1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tulgar

  3. Barışı seçmek
Ahmet Tulgar

Ahmet Tulgar

Köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Barışı seçmek

A+A-

 

Bir süredir iki şık, iki seçenek üzerine düşünüyorum ve şiddetin durması, daha fazla insanımızın ölmemesi için ‘bitirme’nin karşına ‘vazgeçme’yi koyuyorum. Savaş, çatışma, şiddet mevzubahis olduğunda, ‘bitirmek’ten, ‘karşı tarafı bitirmek’, ‘fiziksel ya da psikolojik olarak bitirmek’ anlaşıldığı ve bu yüzden de, asıl ‘bitirmek’ eylemi, ‘bitirme’ amaçlı eylemler, savaşın, savaşların en fazla kan dökülen aşaması olduğu için, tam da burada, bu noktada, ‘bitirme’ amaçlı son hareket, ‘son merhale’ öncesinde durmak gerekiyor, gerekir. Aksi takdirde, yani bu kan da döküldüğünde, bu son merhale de geçildiğinde, bu son merhaleye de geçildiğinde, sonuç ne olursa olsun, kazanan düşmanlık olacaktır. Toplumun, toplumların belleğine düşmanlık kazınacaktır. Buradan barış çıkmaz.

Oysa ‘vazgeçmek’ şerdeki hayırdır ve bir aşamada ‘şiddet’ten, ‘öldürmek’ten vazgeçilmesi durumunda, bu yeni ölümleri engellemekle kalmaz, aynı zamanda toplumlara iyilik duygusu içselleştirir, içlerinde varolan iyiliği ortaya çıkarır.

Evet, ulusal, siyasi sınırlarla ayrılmış devletlerin birbirleriyle savaşlarında ‘bitirme’ cihetine gidilmiş olabilir. İkinci Dünya Savaşı’nda Japonya’ya atılan atom bombası, Almanya’ya uygulanan bombardıman böylesi ‘bitirme’ hamleleridir. Neticesinde Japonya ve Almanya teslim alınmıştır, yenilgiyi kabullenmiştir. Ama acaba başka bir şekilde de sona erdirilemez miydi o savaş? Bu uzun bir tartışma. Ya da şöyle soralım: Yoksa savaş zaten bitmişti de, o bombalar intikam ve cezalandırma amacıyla mı atılmıştı sivillerin üzerine? Nihayetinde öyle çok insan öldü ki işte o ‘son merhale’de. Aşıldı mı o travma, dünya aştı mı, hele o ülkeler, o toplumlar? Kabullendiler işte.

Bu da oluyor yani. Yani ulus devletlerin birbirleriyle savaşında bir ‘bitirme’ merhalesinden, bir ‘son merhale’den geçilmiş olsa da, geçilse de, sonrasında bu toplumlar yan yana ya da işte uluslararası topluluk içinde bir arada olabiliyor.

Ama bizim buradaki durum farklı. Çünkü ülke içindeyse çatışma, ülke içinde vuku buluyorsa, bir ‘iç çatışma’ysa, işte o zaman ‘bitirme’ ile barış, iç barış sağlanamaz. Eğer bir arada yaşamaya devam edilecekse ‘vazgeçilmelidir’. Şiddetten, şiddet ile ‘bitirmek’ten, yani savaştan ‘vazgeçilmelidir’. Hemen. Bu daha başta, ya da bunca insan öldüğüne göre sonunda barışı güvence altına alır, mantıksal sonuç haline getirir.

Şimdi tabii bunları söyleyince öfkelenen çok oluyor. Silaha sarılanlar, silah kullanlar, ya da belki de onlardan çok arkalarına dizilmiş topluluklar, işin ceremesini pek o kadar da çekmeyenler yani, ‘vazgeçme’yi yenilgi ile bir tutuyor çünkü. Oysa ‘vazgeçme’ eylemiyle, kararıyla asıl, savaş kazanılır, savaştan bir zafer çıkarılır, savaştan zaferle çıkılır. İnsanlığın zaferiyle.

Çünkü hedef olarak ‘bitirmek’, her defasında yenisi gelen, yenisine geçilen bir ‘son merhale’nin sonunda savaşı ‘bitirme’ hedefi, insanı araç haline getirirken, ‘vazgeçmek’, hemen ‘vazgeçmek’ insanı amaç olarak kabul etmektir, amacın insan olduğunu kabul etmek. ‘Vazgeçmek’, insan hayatını yücelten, kıymetini tanıyan ahlakî bir karardır. Bir ahlâk buyruğu.

 

(Bu yazı 2010 yılının Haziranı'nda BirGün gazetesinde yayımlanmıştır.)

Bu yazı toplam 731 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.