ŞERİF KAPLAN

ŞERİF KAPLAN

Köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Berkin...

A+A-

Berkin’ın karakaşlarının altında zeytin karası bakışlarına bakarken, gözbebeklerinde Enes’in babası kucağında kontrolsuzca savrulan, küçücük bedeninden bağımsız haraket eden kollarını gördüm... körpe, küçücük çocukluk halini...

Berkin’in yüzüne bakarken Ceylan’ın ürkek, mahsum, bakışlarını gördüm, hani makarna yiyebilme umudunu taşıyan, hani bedenine doğru gelen havan mermisine kocaman kocaman gözlerle bakarken ki bakışlarını...

Berkin’in sosyal medyaya düşen resimlerine bakarken, yüzünden dona kalan tebessümlerinden Ugur’un yalın ayaklarında savrulan terliklerini, kan içinde yere düşen, narin, körpecik bedenini gördüm... hani yaşının bir fazlası, bahşiş niyetine “üstü kalsın” cinsinden, 13 kurşunla öldürülen “büyük teröristi” düşündüm.

Berkin’in gözlerine bakarken, Roboski’de uçakların bombaladığı küçücük bedenlerin parçalar halinde etrafa savruluşunu düşündüm, yaprak mahyetinde ağaç dallarında salanıp duran, kar üstüne savrulan kol, bacak parçalarını... hani bilmemezlikten değil, mecburiyetten biribirine karışan küçücük ölü “kaçak” bedenlerimizi düşündüm... kar üstünde saatlerce azrail ile nasıl boğuştuklarını gördüm...

Sonra Berkin’in on altı kilo kalmış dedikleri bedenini düşündüm... Muharrem bir kez daha çuvala girdi, bir kez daha babasının sırtında... Kar... hayır hayır kardan adam yapılmıyordu, yol açılıyordu.

Berkin hayata veda etti, sosyal medyaya resimleri düştü...

Resimleri size ne anlattı bilmem ama bana her resmi ayrı ayrı fısıldadı...

“Kurşun adres sormaz” demişti vaktin birinde şairin biri, oysa Berkin bunun kocaman bir yalan olduğunu fısıltı halinde söylüyordu bir resminde, sonra en üst perdede bir çığlık gibi haykırdı her resmi ayrı ayır “Türkiye’de kurşun hep adres sorar...”

Evet, Türkiye’de kurşun hep adres sordu. Kuruluşunda günümüze hiç kural değişmedi, hep Kürdler, Ermeniler, süryaniler, asuriler, ezidiler, aleviler, hiristiyanlar... kısaca hep bütün ötekilerini aradı kurşun, hep onları vurdu. Hep onları buldu kurşun...

Neden mi?

Kaçımız Enes’ten haberdarız, kaçımız Uğur’un, Ceylan’ın davasının ne olduğunu biliyoruz, hangimiz Roboski’nin peşine düştük!

Şimdi bir kaç gün Berkin’i anacağız, sosyal media ve diğer bir çok yerde! Onu hatırlatacağız bir süre, sonra yeni bir çocuğun, başka bir yerde ve başka bir nedenle “öldürülmesini” bekleyeceğiz... Çünkü bir kaç gün sonra Berkin’i de unutacağı tıpkı Enes gibi, Uğur gibi, Ceylan gibi, Roboski gibi...

Biz unuttukça katiller ve çocuklar aynı ortamda yaşamaya devam edecekler, aynı şehri, aynı caddeyi, aynı sokağı, aynı yıldızları ve gökyüzünü paylaşacaklar.

Çocuklar ve katiller aynı ortamı paylaştıkça çocuklar öldürülecek, katiller yaşamaya devam edecek. 

Katilleri koruyan, devletin kutsal olduğu bir yerde, insanların devlet için var olduğu bir ülkede, ne adalet ve nede hukuk olur. Hukuk ve adalatin olmadığı bir yerde ise çocuklar hep ölür!

Eğer Enes vurulurken unutmasaydık, Uğur vurulmayacaktı, Uğur vuruluken peşini bırakmasaydık, Ceylan vurulmayacaktı, Ceylan vurulurken yalnız bırakmasaydık, Roboskide çocuklar öldürülmeyecekti, eğer Roboskide çocukların katillerinin peşini bırakmasaydık Berki’ni vuramayacaklardı...

 

Bu yazı toplam 1528 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.