• Diyarbakır7 °C
  • Batman5 °C
  • Mardin7 °C
  • Bingöl2 °C
  • Bitlis1 °C
  • Elazığ1 °C
  • Erzincan-1 °C
  • Şanlıurfa12 °C
  • Erzurum-4 °C
  • Ağrı-2 °C
  • Gaziantep9 °C
  • Hakkari0 °C
  • Muş2 °C
  • Siirt7 °C
  • Van1 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Anne karnında kalp hastalığı tanısı mümkün
15 Aralık 2016 Perşembe 12:57

Anne karnında kalp hastalığı tanısı mümkün

Anne karnında kalp hastalığı tanısı mümkün

 

Bebeğinizin anne karnındaki birçok hareketi ultrason yöntemleriyle gözlemlenebildiği gibi bebeğin fetal ekokardiyografi yöntemiyle kalp hastası olup olmadığı da anlaşılıyor.

Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Süheyla Özkutlu, fetal ekokardiyografinin eğitimli ve deneyimli bir uygulayıcı gerektiren, çok zaman alan özellikle kompleks konjenital kalp hastalıklarında doğru tanıya ulaşmak için birkaç çalışmaya ihtiyaç gösteren, ama bebeğe ve anneye bilinen bir zararı olmayan bir tanı yöntemi olduğunu söyledi.

Anne karnında ağır kalp hastalığı olan bebeklerin tanı ve tedavileri için 3. basamak hastaneler gerektiğini belirten Prof. Dr. Özkutlu, bu referans merkezlerinde ailelere hekimlerinin konu ile ilgili geçmişi, bilgi ve deneyimleri, hastalıkla ilgili son tedavi yöntemleri ve sonuçları hakkında güncel bilgi verilmesi gerektiğini ifade etti. Kroner kalp hastalığı olduğu için bebek doğurma riski olan annelere 18-22 hafta arasında veya anormal bulgular saptandığı zaman mutlaka fetal ekokardiyografi yapılması gerektiğine işaret eden Özkutlu, “Annenin 35 yaş üzerinde olması, hamilelikte şeker hastalığının saptanması, anne, baba, kardeşler ve yakın akrabalarda doğumsal kalp hastalığı bulunması, annenin fenilketunuri hastası olması, annenin hamileliğinin 12. haftasından önce kızamıkçık, parvovirus ve koksaki virus hastalığı geçirmesi, annede kolajen doku hastalığı bulunması, annenin teratojenik ilaçlar kullanması, daha nadir olarak ailenin endişelerinin giderilmesi, bebekte kardiyovasküler sistem hastalıklarından şüphelenilmesi veya saptanması, bu hastalıkların dışındaki hastalıkların varlığında veya şüphe edilmesinde bebeğin kalp hızında değişiklikler olması gibi durumlarda fetal ekokardiyografi gerekmektedir” diye konuştu.

Prof. Dr. Süheyla Özkutlu, günümüzde fetal ekokardiyografi ile kardiyovasküler sistem morfolojisinin tanımlanıp, kalp ritmi ve hızı, dolaşım fonksiyon bozukluğu değerlendirilerek aritmilerin ve fetal kardiyak fonksiyonların monitörizasyonu ile aritmi ve kalp yetmezliğinin tedavisi ve takibinin yapılıp, anneye uygulanacak tedavinin fetustaki yan etkilerinin izlenebildiğini belirtti. Belirgin bir kalp hastalığı olan veya intrauterin dönemde ağır kalp hastalıkları grubunda olup, gebeliğin sonlandırılabileceği ancak gebelik yaşı nedeniyle sonlandırılamayan veya ailenin sonlandırmayı tercih etmediği vakalarda doğum zamanının ve şeklinin belirlenmesinde kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarına fikir verildiğini söyleyen Özkutlu, doğumun yenidoğan için tıbbi ve cerrahi tedavilerin yapılabileceği bir merkezde yaptırılmasının önerildiğini vurguladı.

Doğumdan sonra cerrahi yöntemlerle tam düzeltmenin mümkün olmadığı ve intrauterin dönemde ağır kalp hastalıklı gruptaki fetuslarda gebeliğin 24 haftadan veya yasal olarak belirlenen bir süreden önce sonlandırılabilme olasılığının olduğunun aileye anlatıldığını da belirten Prof. Dr. Süheyla Özkutlu, “Genetik danışmanlık verilmesi için aile yönlendirilebilir. Genetik olarak gebeliğin sonlandırılmasının bir alternatif olmadığı durumlarda mevcut kalp hastalığının ağırlığına göre gebeliğin devam ettirilip ettirilemeyeceği konusunda bilgi verilebilir. Prenatal cerrahi ve girişimsel kateter uygulaması gibi yeni tedavi yöntemlerinin gelişmesine ve uygulanabilmesine yardımcı olunur. Ağır ya da bazı belirgin KKH’lı fetusları olan gebelerin yenidoğan bakım ünitesi, pediatrik kardiyoloji ve kalp damar cerrahisinin olduğu üçüncü basamak bir merkeze yönlendirilmesinin yenidoğanın ameliyat öncesi ve sonrası morbiditesinde belirgin bir iyileşme sağlamaktadır” dedi.

 

Prof. Dr. Özkutlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Fetal cerrahi ve diğer invaziv intrauterin tedaviler giderek artan bir sıklıkta uygulanmaktadır. Ancak bu uygulama yapılmadan önce prenatal müdahalenin postnatal müdahaleden daha iyi sonuç vereceğinden emin olunması gerekmektedir. İntrauterin müdahalenin amacı, prenatal müdahale ile kistik adenomatoid malformasyon ve diyafram hernisinde olduğu gibi organ sistemlerinin gelişiminin olumlu yönde gerçekleşmesini sağlamaktır.”  (İHA)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
SEÇTİKLERİMİZ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tigris Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 412 229 20 03-0538 334 53 75 | Haber Yazılımı: CM Bilişim