1. YAZARLAR

  2. Yakubi Doktor

  3. ANEKDOTLAR/4
Yakubi Doktor

Yakubi Doktor

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

ANEKDOTLAR/4

A+A-

 

*


Gece gibi çökmüş üstüme, sensiz solan her an. Pusu gibi çekmiş içine beni, seninle geçen zaman. Pisi  pisi, kedi gibi girmiş kapana bu ruh; seninle ya da sensiz hepsine “Tamam”.

Sen ki bana hangi zamandan çıkıp da geldin?

Sen ki beni hangi romandan çekip de aldın?

Sen ki seni, hangi şiirden söküp de hayatıma kattın? 

*

Bir sandık saklıyorum anahtarını öteden beridir yuttuğum. Ne şairlerden ne mısralar, ne yazarlardan ne cümleler var için(m)de saklı tuttuğum.

Bir çift çocuksu bakış firari ve avare, kalabalıkta şaşkın…
Çok kızıyorum.
“Çabuk dön yerine, seni düşünce sızıntısı” diye azarlıyorum.

“Şimdi biri görecek… Biri pişirecek… Biri yiyecek… Biri hani bana hani bana diyecek… Hepten bakışsız kalacağım”

Gözümden biriktirdiğim bir avuç da yağmur vardı. O çürütmüş olmalı tahtaları. Baş belası nem ve kalp romatizmaları.

Ben en çok kendimi incitmeyi sevdim. Önce başkalarını incitmek; ne külfetli iş. Çürür en sağlam olan düş.

Kim ne yapsın; o sandığı, hepsini denize dök:

İçinde; bir yığın küflenmiş umut ve bir boğum toprak arayan kök.

 

*

DİP NOT: Ucu sonu görülemeyen okyanuslar gibidir umutlarımız.
Belki, bir gün, ufuk çizgisini takip ederek de karaya ulaşırız.

Umut ve UNUT, sadece birkaç harflik mesafelerle ilerler. Çoğu zaman yan yana. Birde toplanmış bulut varsa ufukta… Vakti gelmiştir a... Şeyin işte anlayın ağ... Yani ağl...

 

Bu yazı toplam 1810 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.