1. YAZARLAR

  2. Zeynep ABBASOĞLU

  3. ANKARA KOLEJİ
Zeynep ABBASOĞLU

Zeynep ABBASOĞLU

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

ANKARA KOLEJİ

A+A-

Hani hep derler ya, “Keşke o yıllara dönebilseydik, şimdiki aklımız ile”. Kendi adıma, böyle bir şey mümkün olsaydı bile, yaptıklarımın değişeceğine pek ihtimal vermiyorum. Hatta bir adım ileri gidip şunu bile söyleyebilirim, ben de bu söz tersine işlemiştir. Bu yıllardayım, ama o yaşlardaki aklımdayım hala.

Ankara Kolejini ve arkadaşlarımı çok sevdim, ailemden çok onlar ile vakit geçirdim, ama o yine de o yıllar toz pembe değil hatıralarımda. İlk aklıma gelen küçücük çocuk iken özel derslere başladığım ve liseden mezun olana kadar da bunun böyle devam ettiği. Hayatımın büyük kısmı özel ders aldığım hocalarla geçerdi o yıllarda. Bazı derslere yalnız giderken, bazı derslere üç dört arkadaş beraber giderdik. Bir zaman sonra o kadar profesyonelleşmiştik ki,  derse gidiyormuş gibi yapıp, hem dersin parasını cebe atar, hem de hayali ders saatlerinde,Tunalı Hilmi Caddesi’nde bir güzel vakit öldürürdük.

            Lise hayatımın tuhaflıklar ile dolu olacağının sinyallerini, ergenlik ile beraber vermeye başlamıştım. İlk talihsizlik okulun başladığı hafta buldu beni. Okul çıkışı arkadaşım ile bindiğimiz taksi dolmuşta, hararetli bir şekilde yeni tanıdığımız lise hocalarımızı çekiştirmeye başlamıştık ki ön koltuktan bir ses, arkaya dönüp “Adınızı, soyadınızı ve sınıfınızı yazın bir kağıda” dedi. Şansızlığın bu kadarı da fazlaydı artık. Ön koltukta oturan kişinin, üniversite yıllarında hayranı olduğum ve haftanın en az iki günü dinlemeye gittiğim, şarkıcı Alpay’ın eşi Bilge Hoca olduğunu ertesi gün uzaklaştırma cezası aldığımızda öğrenmiştik.

Derken hiç hesapta olmayan bir şey oldu ve yan sınıfta daha önce hiç görmediğim kıvırcık saçlı, upuzun boylu bir oğlan ile göz göze geldim. Eros ilk okunu fırlatmıştı. Artık okula gitmenin en güzel yanı onu görmekti. En yakın arkadaşım Nur ile okulu asmaya ve sigara içmeye başlamıştık.  Günde bir litre su içmeye  çabalar gibi, günde 1 paket sigarayı zorla bitirerek  alışmaya çalışırdık. Ailelerimiz birbirimizi azdırdığımızı düşünerek arkadaşlığımızı minimum seviyede tutmamız gerektiğini düşündüler, ama bunu hayata geçiremediler. Okulu astığımız günlerde Tunalı Hilmi Caddesi’nde iki katlı bir kafeye gider, üst katında yer minderlerine oturur ve artık iyice alıştığımız sigarayı tüttürürken, yüksek sesle çalan “Hotel California” şarkısına eşlik ederdik. Sevgili arkadaşım Otel California olmasa da şu an Manhattan da bir Türk otel zincirinin genel müdürü. Sigaraya başlamak kolay olmuştu bizim için ama yıllar sonra bırakmam o kadar da kolay olmadı.

Sene sonunu bir rekor ile kapatmıştım. Karnemde 11 zayıf vardı. Babam bana zorla bir şey yaptırmanın mümkün olmadığını bildiği için, “Sen bilirsin ne halin varsa gör” dedi. On bir dersi  bütünlemede vermek deveye hendek atlamak ile eş değerdi. Bu, bir bakıma kendimi test etme, sınırlarımı belirleme fırsatı oldu bana. Üç ay boyunca uyku dışında hep ders çalıştım ve bütün derslerden çok yüksek notlar ile lise 2’ye ve okul tarihine geçtim. Babam geçirdiği şokun etkisiyle,  bir gazeteci arkadaşına durumu anlatınca  “Kolejin en akıllı kızı, 3 ay çalışır 9 ay yatar” başlığı ile bir haber yapmıştı.

Peki, 13 dersin hangi ikisinden den direkt geçtiğimi merak etmiyor musunuz?

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 856 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.