İshak Karakaş

İshak Karakaş

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Bayram

A+A-

 

 

Ve bu yıl da Şeker Bayramı geçti gitti.

Hem yayın organlarında hem de toplumun her kesiminden insanların evlerinde, bayram ziyaretlerinde eski bayramların bir başka olduğundan söz edildi durdu yine her bayramda olduğu gibi. Nostalji böyle bir şey, hep geçmiş iyi hatırlanır, özlem duyulur.

Elbette geçmiş de her şey iyi değildi. Ama bence bayramlara duyulan yaygın özlemin sebebi her bayramın bir barış duygusu ile gelmesi, küslerin barışmasına vesile kabul edilmesi, bir arada olmalara yol açmasıdır.

Sahiden de toplumun büyük çoğunluğu tarafından bayramlarda dargınlığı sürdürmek, kavgada inat etmek ayıp karşılanır.

Bu sene de kavgadan, gerginlikten, çatışmadan bıkmış Türkiye halkları, Şeker Bayramı'nın bu topraklara huzur ve barış getirmesini diledi. Gazete ilanlarından telefon mesajlarına kadar her yerde hep "barış" deniyordu. Savaştan, çatışmadan rant sağlayan küçük bir azınlık dışında herkesin özlemi buydu.

Ama yine olmadı işte. Barış için de, özgürlük için de bir işaret belirmedi ufukta bu sene de.

Cezaevleri kapılarında ziyaretçiler bekledi yine.

Tutuklu gazetecilerin, tutsak edilmiş binlerce siyasetçinin aileleri üzgün ve öfkeliydi.

Nuriye ve Semih'in ölüm sınırındaki açlık grevini sona erdirecek bir haber boşuna beklendi yetkililerden.

Oysa bu açlık grevi uzadıkça kamu vicdanı daha fazla yaralanıyor, kanıyor.

OHAL kararnameleriyle işini kaybetmiş insanların çocukları bayrama özgü birçok sevinçten mahrum kaldı.

Babalar, anneler mahzun girdi bayrama, bayramlık alamadı çocuklarına.

Sokaklara işleri, özgürlükleri için demokratik gösteri yapmak üzere çıkanlar cop, gaz ve plastik mermi yedi.

Bayram gününü gözaltında geçirdiler.

Sıcak çatışmanın sürdüğü yerlerden ise yine ocaklara ateş düşüren haberler geldi. Analar yine ağladı.

Ve bir Şeker Bayramı da böyle geçti işte.

Ülkenin ana muhalefet partisi CHP'nin Adalet Yürüyüşü ise yeni katılımlarla bayram boyunca sürdü.

Neyse ki, öyle ya da böyle bu kitlesel adalet talebi umut vaadeden bir esintiye yol açtı ülkede.

Her ne kadar hükümet Adalet Yürüyüşü'ndekileri suçluyorsa da şimdilik, adalet herkesin, her zaman ihtiyaç duyacağı bir kavram. Bir toplum olmanın en önemli şartlarından biri adalet.

Türkiye toplumu bir süredir büyük bir dağılma içinde. Toplumsal barış olmadan toplum olunamaz. Bunun artık anlaşılmış olması gerekiyor. İnsanlar bir süredir sanki bu yöndeki, yeniden bir toplum olma yönündeki umutlarını kaybetmiş gibiydi. Şimdi bu yürüyüşle yeniden bir umut hissi yayılıyor toplumda.

Eğer bu yürüyüş, adaletin yanına kararlı bir şekilde barış talebini de koyar ve daha kapsayıcı olursa ülkede toplumsal dağılma durdurulabilir.

Toplumsal barış sadece muhalifler için değil, herkes için gerekli.

Bir sonraki bayrama kadar ülkede barış adımlarının atılmaya başlanmış olmasını umuyorum ben de.

 

Bu yazı toplam 6507 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.