1. YAZARLAR

  2. Nurcan BAYSAL

  3. 20 Yılın Ardından Zorunlu Göçe Bakmak
Nurcan BAYSAL

Nurcan BAYSAL

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

20 Yılın Ardından Zorunlu Göçe Bakmak

A+A-

“O GÜN bir asker dedi ki bana, ‘Vallahi de billahi de sizi öldürecekler. Kamyonla gelecekler, sizi aynı şekilde katledecekler, gidin’ dedi. O zaman ‘izin ver, bir kişi burada kalsın hayvanlarımız için, bir kişi lütfen köyde kalsın,  izin ver’ diye yalvardım  askere… O GÜN anneyle beraber ‘Nereye gidelim?’ dedik. ‘Ben nereye gideceğim? Çocuklarımız var,  hayvanlarımız satılmıyor, bilet alacak paramız yok’ dedim. Biz nereye gideceğiz? Nereye?”[1]

Tatvan’ın bir köyünde yaşayan Saliha’nın yalvarmaları sonuç vermeyecektir. 1 hafta sonra köye gelen askerler köyü yakacak ve Saliha’nın artık yaşayabileceği bir evi kalmayacaktır.

90’ların başında milyonlarca Kürt tıpkı Saliha gibi bir bilinmeze doğru yola çıktılar. Çoğu can haliyle terk etti binlerce yıl yaşadıkları toprakları. Kimi sevdiklerini kaybetti bu yolda. Kimisi yalınayak saatlerce koşarak terk etti köyünü. Bu insanların çoğu bulduğu ilk büyük yerleşim yerine, en yakın ilçe ve ile kapağı atıp,  oradan da büyük şehirlere savruldular.

90’ların başında başlayan bu zorunlu göç süreci 90’ların sonuna kadar sürdü. Resmi rakamlara göre 1.2 milyon kişi, sivil toplum örgütlerinin rakamlarına göre 2.5-3 milyon kişi bu zorunlu göçten etkilendi. Varsa ellerinde kalan son yatakları yorganları ile otogarlarda yatan Kürt ailelerio yıllarda Bölgenin tüm otogarlarında görmek mümkündü. Bölge yanmakta, aileler otogarlara sığınmakta, otobüs firmaları mümkün olduğunca bu ailelere yardım etmeye çalışarak onları bilinmez geleceklerine taşımaktaydılar.

Birçok aile ilk kışı buldukları bir parkta, bir bankta, bir çadırın içinde geçirdiler. Yıllar önce Fatihpaşa’da yaptığımız bir araştırma sırasında bir zorunlu göç mağduru anlatıyordu ilk kışlarını:

“Köyden sadece üstümüzdeki kıyafetlerle çıktık. Çoğumuz ayağımıza ayakkabı veya terlik giyme fırsatı bile bulamadık, çıplak ayakla ilçe merkezine kadar kaçtık. Çocuklarımıza bir ekmek alacak paramız yoktu. Akrabalardan kısmen destek aldık. Üstümüze örtecek yorganımız, altımıza serecek kilimimiz yoktu. Çoğumuz ilk kışı yere herhangi bir şey örtmeden, beton üzerinde geçirdik.”[2]

Açlık ve sefalet bu ailelerin kaderi oldu. Köyünde, bahçesinde, tarlasında ekip biçen bu insanlar artık pazarlarda ot satıp, evlere temizliğe gidip, sokakta mendil satmaya başladılar. Devlet bu aileleri gittikleri yerde de rahat bırakmadı. Devletin takibi gittikleri şehirlerde gördükleri hakaretle birleşti. Doğudan gelmiş çok çocuklu Kürtlere kimse ev vermek istemedi. Aileler parçalandı.Çocuklar okuldan alınıp tekstile yerleştirildi, erkekler inşaatlarda çalışmaya başladı. Birçoğu da mevsimlik işçi olarak yollara düştü.Eskiden kendi topraklarını eken bu insanlar, artık başkalarının ürünlerini topluyorlar.

Geri Dönüş?

Bugün üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen zorunlu göç mağdurları için devletin uyguladığı ciddi bir program yok. AİHM’e yapılan başvuruların yoğunluğu nedeniyle zorunlu göçten yaklaşık 14 yıl sonra Mart 2004 tarihinde Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında 5233 Sayılı Kanun (Tazminat Yasası) çıkarıldı. Kanun kapsamında sadece maddi tazminatlar değerlendirildi ve onlar da gerçek değerlerinin çok altında verildi. Birçok aile bu yasaya başvuramadı, ya da başvurmadı. Bunun önemli nedenlerinden biri tazminat alabilmeleri için ailelere imzalatılmaya çalışılan “köyümü PKK yaktı” yazısı idi. Tazminat kanununun yürürlüğe girdiği tarihten 2013 Kasım ayına kadar Zarar Tespit Komisyonlarına yapılan toplam 364.092 başvurunun 331.014 adedi sonuçlandı, bunlardan 175.213 başvuru için tazminat ödenmesine karar verildi.

(Devamı Yarın)

 

[1]Nurcan Baysal, O GÜN, İletişim Yayınevi, 2014,sf.62.

[2]Zorunlu Göç Ve Etkileri-Diyarbakır, Kalkınma Merkezi Yayını,2009,Sf. 28

Bu yazı toplam 782 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.