• Diyarbakır9 °C
  • Batman11 °C
  • Mardin8 °C
  • Bingöl6 °C
  • Bitlis3 °C
  • Elazığ8 °C
  • Erzincan4 °C
  • Şanlıurfa11 °C
  • Erzurum2 °C
  • Ağrı3 °C
  • Gaziantep10 °C
  • Hakkari3 °C
  • Muş3 °C
  • Siirt9 °C
  • Van5 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Albert Gabriel’i tanıyor musunuz?
18 Ocak 2016 Pazartesi 16:05

Albert Gabriel’i tanıyor musunuz?

Albert Gabriel’e göre Türkler inançlarını ve düşüncelerini taşa, demire, tahtaya, çiviye, renklerle ve şekillerle kazımıştır. Dünyanın en büyük kent surlarından biri olarak bilinen Diyarbakır Surları’nın yıkımını engellemiş, surları yok olmaktan kurtarmış

Albert Gabriel kendi ülkesinde bile unutulmaya yüz tutmuş bir isim. Sanat tarihçisi, mimar, arkeolog, ressam ve gezgin Albert Gabriel, Anadolu sanatları araştırmalarının öncüsü. Albert Gabriel’in özel hayatıyla ilgili elimizde bulunan en büyük kaynak, ölümünden sonra Prof. Pierre Pinon tarafından gün ışığına çıkarılan Bar-sur-Aube’daki evinde bulunan kişisel eşyalar, mimari çizimler, yazışmalar, notlar ve yayımlanmamış 300’ün üzerinde suluboya resimleri.

 

İslam arkeolojisine duyduğu ilgiyle ön plana çıkan Albert Gabriel, 1956 yılında İstanbul’dan ayrıldı. Ömrünü yarısını geçirdiği Türkiye’de kırkın üzerinde seyahat düzenledi. Anadolu eserlerine hayranlığı Rodos ve Kıbrıs’ta filizlenmeye başlamıştı. 1911-1913 yılları arasında Türkiye’ye duyduğu ilgi artınca araştırmalarına hız kazandırdı.

 

Türkiye’ye 1908 yılında gelen Albert Gabriel, başta İstanbul ve Bursa’yı gezdi. İstanbul’dan sonra Bursa’ya büyük bir ilgiisi olduğu bilinir. Türk sanatının nadide örneklerini bünyesinde barındıran Bursa’nın bozulmamış kent dokusu Gabriel’i kendine çekmiş.  İstanbul ve Bursa gezilerinde oluşan hayranlık bir yıl sonra yapacağı İzmir ve Milet gezileri için referans oldu.

 

Gabriel, Türk hükümetinin isteğiyle 1925’ten 1960’lara kadar tarihi yapıların araştırılıp korunması ve restorasyonu üzerine birçok rapor hazırladı. Akademik hayatı 1926 yılında İstanbul Üniversitesi’ne profesör olarak atanmasıyla başlamıştı. 6 yıl bu görevini sürdüren Albert Gabriel, İstanbul’da Fransız Arkeoloji Enstitüsü’nü kurdu. Anadolu’daki Türk anıtlarını, yapılarını, mimari öğelerini teker teker inceleme fırsatı yakalayan Albert Gabriel, Anadolu ve Türk sanatını dünyaya tanıttı. Anadolu araştırmalarına Kütahya, Afyon, Akşehir, Konya, Karaman, Niğde, Nevşehir, Aksaray, Kayseri, Amasya, Tokat, Sivas, Mardin, Urfa, Diyarbakır, Bitlis, Hasankeyf gibi birçok il, ilçe ve köydeki anıtsal eserlerle devam etti. Ancak çalışmaları sadece akademiyle sınırlı kalmadı. Albert Gabriel bilim insanı kimliğinin yanı sıra, gezdiği, incelediği yerleri özenli bir şekilde tasvir edip, fotoğrafladı, başarılı çizimlerle belge niteliğindeki yazmalar bıraktı. Osmanlı saraylarının ve Yedikule Zindanları’nın rölövelerini çıkardı. Türkiye’de anıt arkeolojisinin kurucusu olarak kabul edildi. Anıtların ayrıntılı planları, kesitleri, önden görünüşlerini çizdi, fotoğraf çekip hatta bazen suluboya resimlerini yaptı.

Anadolu’daki araştırmalarını yaptıktan sonra sayısız konferans verdi, makaleler, yazılar yayımladı. İstanbul’un ilk nazım planını hazırlayan ve uygulayan Henri Prost, Albert Gabriel’i “Fransa’nın Türkiye’deki büyükelçisi” olarak tanımlamıştır.

 

Albert Gabriel’e göre Osmanlı mimarisi her dönem taklitçilikten uzak durmuştur. Kendinden önceki mimarileri sentezleyip farklı yorumlayarak bir Osmanlı mimari üslubu ortaya koymuştur. Gabriel aynı zamanda Türk mimarisini Orta Asya’dan da önceye tarih öncesi zamanlardan günümüze kadar farklı şekillerle devam edip eserler vermiş bir medeniyet olarak dünyaya tanıttı.

 

Albert Gabriel’e göre Türkler inançlarını ve düşüncelerini taşa, demire, tahtaya, çiviye, renklerle ve şekillerle kazımıştır. Çin Seddi’nden sonra dünyanın en büyük kent surlarından biri olarak bilinen Diyarbakır Surları’nın yıkımını engellemiş, surları yok olmaktan kurtarmıştır. Albert Gabriel, Diyarbakır anıtlarının etüdünü yapan ilk kişidir. Hazırladığı planlar ve kesitler bugün bile kentin mimarisiyle ilgili bütün araştırmaların temelini oluşturur. Onun tabiriyle Diyarbakır surları “bir anıtlar ve kitabeler manzumesidir”. Sanat eseri olarak dünyada tek örnektir. Dolayısıyla uzunluk-kısalık ölçütüyle değerlendirilemez. rdüncü demeniz gerek. Çin Seddi, İstanbul surları, Antakya Surları ve Diyarbakır surları.

Ama bu ölçüm hakkaniyetli olmaz. Çünkü Diyarbakır, yani kadim Amida Surları kendi janrında tek örnektir.

 

Albert Gabriel’den geriye evinde bulunan kişisel arşivi dışında 1927 yılında yayımlanan İstanbul camileri konulu bir eseri, 1928 yılına tarihlenen Türk minyatürlerinin de için bulunduğu bir el yazması ve en kapsamlı eseri Anadolu’daki anıtları içeren üç ciltlik yazmadır.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
SEÇTİKLERİMİZ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tigris Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 412 229 20 03-0538 334 53 75 | Haber Yazılımı: CM Bilişim