1. YAZARLAR

  2. Sunay Demircan

  3. Ah şu kan meselesi
Sunay Demircan

Sunay Demircan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Ah şu kan meselesi

A+A-

 

Latincede ‘terra’ yer - toprak - arz demektir. 
Medi – terra da, toprakların, karaların, dünyanın ortası. 
Roma kendini dünyanın merkezinde saydığından, bulunduğu coğrafyaya da mediterra (mediterraneus) demiş. 
Neden tüm dünya güneyimizdeki denize Mediterranean Sea der de, biz Akdeniz deriz? ayrı bir muhabbetin konusu, bu günkü lakırdı terör üstüne.

Konu dağıldı, hemen toplayacağım, aman kaybolma bir yere. 
Terra ile terör arasında bir isim benzerliği var galiba, ne dersiniz? 
terror – terreur – terrere ... 
Aslında, benzerliğin ötesindedir aradaki ilişki.
Çünkü toprak davasıdır işin aslı. 
Yani, kan davası. 
Gelin bakalım.

Adam, yani insan, İbrani dilinde (ad-aw-mah) kırmızı toprak, yer gibi anlamlara geldiği gibi, aynı zamanda kan ve kırmızı anlamlarına da geliyor.
Bizdeki dem’in kan olması da buradan mı acep?
Çek usta bir demli çay? 
Öyle ya, A harfi Tanrının hayat gücüne sahiptir, mort’u çekmiş moruğun, morarmışın başına gelir konursa, mort olur A-mor (aşk), dem’in başına gelince de A-dem olur.

Başka?
Hum, humus=yer, toprak.
(humuslu toprak denir, hani o üstteki verimli organik toprağa)
Homo/humanus/human latincede insan. 
Kan nerde kan?
Hema/hemo/aima da kan.
Hemo philia kan sever mi oluyor bu durumda?
Veya kanama düşkünü?

Tesadüf değil elbette, insan ve toprak ve kan arasındaki bağlantı. 
Tarih-coğrafya ilişkisine bakınca görülüyor zaten, tüm kanların toprak uğruna döküldüğü.
‘Toprak’ burada biraz da sembolik bir terimdir, malı-mülkü temsil eder.
Sahip olmayı da tabii. 
İnsanın, bu dünya üzerinde uğruna kan dökeceği, o olmaksızın kendini boşlukta hissedeceği maddesel varoluşun zeminini.
Tüm kavga onun içindir şu alemde.

“Hiç mutlu değilim” dedi bir dostum.
Neden?
Baksana, ortalık kan gölü.
Bombalar, terör, gencecik çocuklar ... 
Açlık, sefalet bir yanda, yatlar, katlar diğer yanda.
Bir yanda, her yıl, nerdeyse bir milyon çocuk, susuzluk ve ona bağlı hastalıklardan ölürken; diğer yandan dünya israf + savurganlık çıtasını her gün yükseltiyor. 
Peki, dün mutlu muydun?
Ne münasebet?
Dün daha beterdi.
Dünya savaşlarının biri bitmeden, diğeri başlardı...
İki dünya savaşında, el çabukluğu marifet, 100 milyon ölü verdik.
Önceki gün?
Rezilliğin bini bir para... diri diri yakılanlar, derisi yüzülenler, kazığa oturtulanlar...
Peki, daha daha öncesinde, medeniyet daha doğmamışken?
Ohooo! O günlerde yaş sınırı 30.
Yaşlanmak nedir bilmeden giderdi insan öte tarafa.

Dön dolaş, çalış, çatış, çabala ... bir lokma azık için.
Mutlu muydular?
Hiç sanmıyorum...

Yarın nasıl olacak?
Ölüm yaşı ortalaması 120’ye dayandığında.
Uzayda koloni kurulduğunda, telefon üçüncü göz niyetine cilt altına monte edildiğinde, 100 metreyi 6 saniyede koşup üstüne acılı şalgam içildiğinde, mutlu olacak mıyız?


Nedir ki mutluluk? 
Kimyan fokurdadı mı mutlusun. 
Bir kaşık serotonin, bir kaşık da endorfin, ooohhhh... keyif o biçim. 
Hormonların kaynadığı çaydanlığının altında ateş söndü mü, hooop, düşüş başlar. 
İnsan panik olur, korkar... çaydanlığın altındaki ateşe odun taşır. 
Benim olsun, benim gibi olsun, benden olsun, benimle olsun, ben olsun, benli olsun (bu pek olmadı ama, olsun o da olsun).
Bunlar işte odunlardır. 
İnsan benliği bizatihi odunun ta kendisidir demiyorum.
Ama, dediğimden de farklı bir şey çıkmıyor zaten.

Dur durak bilmeden istemek, sahiplenmek, dünya alemi kendine benzetmek yorucu bir iştir. 
Acayip de enerji tüketir.

Çıtlattığı kabak çekirdeğinin tuz miktarından bile acı üretmeyi beceren insanevladı, bu uğurda harcadığı çabanın milyonda birini mutlu olmak için harcamaz.
Hep ister, daha ister, hepsini ister, hemen ister, bir daha ister...
İnsan bu haliyle, istekleri karşılandıkça kendini mutlu sanan bir otomata dönüşmüştür.
Savaş da bu isteklilik halinin bir sonucudur, iki savaş arasında teri silme, fanila değiştirme amaçlı molalara da barış deriz.

 

Bu yazı toplam 844 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.