bir anlayışla meclislerimizce değerlendirilerek mevcut anarşik durumu giderecek ve Anayasa’nın öngördüğü reformları Atatürkçü bir görüşle ele alacak ve inkılap kanunlarını uygulayacak kuvvetli ve inandırıcı bir hükümetin demokratik kurallar içinde teşkili zaruri görülmektedir.

3- Bu husus süratle tahakkuk ettirilmediği takdirde, Türk Silahlı Kuvvetleri, kanunların kendisine vermiş olduğu “Türkiye Cumhuriyetini Korumak ve Kollamak” görevini yerine getirerek idareyi doğrudan doğruya üzerine almaya kararlıdır.

Bilgilerinize...

--------------------------------------------------

( Yarın: 12Mart ve Diyarbakır)

 

Bu yazı toplam 725 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.