Zeynep ABBASOĞLU

Zeynep ABBASOĞLU

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Basıntepe

A+A-

80’li yıllar ülke için karanlık, biz çocuklar için aydınlık yıllardı. Belki de çocuk olmanın en güzel tarafı buydu. Hayatı izlediğimiz çizgi filmlerdeki gibi algılardık. Ölüm yoktu ve hayat sonsuzdu. Başa gelebileceğin en fenası bir kovboy, kasabasında vurulmak olabilirdi.

Yaz tatillerimi, bütün sene hayalini kurduğum annemin Basıntepe’deki evinde geçirirdim. Basıntepe’de çocuk için gün, basket sahasında ya da blokların arkasındaki bahçede başlardı. Öğlene kadar aylak aylak gezilir, Pinokyo bisikletler ile turlar atılırdı. Bizden yaşça büyük abilerimiz ve ablalarımız gönül işlerine başlamıştı. Biz daha o yaşlara gelmemiş olsak da halden anlayan olgun çocuklardık.

Öğlen olduğunda eve girmek istemeyen çocuklar için anneler pratik çözümler üretmişti. İp bağlanmış sepetler ile ekmek arası peynir, yumurta, köfte aşağı sarkıtılır, yanına da bir Elvan gazoz parası konurdu. Hafiften yorgunluk çökünce evlere öğlen uykusuna yatmaya gidilir, akşam için enerji depolanırdı. Annemin balkonu Altınaylar’ın evinin salonuna bakardı. Altınay ve Dolunay, 99 senesinde çok hazin bir şekilde aramızdan ayrılan rahmetli Ahmet Taner Kışlalı’nın kızlarıydı. Eve girmem ve çıkmam bir olur, Altınay beni salonlarının penceresinden evlerine çağırırdı. Rahmetli anneleri Nilgün Teyze hava serinleyene kadar evden çıkmayalım, diye” Daddy Cool” u son ses dinleyip dans figürleri çıkartmaya çalışmamızı bir köşeden gülümseyerek izlerdi.

Dekorasyona olan ilgim galiba o yaşlarda da ufak ufak sinyallerini vermeye başlamıştı. Çocuklar ile arka bahçede dolaşırken Hıncal Uluç’un Amerikalı eşi Holly ile yasadığı evinin salonundaki tavandan aşağı sarkan dev sedef beyaz sarkıtı hayranlıkla izlemeden geçmezdim. Çok seneler sonra benzerini şık avizeler satan bir mağazada gördüğümde eski bir dosta rastlamış kadar mutlu oldum. Halide Nusret Zorlutuna, nam-ı diğer “Kadın Yazarların Annesi” o yıllarda seksenli yaşlarını sürüyordu. Giriş katındaki evinin balkonunda oturur, bizim gün içinde sayısız kez evinin önünden geçişimizi izlerdi. Yaz sonuna doğru bu geçişlerin sayısının artmasında, İstanbul’dan babaannesini ziyarete gelen yakışıklı torununun da payı büyüktü. O dönemin en güçlü kalemlerinin yaşadığı, yuva denince ilk aklıma gelen yer olan sitemizde kocaman korunaklı bir aileydik.

Nedenini bilemesek de, sitenin giriş kapılarına yerleştirilen bekçi kulübeleri bizim için yeni bir heyecan olmuştu. Yatağa girdiğimde ıssız sokaktan yankılanan bekçi amcanın düdük sesinin yarattığı ninni ile huzurlu bir uykuya dalardım. Sayılı günlerin çabuk geçmesi galiba doğruydu. Sonbahar renkleri bahçeye yerleşmeye başladığında, benim de artık babamın evine dönme vaktimin geldiğinin sinyallerini verirdi. Geçenlerde bir vesileyle sitenin içine girdim. Hiçbir şey eskisi gibi değildi, zamanın ruhu içindekilerle birlikte uçup gitmişti. O şaşalı günlerinden eser yoktu. İnsanı hüzünlendiren, çizgi filmlerdeki terk edilmiş virane kovboy kasabalarına benzemişti. Eve döndüğümde posta kutumda, Pazar günü Basıntepe malikler kurulu toplantısı duyurusunu buldum. Gündem maddelerinden biri ise kentsel dönüşümdü. Site benim gözümde o gün yıkılmıştı zaten. Orası artık başka bir yerdi, “Basıntepe” eskidendi. Murathan Mungan’ın şiirindeki gibi:

Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken.

Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden.

Daha biz kimseye küsmemiş.

Daha kimse ölmemişken

Eskidendi, çok eskiden.

 

 

Bu yazı toplam 2498 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.