1. HABERLER

  2. BÖLGE

  3. BİNGÖL

  4. Bingöl’den Amerika’ya uzanan bir başarı öyküsü
Bingöl’den Amerika’ya uzanan bir başarı öyküsü

Bingöl’den Amerika’ya uzanan bir başarı öyküsü

Mehmet Sıddık Torun’un hikâyesi Bingöl’den başladı. Bulaşıkçılıktan Zeki Müren’in ışıkçılığına kadar birçok işte çalışan Torun, 1990’lı yıllarda Kürtçe konuştuğu için polis tarafından sorgulanınca Amerika’ya kaçtı.

A+A-

 Çiftlik komşularının arasında Madonna gibi ünlü isimlerin de olduğu Mehmet Sıddık Torun, Napa Vadisi’nin butik şarap ve zeytin kralı olarak tanınıyor.

Bulaşıkçı, Zeki Müren’in ışıkçısı, işletmeci, girişimci, siyasetçi... Bunlar Mehmet Sıddık Torun’un (56) hayatında sahip olduğu pek çok farklı sıfattan sadece birkaçı. Şu aralarsa, 1994’te ‘bir süre uzaklaşmak için’ gittiği ve kaldığı Amerika’da, Napa Vadisi’nin butik şarap ve zeytin kralı olarak tanınıyor.

Komşuları arasında OprahWinfrey ve Madonna var.

Mehmet Sıddık Torun’un hikayesi Bingöl’ün Sarıtosun (Conag) köyünde başlıyor... 1957’de dört çocuklu bir ailenin en genç üyesi olarak doğdu. Ancak o yıl kış çok sert geçtiği için nüfus kaydı yapılamadı. Ertesi ve sonraki 10 yıldaysa işler yoğundu... İlkokulu bitirirken nüfus cüzdanı olmadığı için diploma alamayacağını öğrenince çok içerledi ve annesinin sandığından 6 lira alıp yollara düştü. Önce Elazığ’a, oradan trenle İstanbul’a geldi. Torun, “Haydarpaşa’da ilk defa denizi gördüm ve çok korktum” diye anlatıyor: “Ertesi gün meşrubat kasaları taşıyarak iş hayatına başladım ama üç hafta sonunda ayrılıp bir tornacıda işe girdim. İlk haftalığımla bir boya sandığı aldım ve ayakkabı boyacılığına başladım. O dönem parklarda uyuyordum. İşler iyi diye Kadıköy’deki bir gazinonun önüne çalışıyordum. Bu arada tanıştığım biri gazinoda bulaşıkçılık yapmamı teklif etti. Sabahları ayakkabı boyacılığıyla, öğleden sonraları o dönemin en meşhur gazinolarından Belvü Gazinosu’nda bulaşıkçılıkla para kazanmaya başladım. Yatacak yer de verdiler.”

 

Zeki Müren’e ışık tuttu

Torun’un artık İstanbul’da iki işi ve kalacak yeri vardı ama hala nüfus cüzdanı yoktu! Okul hayatına devam etmedi. Onun yerine başka bir maceraya atıldı: “Zeki Müren bizim gazinoda ekstralara çıkardı. Yanında çalışacak birini aradığını duydum. Işıkçısı olarak beni Zeki Müren’le Antalya’ya gönderdiler. Dört yıl Antalya’da kaldım. 1970’lerde gazinonun işleri kötüye gitmesiyle İstanbul’a döndüm. Antalya’dan birikmiş param vardı. Önce Kadıköy’de bir kahvehane açtım. Sonra kahvehaneyi satıp makyaj fırçası üreten bir atölye kurdum. İşlerimin ne kadar iyi gittiğine şaşıyordum!”

 

Özal iktidarı gazinoyu kapattı

Uzun uğraşlar sonunda Naciye Hanım’la evlendiğini anlatan Torun, işleri iyi gidince zamanında bulaşıkçılık yaptığı Belvü Gazinosu’nun sahibi Metin Yılmaz’ın kendisini bularak ortaklık teklif ettiğini anlattı. O tarihte Müjdat Gezen’in yazdığı kabareyi yapacaklarını anlatan Torun, kabarenin konusu Özal ailesi olunca belediyenin gazinoyu kapattığını söyledi.

