• Diyarbakır4 °C
  • Batman2 °C
  • Mardin6 °C
  • Bingöl1 °C
  • Bitlis-3 °C
  • Elazığ3 °C
  • Erzincan-5 °C
  • Şanlıurfa10 °C
  • Erzurum-13 °C
  • Ağrı-14 °C
  • Gaziantep6 °C
  • Hakkari-1 °C
  • Muş-4 °C
  • Siirt2 °C
  • Van-2 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
5 yılda 30 ‘çocuk gelin’ anne oldu
06 Ekim 2017 Cuma 07:30

5 yılda 30 ‘çocuk gelin’ anne oldu

Diyarbakır’ın Dicle İlçesi’ndeki Devlet Hastanesine son 5 yıl içinde 18 yaşından küçük 30’a yakın ‘Çocuk gelin’ doğum için başvurdu.

Bölgenin kanayan yarası olan çocuk yaştaki evlilikler üzerine önemli tespitlerde bulunan kadın doğum uzmanı Dr. Genceddin Öner, "Erken yaşta evlilik kesinlikle ağır travmalara ve kalıcı psikolojik rahatsızlıklara neden olur" uyarısında bulundu.

Diyarbakır Dicle Devlet Hastanesi'nde görev yapan 30 yıllık kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Dr. Genceddin Öner, kentin ve bölgenin kanayan yarası olan çocuk yaştaki evlilikler, erken yaştaki evliliklerin riskleri, son 5 yılda çocuk gelin sayısı, ailelerin çocuk yaştaki evliliklerdeki rolü ve çocuk yaşta gebelik konuları üzerinde önemli tespitlerde bulundu. Daha öncede kadın sorunları ile ilgili görüştüğümüz Öner ile kentte pek konuşulmayan, insanların görmezden geldiği, toplumun can alıcı konuları ile ilgili gündeme damga vuracak bir röportaj yaptık. İşte Öner ile yaptığımız röportajın tamamı;

ERKEN YAŞTA EVLİLİKLERDE BU EVLİLİĞİ YAPANLAR ÜZERİNDE, AİLE VE TOPLUMDA NE TÜR SORUNLARA YOL AÇIYOR?

Bu durum hem toplum için, hem de bu evliliğe zorlanan küçük yaştaki çocuklar için büyük bir sorun. Evlilik sorumluluk isteyen çok ciddi bir olaydır. Bu durumu yaşayanların hem tıbbi (Anatomik yetişkin) hem de psikolojik olarak bu işin farkında olmaları lazım. "Anatomik yetişkin" demek, evlilik kurumunun diğer bireyinin, yani kadının yumurtlama kapasitesinin olgunlaşması ve olası bir hamilelikte gebelik ürününün(Bebeğin) sorunsuz gelişebileceği bir ortama (Rahime) ve de gebelik süresi dolmuş bebeğin doğum kanalından sorunsuz bir şekilde dış ortama kavuşmasıyla ilgili bir durumdur. Anatomik gelişimlerini tamamlamamış kadınlar, gebelik ve doğum sırasında ciddi doğum tramvayı ve kanama komplikasyonlarıyla karşı karşıya gelirler. Bu sorunlarla karşılaşanların önemli bir bölümü maalesef ölümle sonlanıyor.  Açıklamamın bu son bölümü içimdeki kanayan bir yarama da parmak bastı. Şu an çok duygulandım. Şevkatine, sevgisine ve kokusuna daha doyamadığım rahmetli annem, ben 6 yaşında, o da 22 yaşında iken 5. doğumunda hayatını kaybetmişti. Doğum bilgisi ve teknolojilerinin gelişmediği ve hastanelerde doğum yapma alışkanlıklarının olmadığı dönemlerde binlerce çocuk yaştaki kadın, daha 18 yaşına ulaşmadan doğum komplikasyonları nedeniyle hayatlarını kaybediyorlardı. Bu sorunun diğer boyutu da psikolojik hazırlıksız durumudur. Bir kızın, evlilik, çocuk ve aile sorumluluğunun üstlenmesi içinde duygusal olgunlaşması şarttır. Hukuksal anlamda bir kişinin kendi başına kararlar verebilmesi, kendi hayatı ve diğer alanlarda tasarrufta bulunması için 18 yaş kriterinin getirilmesi bununla ilgilidir.

 

 

ERKEN YAŞTAKİ EVLİLİKLERİN ARTIŞINI NEYE BAĞLIYORSUNUZ?

Açıkçası artış var mı? Bu konuda elimizde somut istatiksel veriler yoktur. Bana göre bir artış yok. Bu tür durumlarda toplum içindeki görünürlükleri arttığı için göreceli bir artış gibi duruyor. Eskiden çok daha yaygındı. Özellikle kırsal alanda. Bunlar, gözlerden ırak ve geleneksel hayatın bir parçası olarak sürüp gidiyordu. Ne zamanki bu insanlar doğumlarını hastanelerde yapmaya başladılar, işte o zaman istatistiksel bir duruma geldiler.

