1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. AHMET HAMDİ TANPINAR
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

AHMET HAMDİ TANPINAR

A+A-

 

tahir şilkan  24 Ocak 1962 yılında yaşamını yitiren edebiyatımızın usta yazarı Ahmet Hamdi Tanpınar, hem şair ve yazarlığı hem de edebiyat tarihimize kattığı önemli ders kitaplarıyla anımsanması gereken yazarlardandır. 61 yıllık yaşamında edebiyat tarihimizde iz bırakan eserler yazmıştır. Huzur, Sahnenin Dışındakiler ve Mahur Beste bir üçleme olarak da okunabileceği gibi tek tek de okunabilecek romanlardır.

Huzur, hem bir aşk hem de Tanpınar’ın İstanbul’a olan derin sevgisinin romanıdır. Huzur gerçekte bir "Huzursuzluk "romanıdır. Ahmet Hamdi Tanpınar, çok etkili bir roman diliyle, derin bilgi ve kültür birikimini yansıtan  geçmiş kültürlere  (ama Selçuklu ve Osmanlı ile sınırlı) yaslanan yaşam felsefesini yansıttığı  en yetkin romanıdır. 

 Ahmet Hamdi Tanpınar, geçmiş kültür birikimini anlatırken Anadolu topraklarındaki Selçuklulardan önceki uygarlıkları yok sayarak anlatma yolunu seçmiştir. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın şiirsel bir dille anlattığı " Beş Şehir",  (Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul) kaybolan değerlere duyulan üzüntüyü öne çıkaran bir anlatıdır.

 Öncesi ve sonrası ile Kurtuluş Savaşı dönemini anlatan Sahnenin Dışındakiler" de; İstanbul'u, çeşitli kesimlerden insanları, en çok da"Sahnenin dışında" kalan insanları anlatır. Anadolu'da ölüm- kalım savaşı olarak nitelenen bir mücadele sürerken, bu mücadelenin dışında kalmış, bu mücadeleye bağlanmamış İstanbul insanlarının hayatını, ekonomik, sosyal değişimlerini çok etkili bir roman kurgusu içerisinde anlatır. 

"...Bundan otuz, kırk sene evvel insanlar, sadece iş veya eğlence için bir yere gelmezlerdi. Hatta asıl birleştirici şey, bunlar değil ibadetti. İman dediğimiz duyguyu içinde duysun  veya duymasın herkes evinden çıkarken onun kisvesine bürünürdü. İman sadece bizi Allah'a bağlayan bağ değil, müşterek kıyafet, yüz ifadesi, muaşeret şekli, hulâsa cemiyet hayatında nezaket ve merasim dediğimiz şeylerin, yani karşılıklı münasebetlerin tek kaynağıydı. Onu içlerinde gereği gibi bulamayanlar, yahut onun emirlerine gereği gibi itaat etmeyenler de sanki her evin taşlığında, veya kapının yanı başında küçük bir dolap varmış gibi onun hâllerini, o kendinden geçme, çok yüksek bir varlığa bağlama ve tevekkül maskesini yüzlerine geçirmeden dışarıya çıkıp insanların içine karışmazlardı..." 

 

Bu yazı toplam 590 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.