 

Diyarbakırlı bir çocuk beni uyardı

1990’lı yılların kendisini etkilediğini belirten Torun, bir dergide kendisini mafya babası diye yaftalayan bir haber çıktığını söyledi. Torun,  “Sonra Diyarbakırlı bir çocuk ofisime gelip ‘Sağlam yerden tüyo aldım, seni öldürecekler’ dedi.

 

Kürtçe konuştuğunu söyleyince sorgulandı

Bunun karşısında hem şaşırdığını hem de korktuğunu anlatan Torun, “İki hafta sonra telefonum çaldı. Kürtçe konuşup konuşmadığımı sordular. ‘Konuşuyorum’ cevabını verdikten bir süre sonra emlak bakmak bahanesiyle ofisime sivil polisler geldi ve beni sorguladı. Konunun ne olduğunu bile anlamadan iki gün sonra yeniden geldiler. Beni sorguladıktan sonra arabayla garip bir yere götürüp bıraktılar. Meğerse hapse giren birinin üzerinde kartvizitim bulunmuş. Eşim bütün olup bitenden korktu. Ortağım da ‘Biraz uzaklaşsan iyi olur’ diyordu. İstanbul’daki tüm iş yerlerimi satıp üç çocuğumuzla 1994’te Atlanta’ya taşındık” dedi.

 

Dedelerinin izini sürdü

Atlanta’daki üç yılın sonunda yine radikal bir karar alarak bir kez daha batıya göç ettiğini anlatan Torun, “Dedelerim 1915’lerde Amerika’ya gelip uzun bir süre Kaliforniya’da kalmıştı. Nerede yaşadıklarını araştırıp buldum. Hep beraber Kaliforniya’ya taşındık. Ama aklımda bir arazi alıp Cabernet Sauvignon şarapları üretmek vardı. Bunun için en uygun yer de Napa Vadisi’ydi. Uzun bir arayıştan sonra nihayet 2002’de bir yer buldum. 200 bin dolara anlaştık” diye konuştu.

 

Madonna’nın komşusu

Şu an bölgede ‘MS Torun Çiftliği’ olarak bilinen 4200 dönümlük arazide 50 tarlası olan Torun, ‘MS Torun’ isimli butik şarapları için üzüm yetiştiriyor. Napa Vadisi’ne zeytin kültürünü getirdiğini anlatan Torun, “6700 zeytin ağacım var. Napa Vadisi’nin en büyük zeytin üreticisi biziz. Burada şarap-zeytin kardeşliği modasını biz başlattık. Bu sene 50 varil şarap ürettik. Amacımız butik bir marka olarak tanınıp bilinmek. Şarapların ortalama fiyatı 90 dolar” dedi.

İşletmesindeki yemek menüsünde 12 çeşit Kürt yemeği olduğunu anlatan Torun’un çiftlik komşuları ünlü televizyoncu OprahWinfrey ve müzisyen Madonna.

 

Napa Bingöl’e çok benziyor

Peki Mehmet Sıddık Torun 1994’te “Bir süre uzaklaşmak” amacıyla ayrıldığı Türkiye’ye dönmeyi düşünüyor mu? “Eskiden düşünürdüm ama artık hiç zannetmiyorum. Şu anda kendi köyümden getirdiğim taşlarla yaptığım yeni bir binayla ilgileniyorum” diye cevaplıyor. Ancak memleketiyle ilgili içinde kalan bir ukdesini de şöyle anlatıyor: “Hep köyümde hayvanlarımla olayım, doğayla iç içe yaşayayım istedim ama imkansızlıklardan dolayı olmadı. Napa Vadisi, dağlık yapısıyla bizim bölgeye çok benziyor. Memleketim Bingöl bölgesinde mükemmel Chardonnay, SauvignonNoir ve PinotNoir yetiştirmek isterdim.”Hüriyet

 

 

Bu haber toplam 6683 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.