AİLELER, KÜÇÜK YAŞTA EVLENDİRDİKLERİ ÇOCUKLARININ SORUNLARININ FARKINDALAR MI?

Evet farkındalar. Toplum olarak bu durum hayatlarının bir parçası. Öyle duymuşlar, öyle görmüşler dolayısıyla öyle yaşıyorlar. Çünkü o kızın annesi de muhtemelen, çocuk yaşta evlendirilmiş. Yukarıda bir sorunuzu cevaplarken. "Duygusal olgunluk" diye bir ifade kullanmıştım. Daha ekmek için ağlayan bir kızın, evlilik gibi koca bir sorunla karşı kaşıya gelmesi tam bir dramdır. Kırsal alanda ve bir kaç sene öncesine kadar ilçe ve şehirlerde bile "geniş aile", "ataerkil aile" denen 3 kuşak insanların aynı evde yaşamaları durumu yaygındı. Kaynananın çocuk geline görevlerinin hatırlatılması ve çocuk gelinin bu görevlerin altında kalkamaması neticesi, kaynana tarafından kocanın dolduruluşa getirilmesi ve geline fiziksel şiddet dahil baskıların artırılması neticesi kızın küsüp annesine gitmesi sık görülen bir olaydı. Bu eziyetleri belki biraz da abartarak anlatan kıza, annenin cevabı ne olurdu? "Kızım kocandır. Severde döverde" Kız, uzun süre evde kaldığında babada bunu duyar. Bu evliliğe baba önayak olduğu için kızına; "Haydi seni kocana götürüyorum, evlilik için bu evden çıktın ancak cenazenle geri gelebilirsin"  Bu söylediklerim, bazı insanlar için şaka veya abartılmış gibi gelebilir. Ama bu durumlar yaşanmış somut gerçekler. Ayrıca, aile sahiplenemediği için de, kendi hayatına kıymış yüzlerce vaka var.

 

 

BU ÇOCUK YAŞTAKİ GELİNLER NORMAL DOĞUM YAPABİLİRLER Mİ?

Yukarıdaki soruda sanırım bunun cevabını vermiştim. Bir kadının hamile kalabilmesi ve bunun sorunsuz bir normal doğumla sonuçlanmasının bazı temel anatomik kriterleri var. Pelvis çaplarının uygun olması lazım. Bunun içinde vücudun gelişme ve büyümesini tamamlaması gerekir. Pelvis kelimesi tıbbi bir terim. Doğum kanalını oluşturan kemik ve yumuşak dokuyu tanımlayan bir ifade. Doğum kanalı, kemik yapı ve yumuşak dokudan oluşur. Biyolojik olarak kadınların pelvisi, erkekler pelvisinden daha geniştir. Kadının üreme fonksiyonundan dolayı. Bir kadının anatomik ve fizyolojik olgunluğu, 18 yaşında kıvama kavuşur.

KÜÇÜK YAŞTA EVLENDİRİLEN KIZLARIN, EVLENDİRİLDİKLERİ ERKEKLERİN YAŞLARIYLA İLGİLİ BİRAZ BİLGİ VERİRMİSİNİZ?

Maalesef bu İslam toplumlarının bir yarası ve trajedisidir. Torunu yaşındaki erkeklerin, yoksul ailelerin kızlarını para karşılığında "eş" olarak almaları dramı. Birde çok eşlilik faciası vardır. Çok şükür ki bizim yaşadığımız coğrafya da azalan bir trendle bu erdemlilikten nasiplenememiş ilkel davranışlar toplum içinde genel kabul görmemesidir. Çok eşlilik ve çok küçük kızlarla evlenmek eski bir Arap geleneğidir. Halen Arap toplumlarında ve geri kalmış diğer İslam toplumlarında kurumsal olarak varlığını meşruiyetini sürdürmektedir. Bu insanlık dışı dayatmalar, binlerce çocuk yaştaki kızların bu cehennem azabından kurtulmak için kendi hayatlarına son vermesine neden olmuştur. Toplumda yüksek sesle karşı çıkışların olmamasının temel nedeni de, bu duruma ön ayak olanların bu gerekçelerini İslam peygamberi ve diğer halifelerin bu türdeki evlilik yapmış olmalarına bağlıyor olmasıdır. 70 yaşındaki evli bir adamın 15 yaşında bir kızı para gücüyle almasının uygunsuzluğunu soran bir adama. "Biz Müslümanız. Hz. Hasan 100 evlilik yapmıştı. Hz Muhammed ve diğer Halifeleri saymıyorum." diyebilmişti. Hiç bir aklı başında bir din alimi ve imam da çıkıp 21. yy da bu insanlık dışı köleliği İslam adına eleştiremiyor. Yürekli bir din alimi yada imam çıkıp, körpe bir çocuğun 70 yaşındaki bir adamla zoraki ve gönülsüz nikahını kıymam diyemiyor. Bizim köyde de bir kişi, iki tanesi kızı yaşında olan 4 evliliğine şahit olmuştum. Köyde her gün saç saça kavga ve gürültüleri eksik olmuyordu. Bu aile ortamında yetişen bir çocuğun insani meziyetlere sahip olup toplum yararına önemli işler başarması beklenebilir mi? Köyde temel ihtiyaçlar için Diyarbakır'a gidenler, köye döndüklerinde biz çocuklar, onları köyün girişinde karşılar, gelenler beraberinde biz çocuklara vermek için oval şeklinde kırmızı beyaz şekerler getirirlerdi. Sırada benim solumda bu 4 karılı adamın oğlu duruyordu. Adam sıradaki çocukların avuçlarına iki adet şeker bıraktıktan sonra, başlarını okşayarak "Kimin oğlusun?" diye sorup gidiyordu. Beni de geçip oğluna da aynı soruyu sordu; "Sen kimin oğlusun?" Çocuk kızarıp bize bakıp mahcup bir şekilde; "Senin oğlunum baba" dedi. Adam; "Hangi karıdasın, it oğlu it?" demişti.

