1. YAZARLAR

  2. Zeynep ABBASOĞLU

  3. ANKARA’NIN BAĞLARI
Zeynep ABBASOĞLU

Zeynep ABBASOĞLU

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

ANKARA’NIN BAĞLARI

A+A-

‘Kardeş payı’, insanın yüreğini ısıtan, eşit bölüşmenin,  bölüştürmenin güzelliğini anlatan bir söz.

Çoğumuz,  kendimizi ölümsüz zannederek,  şu geçici dünyada,  sadece kısa bir konukluk için bulunduğumuzu unutuyor, dünya malının dünyada kaldığı gerçeğini yok sayarak yaşamaya devam ediyoruz.

İnsan bu dünyada en çok kime güvenir ya da güvenmelidir?  Bu soru bana bir kaç ay önce sorulsaydı, vereceğim cevap şimdikinden çok farklı olurdu. Şimdiki çok açık bir şekilde ‘sadece kendine güvenmelidir,’ diyorum.

İnsan bu dünyada yalnız mıdır? Evet, yalnızdır. Yalnızlık bazen somut, bazen de soyut bir duygu. Dışardan bakıldığında kalabalıklar içindesindir; ailen, dostların, arkadaşların vardır. Gel gör ki içinden bir ses aslında senin yalnız olduğunu, ailende az sevildiğini, kardeşinin daha çok sevildiğini sana fısıldar. Anne çocuklarını ayırmaz deseler de,  sen ayırdığını düşünürsün ve en fenası” Hiss-i kabl-el vuku” sözü günün birinde gerçek oluverir.

            Son yıllarda televizyon dizilerini izlemeyi bırakmıştım, “Yok artık bu kadar da saçma senaryolar olmaz,“ diyerek. Ben bu kadarı da olmaz derken,  Brezilya dizilerine taş çıkartacak bir senaryonun ailemdeki senaristler tarafından yazıldığını ve oynandığını inanın gözümle görsem, kulağımla duysam inanmazdım.

Başta inanmadım, inanmak istemedim. Sonraki günlerde bu olayı duyanların bana acıyacağı duygusuna kapıldım ve sırrımı içime atıp, ben kendime acımaya başladım. O kadar acıdım ki kendime,  kendimi nasıl avutacağımı bilemedim.  Kuyruğu dik tutmaya çalışıp kimselere anlatmazken, neden bunları beni okuyan herkese duyurmak istediğim hakkında hiç bir fikrim yok. Belki kulağınıza küpe olsun, aklınızın bir köşesinde bulunsun istedim, belki onlar yaptı siz yapmayın, demek istedim, belki de sizi sırlarıma ortak edip acımı hafifletmek...

Ailemden çoğu kimse ile görüşmüyorum artık. “Kan bağı”  sadece edebi bir sözcük benim için.  Son günlerde kendimi, uzun yolda görmeye alışık olduğumuz boş, kurak arazin orta yerindeki tek ağaç görüntüsü ile özdeşleştiriyorum. Etrafımda uçuşan kuşlar ise, gönül bağım olan dostlarım.  

Can dostum, cesur insan, Oktay Etiman’ın evinin duvarındaki tek ağaç fotoğrafına zaman zaman dalar giderdim. Bunların ardıç ağacı olduğunu doğada yalnız olduklarını ve onun için mücadeleyi, tek başınalığı temsil ettiklerini anlatmıştı bana. Bugün kendisini arayıp bana da bir tane yaptırtmasını rica ettim. Bu fotoğrafı 20 sene önce çektiğini ve akşam ilk işinin negatiflerini bulmak olacağını söyledi. Her sıkıntımda yanımda olan can dostum...

Bir duygudan başka bir duyguya geçişim çok hızlı olabiliyor. Yazıya başlarken hissettiğim en yoğun duygu kırgınlık idi. Şu an hissettiğim daha çok, bir kabulleniş ve ilahi adaletin varlığına inanma isteği.

Aklımdan bir kaç kalıp cümle geçip duruyor. ”Sen de mi Brutus?” bunlardan biri.  Sezar’ın sırtından hançerlendikten sonra, yakın dostu Brutus’e dediği gibi ”Sen de mi kardeşim?” diyebilmek isterdim. Ya da Ankara’nın yerlisi olan sevgili aileme şöyle daha neşelisinden bir şeyler fısıldamak belki...

            ”Ankara’nın bağları da büklüm büklüm yolları,

Ne zaman sarhoş oldun da kaldıramıyon kolları.”
 

Sağlık olsun, bağlarınız sizin olsun, ama yine de aşk olsun size!

       

         

Bu yazı toplam 653 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.