1. YAZARLAR

  2. Sunay Demircan

  3. Bayer Monsanto’yu ne demeye aldı?(1)
Sunay Demircan

Sunay Demircan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Bayer Monsanto’yu ne demeye aldı?(1)

A+A-

Siz de duydunuz mu? Bayer Monsantyo’yu satın aldı.

Hani, hepimizin dostu, dünyanın en ‘masum’ hapı Aspirin’i üreten, Alman kimya devi Bayer var ya?

Adı kötünün kötüsüne çıkmış, mahallenin affedersiniz şeyi durumundaki,  “GDO’cu şeytan” Monsanto’yu satın aldı.

Hem de 66 milyar ABD doları verip aldı.

Sen şurada iki paralık siklamen için sekiz saat düşün, adam şak bastı 66 milyarı, kaptı şeytanı.

Çok para, Türkiye’nin yıllık ihracatı 150 milyar dolar.

Düşün işte.

Bayer böylece, tüm dünyada tohum üretiminin %35’ini ele geçirdi.

Daha da önemlisi, Monsanto’nun elindeki biyoteknoloji altyapısını aldı.

 

Monsanto kimdir, ne yapar?

Bilmeyenler için söyleyelim, bu arkadaşlar GDO denilen, genetiği değiştirilmiş organizma üretme konusunda çok bitirimler. Özellikle, mısır, soya, pamuk gibi endüstriyel bitkilerin, genetik müdahale yapılmış tohumlarını üretiyorlar.

Dünyayı açlıktan kurtaracaklar.

Yaaa... Siz ne sanmıştınız?

Gıda alamayacak kadar yoksul olanlara, bedava tohum...

Değil tabii, tam tersi onların ellerindeki yerel tohumların da patentlerini alıp, çiftçileri kendi ürettikleri tohumlara mahkum ediyorlar.

Ne avantajı var GDO’lu tohumun?

Üretim aşamasında bazı kolaylıklar getiriyor (-muş) gibi, mesela tohumu ektin, bitki çıktı ama onunla birlikte bir sürü bitki de çıkıyor tarlada. Onları istemiyorsun. Ne gerek var, senin bitkinin suyunu, besinini tüketecek, zaman gelip senin ürününü boğup, öldürecekler hatta. Bunun için çapa yapıyorsun, yine çıkıyor, yine çapa ... Ya da, seçici herbisit dedikleri kimyasallar var, senin bitkiyi öldürmüyor ama bazı bitkileri öldürüyor. Bu da yeterli değil ama, yine tarlanda yabancı ot oluyor.

Monsanto’nun geliştirdiği Roundup adında bir kimyasal var.  Roundup bir total herbisit. Yani, toprağın üstüne püskürtüyorsun bu mereti, ne kadar canlı bitki varsa, öte aleme transfer ediliyor.

Nasıl mı? İçinde bitkilerdeki (ve bazı bakterilerdeki) biyolojik süreçleri durdurarak.  Bitkilerdeki gelişmeyi engelleyen glyphosate adında bir basit molekül var.

Monsanto’daki abiler bir tohum üretti, adına “Roundup ready” dediler. Yani, o ot katilini toprağa püskürtüyorsun, bitki adına ne varsa ölüyor, ama senin Monsanto’dan aldığın GDO’lu bitki sapasağlam ayakta.

Nasıl?

Asrın kerameti, hay mübarek...

Böylece mısırı, pamuğu, soyayı çapa yapacağım, tarlayı yabani otlardan arındıracağım diye uğraşmıyorsun, tüm tarla, toprağın tüm besinleri senin ektiğin tohumdan çıkan ürüne ait.

Buradan hareketle, “GDO’lu tohumun verimi yüksek” diyorlar.

Bu sihirli Roundup ‘ilacı’nın etkili maddesi glyphosate pek hayra alamet bir ‘şey’ değil. İddialar o ki, bu mendebur kansere yol açıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün bir yan kurumu olan Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu (IARC) herbisitlerde kullanılan glyphosate maddesinin büyük olasılıkla kansere yol açtığını açıklıyor[1].  Glyphosate konusunda Avrupa’da yasaklanması üzerine ciddi direniş var.

AB, büyük tartışmalardan sonra, kullanım izinlerini bir süre daha uzattı.

İş burada bitmiyor tabii, bir süre sonra kurbanlar (tarladaki yabancı otlar) Roundup ile üstlerine sıkılan glyphosate miktarına alışıyorlar ve çiftçinin yüzüne güle güle “adım Thomas, glyphosate bana komaz” gibi, yerel sululuklar yapıyorlar, ki ayıp.

Bu defa şirket, glyphosate içeriğini artırıyor. Bir süre sonra, ‘yabaniler’ o miktara da bağışıklık sağlıyorlar... “Bak şimdi öldün namussuz ot” dalaşında, papazı bulanlar,  glyphosate biriktirmiş bitkilerle beslenen tavuklar, sığırlar, topraklar, insanlar ve o toprakta yaşayan diğer canlılar, topraktan sızan sular, suların gittiği yerlerde bulunanlar oluyor.

Kısa sürede tarım alanlarındaki yabanıl bitki alemi Roundup’a karşı bağışıklık kazandı, satışlar düşer gibi oldu, yeni kimyasallar çıktı, ama Monsanto da bu arada cebini doldurdu.

Diyorlar ki, sadece 2015 yılında 4.7 milyar dolarlık herbisit sattı (büyük bölümü Roundup), bunun 1.9 milyarı karmış.

Neyse, geçelim bu konuları, konunun özüne daha yaklaşamadık bile, güya “evimizin meleği Bayer, ne demeye aldı bu şeytanı?” üzerine laflayacaktık.

Sahi, Bayer’in melekliği nereden geliyor?

Haydi gelin, dalalım dedikodu havuzuna.

 

-Devamı yarın-

 

 

 

Bu yazı toplam 920 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.