1. YAZARLAR

  2. Mehmet Mercan

  3. AHMET ARİF (2)
Mehmet Mercan

Mehmet Mercan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

AHMET ARİF (2)

A+A-

*(Dünkü yazının devamı)

 

 Sansaryan Han günlerini de bir gün Canip Yıldırım’a, O da Cumhuriyet yazarı Mustafa Ekmekçi’ye anlatmıştı;

“Bulunduğum 9 numarada bir lağım geçiyordu. Üzeri ızgaralıydı. Ne kadar akılsızmışım. Lağım buradan geçtiği halde ben bunu kullanmıyor, tuvalete gidiyordum. Günde kuru bir çeyrek ekmek veriyorlardı. Bunu da yiyemiyordum. Sadece su içiyordum.

Sakalım göksüme gelmişti. Saçlarım keçe gibiydi. Pis pis kokuyordum da. Bu halimle kendimi o kadar çok merak ediyordum ki. Sonunda kırık bir kibrit çöpü buldum. Onunla nemli duvarları çiziyordum. Kendime bir takvim yapmıştım. Bir gün saydım, 128 adet oluşmuştu.

Nemli duvarlarda kan lekeleri vardı.  Sonra, isimler... Bunların çoğu ile  sonradan Harbiye ceza evinde tanıştım.

Aylarca kaldım bu hücrede. İşkenceler giderek dayanılmaz hal almıştı. Bunalıma girdim. Çıldırmak üzereydim. Damarlarımı keserek intihar etmek istedim. Hastaneye kaldırdılar.

Sonuçta 2 yıla mahkum ettiler. 8 ay da gözetim altında bulundurulmak üzere Urfa’ya sürgün... Oysa ben 38 ay kalmıştım ceza evinde. Yani, 3 yıldan fazla... Nihayet 7 Ekim 1954 günü tahliye edildim. Sürgün olarak da Urfa yerine Diyarbakır’a gitmek için başvurdum, kabul edildi.

Diyarbakır’da 8 ay boyunca her gün mahallemizdeki Fatihpaşa Karakolu’na gidiyor imza veriyordum...”

Ahmed Arif’in 33 Kurşun şiiri yıllarca, yetkililer ve de etkililer için bir ÖCÜ oldu adeta. Ahmed Arif bu şiiri yüzünden sık sık içeri alınıyordu. Yalnız Ahmed Arif değil, bu şiir cebinde bulunanlar da içeri alınıyor, türlü işkencelere tabi tutuluyordu.

...............

İşte, Diyarbekir’in Fatihpaşa Mahallesi, Hençepek’te Yağcı Sokaktaki örtmenin altında 7 numaralı evde, aslen Kerküklü Arif Hikmet Bey ile Erbil’i Sare hanımdan doğma şairimiz Ahmed Arif’in işkenceli günleri böyle…

Ahmed Arif’in 6 yaşına kadar olan çocukluğu Diyarbakır’da bu evde geçti. 6 yaşında iken günümüzde Balıkçılarbaşı Postanesi olarak hizmet veren binadaki Sübyan Mektebi’ne kaydı yapılır. Bu sırada babası Siverek’in Karakeçi bucağına nahiye müdürü olarak atanınca kendisinin kaydı da Siverek İlkokuluna alınır ve ilkokulu burada bitirir. Babasının Karakeçi Bucağı nahiye müdürlüğü ile Harran kaymakam vekilliği görevleri 12 yıl sürer... Bu yıllarda Siverek ve Harran’da yaşayan Ahmet Arif Kürtçeyi, ata binmeyi, öğrenir. Burada bir başka şeyi daha öğrenir Ahmed Arif. Kendi deyimi ile “kavgayı...”

Ahmed Arif İlkokuldan sonra yeniden Diyarbakır’a ninesi Ayşe hanımın yanına döner. Orta Okula burada, Diyarbakır’da başlar. Sonra naklini Urfa’ya yaparlar. Urfa orta okulundan 1942 yılında mezun olunca babası  onu Afyon Lisesine yatılı olarak gönderir. Burada liseyi bitirip askere giden Ahmed Arif, 1947 yılında  Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe bölümüne kaydını yaptırır.

Şiire orta okul yıllarında başlayan Ahmed Arif, üniversite yıllarında dilden dile dolaşan onlarca şiir yazdı. İşte, 33 Kurşun şiiri bu yılların ürünüdür...

İlk ve tek şiir kitabı “Hasretinden Prangalar Eskittim”  1968 yılında Bilgi Yayınevi tarafından yayımlanır. Kısa sürede ve peşpeşe yeni baskılar yapar ve kendi alanında rekor kırar...

Ankara’da yaşayan Ahmed Arif, 26 Haziran 1967 günü  Aynur Hanımla evlenir. Bu sırada Halkçı Gazetesinde çalışıyordu. Artık düzenli ve mutlu bir hayatı vardır. 13 Aralık 1972 günü oğlu FİLİNTA’nın doğuşu mutluluğunu doruğa çıkarır.

1977 yılında emekli olur.

Bu yıllarda göğsünün sol yanında ağrılar başlar zaman zaman kalbi de sıkışmaktadır.

Doktorlara gidip muayene olduğunda her ne kadar “Bir şeyin yok...” deniyorsa da bu dert Ahmed Arif’in peşini bırakmaz. Sonuçta  2 Haziran 1991 Pazar günü  geçirdiği bir kalp krizi sonucu hayata gözlerini yumdu.

Ölümü sanat ve edebiyat çevrelerinde üzüntü yaratan Ahmed Arif’in cenazesi ertesi gün  Maltepe Camiinde kılınan namazdan sonra Cebeci mezarlığında toprağa verildi...

Cenazesine katılan binlerce hayranı Onun “Dağlarına bahar gelmiş memleketimin” adlı şiirinden bestelenen türküyü söyleyerek ve alkışlar arasında uğurladılar...

            Haberin var mı taş duvar,                                                                                    

            Demir kapı, kör pencere,

            Yastığım, ranzam, zincirim,

            Uğruna ölümlere gidip geldiğim,

            Zulamdaki mahzun resim,

            Haberin var mı?

            Görüşmecim yeşil soğan göndermiş,

            Karanfil kokuyor cıgaram,

            Dağlarına bahar gelmiş memleketimin...

 

----------------------------------------------------------------------------

BİLGİ NOTU:; Günümüzde  Ulucami’nin kuzeyinde, Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi’nin bitişiğinde bir süre önce açılan  “Ahmed Arif Kültür Müzesi’nin, şairimizle uzaktan yakından ilgisi olmadığı bilinmelidir. Bu ev aslında Diyarbakır’ın tanınmış ailelerinden Nezir Atçı’ya ait  bir evdir. Ancak, doğduğu ev olmasa bile Ahmed Arif adına böyle bir müzenin oluşturulmuş olması önemli elbette… Bilginize sunulur… M.M.

 

 

Bu yazı toplam 1073 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.