• Diyarbakır27 °C
  • Batman24 °C
  • Mardin28 °C
  • Bingöl26 °C
  • Bitlis19 °C
  • Elazığ28 °C
  • Erzincan23 °C
  • Şanlıurfa29 °C
  • Erzurum20 °C
  • Ağrı25 °C
  • Gaziantep25 °C
  • Hakkari23 °C
  • Muş25 °C
  • Siirt29 °C
  • Van23 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ahmet Türk;’’ 'Değişim ve dönüşümü gerçekleştirenler Kürtlerdir’’
11 Aralık 2013 Çarşamba 12:30

Ahmet Türk;’’ 'Değişim ve dönüşümü gerçekleştirenler Kürtlerdir’’

Türk, "Kürtler hak ve özgürlük talebinde bulundukları zaman sistem ve resmi ideoloji, bu sistemi korumaya çalışıyor. ‘’

ANKARA (DİHA) - Demokratik Toplum Partisi'nin (DTP) Anayasa Mahkemesi'nin kararı ile kapatılmasının üzerinden 4 yıl geçti. Kürt sorununda ısrar edilen çözümsüzlük politikalarının siyasal alandaki yansıması olan Kürt siyasal partilerine dönük yönelimden son olarak 11 Aralık 2009 tarihinde kapatılan DTP nasibini aldı. "Türkiyelilik" üst kimliği önerisi ile her bölge ve özerk birimin kendi renkleri ve sembolleriyle demokratik öz yönetimini oluşturması talepleriyle siyaset yürüten DTP'nin eş genel başkanı olan Ahmet Türk, "Evet partimizi kapatmakla büyük bir haksızlık yaptılar, ama bütün kapatmalara rağmen ısrarla direnmemiz ve mücadele etmemiz, meşruluğumuz ve haklılığımızı bir yerde ortaya koydu" dedi.
Kürt sorununda AKP'nin uyguladığı tasfiye ve inkar politikaları Kürtlerin kurduğu siyasi partilere yaklaşımda da değişmedi. Hükümetin önce "Kürt açılımı" dediği, ardından "Demokratik açılım" en son olarak da "Milli Birlik ve Beraberlik Projesi" adını verdiği "açılım!" projelerinden de Kürt partilerine baskı, tutuklama ve kapatmadan başka bir şey çıkmadı. Kürtlerin legal alanda siyaset yapmaya başladıkları 1989 yılından beri uygulanan politikalarda değişen şey ise kapatma ve tutuklamalar oldu. 1989 yılında Halkın Emek Partisi'nin (HEP) kurulmasıyla başlayan siyasi gelenek ÖZDEP, DEP, HADEP, DEHAP, DTP ve BDP ile ya kapatılmaya ya da baskıya maruz kaldı. 

Orhan Doğan ve Hatip Dicle'nin ardından 4 Mart 1994'te Leyla Zana ve diğer milletvekilleri gözaltına alındı ve 17 Mart'ta Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi'ne konuldular. 3 Ağustos 1994'te tutuklu bulunan 6 eski milletvekiliyle başlayan DEP davası, 8 Aralık 1994'te sonuçlandı. Mahkeme sonunda Diyarbakır milletvekilleri Hatip Dicle ve Leyla Zana ile Şırnak milletvekilleri Orhan Doğan ve Selim Sadak'a Türk Ceza Kanunu'nun "Örgüt üyesi olmak" fiilini düzenleyen 168/2 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun ceza artırımını öngören 5. maddesi uyarınca, Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından 15'er yıl ağır hapis cezası verdi ve karar, Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından da onandı. 

 

DTP'ye yönelik baskı ve kapatılma süreci

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 16 Kasım 2007'de DTP hakkında Anayasa Mahkemesi'nde kapatma davası açtı. İddianamede partinin 8 milletvekili ile 221 DTP'linin siyasetten yasaklanması istendi. 121 sayfalık Başsavcılık iddianamesinde partinin kapatılması istemine dayanak olarak 141 neden sıralandı. DTP'nin kapatılma sürecinde de hükümet yetkilileri

DTP'ye "PKK ile arana mesafa koy" baskısı yaparak bunu sürekli gündede tutması, İzmir'de DTP konvoyunun saldırıya uğramasının ardından 26 Kasım'da, Başbakan Tayip Erdoğan "bayrak açtırmayacağız" dedi. Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ise, "DTP kendini kapattırmaya çalışıyor" diyerek DTP'nin kapatılmasın dair sinyalleri veriyordu. Devletin üst düzey isimlerin gelen bu açıklamaların ardından Anayasa Mahkemesi, oy birliğiyle 11 Aralık 2009 tarihinde DTP'nin kapatılmasına karar verdi. Mahkeme, 37 kişiye 5 yıl siyaset yasağı getirilirken, Genel Başkan Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk'un milletvekilliğinin düşürülmesi kararlaştırıldı. Aynı süreçte DTP'liler, sine-i millete dönme kararı aldı.
Alınan sine-i millet kararının etkisi büyük olurken, Meclis çatısı altında siyasetten vazgeçilmemesi için STK'lerin araya girmesi ile siyasete devam kararı alındı. Kapatılan DTP'nin milletvekilleri ve belediye başkanları düzenlenen törenlerle BDP'ye geçti. 

'Değişim ve dönüşümü gerçekleştirenler Kürtlerdir'

Kürtlerin her zaman antidemokratik yasa ve anlayışlarının kurbanı olduğuna kaydeden  Ahmet Türk, "Kürtler hak ve özgürlük talebinde bulundukları zaman sistem ve resmi ideoloji, bu sistemi korumaya çalışıyor. Türkiye'nin gerçek toplumsal yapısının dışında bu meselelere yaklaşıyor. Bir değişim ve dönüşüm oluyor ve bu değişim ve dönüşümü gerçekleştiren Kürtlerdir ve mücadelesidir. Bunu görmemiz lazım. " dedi. 

 

'Kapatmalara rağmen ısrarlı mücadelemiz sonucunda meşruluğumuzu ortaya koydu'

DTP'de Kürt mücadelesinin haklılığını ispatlamak için çabalarının olduğunu hatırlatan Türk, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Orada yaşadığımız birçok şey vardır. Oradaki birçok anlayışlara mücadelemizin haklılığın ispatlamak için birçok çabamız oldu. Ama anlayışı bir türlü değiştirmek mümkün değildi. Bugün inkar edenler bile Kürtlerin bir halk olduğunu, hakkının ve hukukun olduğunu görmeye başladı. Bu çok önemli. Belki bu kapatmalar toplumsal gerçeği çok doğru bir şekilde ortaya koydu. Evet partimizi kapatmakla büyük bir haksızlık yaptılar, ama bütün kapatmalara rağmen ısrarla direnmemiz ve mücadele etmemiz meşruluğumuz ve haklılığımızı bir yerde ortaya koydu." 

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
SEÇTİKLERİMİZ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tigris Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 412 229 20 03-0538 334 53 75 | Haber Yazılımı: CM Bilişim