1. YAZARLAR

  2. Gabar ÇİYAN

  3. Anneler gününde yasaklı Nusaybin’i ve seni anlatabilmek
Gabar ÇİYAN

Gabar ÇİYAN

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Anneler gününde yasaklı Nusaybin’i ve seni anlatabilmek

A+A-

 

Hüzünlenirim hep, hatıralar esir alır, duygu seline kapılırım, anneler gününde. İçimdeki aksi çocuk alır götürür, sürükler ardından, beni sana. Yorgun düşerim, dilden düşer kalem tutan ellerim, anlatamam kendimi, bana. Ne yaşam arkadaşı, ne de kır saçları, aksi bakışlara cevap vermeyen gözlük aynaları ve tekleyen kalbimi görmek, kabullenmek istemez hislerim, gözyaşım ve haykırışım. Bastırılan duygular ve esir edilen hislere açtım kapılarımı, bugün. Sesimi ve gözyaşımı boğdurmayacağım yastıklara. Nazımı çekecek seni arar gözlerim. Uzatırım, açarım kollarımı, gözlerim kapalı. Dönerim etrafımda bir topaç gibi. Gelirsin, dokunursun, hissederim parmak uçlarımdan. Bir sesizlik, yalnızlık kaplar ‘eywan’ı. Kokun doldurur her yanı. Nefesimde hissederim nefesini. Dayarım başımı göğsüne. Heyecan kaplar her yerimi.

Gün değil, hafta değil, ay geçti üzerinden Nusaybin’deki ‘sokak yasağı’ ve ‘hendek kararı’ üzerinden. Tarihi izler ve insani hatıralar siliniyor, bu kadim kentin. Çocukluğumuza şahitlik etmiş sokaklar, evler, tarihi eserler yok oluyor, o şehre hayat veren renkli insanlar göç ediyor, bir bir. Annemin mezarına bile gidemiyorum, anneler gününde. Bekliyorum, insani tavırlar öne çıkar diye.

Başucundaki çiçeklerin solmuştur şimdi. Suya mı, bana mı hasret, bilmiyorum, beklerler beni. ‘Derya Wan ê’ mavisine çalan gözlerin, gökyüzünü sarmış kara bulutlardan yorulmuştur şimdi. Biliyorum, gözlerin yollarda, beklersin mavine hasret yeşil gözlerimi. Uzaktayım annem. Çok uzakta. Bekleme beni ‘dayê’.  Anlatamıyorum sevgimizi, tercume edemiyorum, körleşmeye yüz tutmuş sağır insanlığa, çocuksu özlemimi ve hasretimizi.

Gençliğimi geçirdiğim o sokaklardan geride ne kalmıştır şimdi? ‘Eski Kışla’ kalıntıları ayakta mı? Savaş değil, ilim ve diyalogun sembolü, tarihi bir üniversite kadar değerli kalıntılar taşıyan, ‘Mor Yakup’ harabeleri nasıl? Suyu akıyor mu ‘ Çemê Bunısra’nın, ‘Alman köprüsü’ altında? Açtı mı ‘barajın üst yakası’ndaki nar çiçekleri? Eski dönme dolapların meydanı, ‘Zeynel Abdin’ mahallesi ve doğaya hayat veren ‘Kanika’ mıntıkası ne durumda?
Hani vardı ya, pamuk çapası zamanında söylenilen ‘Ferho ez birîndar im” şarkısı.. İşte, Ferho’ya vurgun, anlatıcısı gibi yaraldır, şimdi Nusaybinim.

Güzel anam.
Bakıyorum şu anda eski bir video görüntüsüne, hazin bir cenaze törenine. Annesinin vefatıyla sarsılan, o’nu kaybetme acısıyla ağlayan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdogan’ın üzüntüsüne tanık oluyorum. Tenzile hanım için döktüğü gözyaşlarını, benimki takip ediyor. Annelerimize ağlıyoruz ikimiz. O, annesinin vefatına, ben ise, anneller gününde, tarafların yasak ve kararından, savaştan dolayı, Nusaybine gidemediğim, seni ziyaret edemediğim için ağlıyorum. Ah, bir anlatabilsem kendimi, anlaşılabilsem sesisce.

Sen üzülme anam. Ağır gelmiyor artık, sana koşamama, toprağını koklayamama. Anneler gününe denk gelen bu kahr edici fermanlar üzüyor beni. Çocukların, annelerinin mezarını ziyaret etmeden mahrum bırakılmasıdır. Bir de, iki  taraftan anneleri yıkan yeni ölümler acı verici. Anaların dinmeyen gözyaşları, ve hendekteki gençlerin ölümü kadar mevzideki askerin de kaybı, bu acının büyüklüğünü her iki tarafa anlatmaya yetiyor mu, bilmiyorum.

Senin fotoğrafın var başucumda. Seni bekleyeceğim bu gece. Uykuda olduğumu sanma, kirpiklerim yaşlı, gözlerim kapalıysa eğer. Yaklaş bana sesizce. Sar beni sıcacık koynuna. Sıcaklığın ısıtsın, yumuşatsın, kuzey ülkelerinin kesici rüzgarlarından donan ellerimi. Yanık sesinle, ‘’Bavê Fexriya siwarê Gejo” şarkısıyla son verelim bu filme, hasret yüklü bekleyişin son sahnelerine. Gizliden dökülen gözyaşlarına, senden habersiz, sevinç gözyaşlarımla sele dönüşsün, bu gece. Ve masallarındaki efsunlu o at ile, ak kanatlı olanın sırtına at beni. İnsan haklarını unutan, insanlığın derdinden yorgundur oğlun. Yorgun bedenime derman ol, ikimizin şarkısı, ‘Mihemedo Ronî’ eşliğinde, tüm savaşlardan uzak, diyalogta ittifak etmiş, kadim, renkli ve eski şehrimle, sokaklarımla buluştur beni. Eski dostları özlüyorum, ‘Baraj Sineması’ salonunu ve siyahe beyaz filmlerdeki sadakatı ve aşkı. Dönme dolaba binmek istiyorum, gökyüzündeki yıldızlara ulaşmak için...

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 911 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.