KADINLAR NEDEN ERKEK DOKTORLARA MUAYENE OLMAK İSTEMİYOR?

Bu durum; "kadınlar erkek doktorlara muayene olmuyor" konusu gerçek hayatta bana göre yanıltıcıdır. Bunu kadınlara dayatan Kocaları, din algısı ve gelenektir. Benim birçok hastam; "Hocam ben sizde muayene olmak istiyorum ama eşim;  'erkek doktora gitme' diyor." Gitmiş olduğu kadın doktoru neden beğenmediğini sorduğumda; "Endişelerimi gidermek için sorduğum sorulara cevap vermiyor. Endişelerimle alay ederek konuşuyor. Kötü laflar söylüyor. Hatta doğum masasındaki hastalara bağırıyor bazen de onları dövüyor" demişti. Tabi Kadın meslektaşlarım bağışlasın. Bu durum bütün kadın doktorlar için geçerli değil. Erkek doktor ile kadın hasta arasında her zaman bir mesafe var. Kadın hemcinsler arasındaki bazı sorunlarda buna neden olmuş olabilir. Evet, bizim toplumumuzda cinsel organlar çok mahrem bir konu. Bu konu hakkında bir çekince olduğu da şüphesiz. Laf açılmışken şunu da hemen söyleyeyim. Eğitim görmüş, meslek sahibi kadınlar, jinekolojik muayane için cahil ve köylü diye bilinen kadınlardan çok daha kapalı ve muhafazakardırlar. Örtülü ve muhafazakar kadınlara uygulamak istediğimiz bir tanı ve muayene yöntemini neden yapmamız gerektiği konusunda ikna edici bilgiler verdiğimizde çok daha uyumlu tepki veriyorlar.

ÇALIŞTIĞINIZ SAĞLIK KURULUŞUNDA SON YILLARDA 18 YAŞ ALTI KAÇ GEBE BAŞVURDU?

Çocuk anneler diye tabir ettiğimiz durum, ülkemizde umut verici bir gelişmeyle gittikçe azalmaktadır. Bu geleneksel zincirin kırılmasında, kitle iletişim araçları ve teknolojinin toplumun her katmanına ulaşmış olmasının etkisi vardır.(televizyon ve akıllı telefonlar) Eskiden bu türden evliliklerin bir kısmı, kendisinden çok yaşlı erkeklerle olan evliliklerdi. Mevcut medeni yasada, 18 yaş altı evlilikler yasal kabul edilmediği için sağlık kuruluşlarına müracaat eden gebe ve gebe şüphesi olanlar, ilgili birimlere bildirimi zorunludur. Bizde bunların üzerinde çok duruyoruz. Zorla kaçırma veya ailenin zoruyla başka birisiyle para karşılığında evlendirme durumu kolluk kuvvetlerine bildirilir. Bu sorunuza kesin olmamakla birlikte beş yıl içinde 20 ila 30 arası vakaya şahit olduğumu söyleyebilirim. Benim şahit olduğum bu vakaların tamama yakını, kendi yaşıtlarıyla olan evlilikler ve kaçırmalardı.  Birbirini seven bu gençlerin kız ailesinin çeşitli nedenlerle evliliklerine onay verilmediği için kaçan kızlardı. Hatta bir kaç tanesine, "Seni zorla mı kaçırdı?" diye sorduğumda, Kız espirili bir şekilde; "Beni zorla kaçırabilir mi hocam? Onu ben kaçırdım" demişlerdi.

Ali ABBAS YILMAZ/ÖZEL

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
SEÇTİKLERİMİZ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tigris Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 412 229 20 03-0538 334 53 75 | Haber Yazılımı: CM Bilişim