1. YAZARLAR

  2. İshak Karakaş

  3. Anayasal vatandaşlık
İshak Karakaş

İshak Karakaş

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Anayasal vatandaşlık

A+A-

Türkiye'nin içeride de dışarıda da en önemli sorunlarının sebebi hâlâ bir toplum olamamasından kaynaklanıyor. Toplum olamaması da birçok sebebin yanı sıra demokrasisini inşa edememesinin sonucu. Bu ikisinin nedeni ise artık dünyada pek de geçerliliği kalmamış bir devlet ve vatandaşlık ilişkisi ve anlayışında yatıyor ki bu üç mesele de bir yandan da birbirini karşılıklı etkiliyor, güçlendiriyor.

Amerika Birleşik Devletleri ve önce Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği, sonrasında da Rusya ya da Bağımsız Devletler Topluluğu'nun 20'nci yüzyıl boyunca ve 21'inci yüzyılın başındaki dinamizmi ve gücü, Avrupa'nın göçmen alımıyla paralel iktisadi toparlanışı ve Avrupa Birliği'nin sağladığı imkanlar ve zenginleşme, bütün bunlar çokulusluluğu, çoğulculuğu demokrasinin olmazsa olmazı haline getirdi. Ulus devletlerin doğduğu eski kıtada etnisiteye dayalı toplumsal formasyonlar ya kendi kendine dağıldı ya da iradi olarak terk edildi. Anayasal vatandaşlık anlayışının yükselişi Batı demokrasilerinin kurtuluşu oldu. Küresel endüstri ve ticaretin önündeki engeller kalktı ya da ekonomideki küreselleşme siyasi çoğulculuğun yayılmasınının hızını artırdı. Her halükârda dünyanın çoğu ülkesi, özellikle de gelişmişleri vatandaşlarını anayasaya bağlıkları kriterleri ile tanımlıyor artık.

Elbette Batı'da da milliyetçiliğin, ırkçılığın yükseldiği dönemler oluyor ama bu yüzden o ülkeler anayasalarını bizdeki sıklıkla değiştirmiyorlar, her güncel gelişme ve iktidar değişikliği anayasa paketleri getirmiyor onların parlamentolarının gündemine.

Türkiye'de ise resmi ideolojide de, anayasada da ve güncel siyasette de ırka dayalı vatandaşlık anlayışı ve tanımı hakim. Bu da bu ülkenin yönetilememesi sonucunu beraberinde getiriyor, ülkeyi dış politikada sıklıkla çıkmaz sokaklara sokuyor.

Aslında Türkiye'nin Suriye politikasının iflası ve bunun ülke içinde yol açtığı sorunlar ve uluslararası toplululukta Türkiye aleyhine gelişen etkileri tam da işte Türkiye'deki ırka dayalı vatandaşlık anlayışını ortaya koyuyor. Daha başından Suriye'de Kürtler'in karşısına ittifak olarak Türkmenleri çıkarmaya çabalayan Türkiye'yi bu yönde harekete geçiren neydi? Anayasal bağ ile kendisine bağlı milyonlarca Kürdün sınırın hemen ötesindeki akrabalarının karşısında Türkmenleri tercih etmesinin sebebi? Irksal bir tercih değil miydi bu? Oysa Türkiye gibi çok etnisiteli bir coğrafyadaki devlet ırksal bir temelde yükselmemeliydi.

Suriye'de daha sonra mezhepsel tercihlere yönelse de Türkiye'nin bu tutumu bütün Ortadoğu'da dış politikasının belirleyicisi olarak kalıyor. Kerkük'te çekilen Kürt bayrağına ilişkin gösterilen tepkiler de aynısı. Kürt kazanımlarının karşısına yine etnik bir diplomasi ve Türkmen kartıyla çıkılıyor.

Bunun dış politikadaki geçersizliği ve ülke içinde yol açacağı sosyolojik etkiler, Kürt vatandaşlarının ne hissedeceği iktidarın ve devletin umrunda değil.

Ama işte bu da Türkiye toplumunu ve demokrasisini temelinden sarsıyor.

Toplumsal barış da, demokrasi de bu ülkeye anayasal vatandaşlıkla gelecek.

 

Bu yazı toplam 7415 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.