1. YAZARLAR

  2. Nimetullah Yıldız

  3. BİR SORU'N VAR ?
Nimetullah Yıldız

Nimetullah Yıldız

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

BİR SORU'N VAR ?

A+A-

                                       

               Kim bilir ? Belkide yanlış sorular soruyoruzdur ! " Tavuk mu yumurtadan çıkmış , yumurta mı tavuktan ? " bunun cevabını hiç bir zaman bilemeyeceğiz belki ama ; Kesin olan şudur ki böyle sorular , ne tavuk ne de yumurta kadar faydalı ve de lezzetli değildir .Kim bilir ? Belkide yanlış sorular yumurtluyoruzdur ! Şundan eminim ki ! Ne tavuğun ne de yumurtanın böyle bir soru'nu yoktur .Bazen bize kendimizi tavuk gibi hissettiren ve de aynı kümesin etrafında dolaşmamıza sebep olan, cevabını asla bilemeyeceğimiz sorularımız olduğu ise kesin !

             " En çok neyi merak ediyorum biliyor musun ? " diye başlayıp ,devamında tavuğu ve hatta yumurtayı bile utançtan kızartan ; neden sorulduğunu çok merak ettiğim ; dipsiz , tipsiz , ipsiz , sapsız sorular . Horozlara bile sorsak horozlanırlar ! " Bu ne biçim soru , böyle soru mu olur ? " diye .

               Neden bu kadar çok " merak " ettiğimizi merak etmeyip de, Neden her şeye bir "neden" aradığımızın merakına düşmeyip de sorulmuş olan , aslında soru'nun ta kendisi olan ve de insana haddini de bildiren cevapsız , sevapsız ,faydasız , gereksiz sorular

               En büyük soru'numuz belki de doğru soruları sormayışımız ile ilgilidir.Uyuyan birine , " uyudun mu ? " Ölen birine , " öldün mü ? " diye sormanın manası var mıdır ki ? Uyumak neyi anlatır ? Ölüm neyi anlatır ? bunları merak etmekten daha mı önemlidir ,cevabını asla bilemeyeceğimiz , cevabını asla duyamayacağımız sorular sormak .

               Canı acıyan birinin , canının acısından kıvranan birinin " çok acıyor mu ? " diye sorarak , dindirilebiliyor muyuz acısını ? Ne kadar da gereksiz soru'nlarımız var değil mi ? " Büyüyünce ne olacaksın ? "diye sorduğumuz ? " Henüz büyümenin bile ne olduğunu bilmeyen bir çocuğun kalbinde büyüttüğümüz cehaletimizin büyüklüğüne ne demeli ? " Anneni mi çok seviyorsun ? Babanı mı ? "gibi sorularımız var bizim. Daha sorulduğu anda sevgimizi paramparça eden bir kıyasın yaşamına hapseden . Hiç bir yanlışla kıyaslanamayacak kadar büyük bir yanlışlığına taşıyan.

                " İstediğimiz sorudan başlayabilir miyiz ? " diye soran bir öğrencinin , sorunu istemeden de olsa dile getiriyor olması gibi bir ironiyi anlamayıp " Elbette " diye cevap veren öğretmenlerimiz var bizim . " Soruya soruyla cevap veren sorularımız var ki ; " Neden ? diye sorulan bir soruya " Neden " neden" diye sordun ? " gibi cevaplara maruz kalır .

                Hele bir soru vardır ki sorulana başka bir şey anlatır aslında . Ve de cevabı kendi iç'indedir. " Beni seviyor musun ? " diye sorulur ki sadece "ben" liğini sevenin , kendinden başka hiç bir şeyi sevemeyeceğini bildirir gibi .

                Ha ! Bir de hayatı sorgulamak diye bir şey var değil mi ? Tüm sorularımıza her an her şey ile cevap veren o eşsiz mucizenin sözünü kesmek gibi bir yanlış alışkanlığımız var bizim . Hayatın kendisi zaten bir cevap iken , ona cevapsız sorular sormak gibi bir soru'numuz var bizim . Daha hayatın ne olduğunu anlamamamıza rağmen ölümü ve de ölümden sonrasını merak etmek gibi öldürücü bir soru'numuz var bizim .

                Cevabı  "susmak"  olan bir soruya " kelimeler ile cevap ver " diye ısrar eden soru'larımız var bizim ? Daha çocuk iken öğrettiler bize " çok soru soran çocuklar zeki olur "diye . Sonsuz bir zekanın gerisindeki herkesin , sonsuz bir zekaya oranla geri zekalı olduğunu unuttular her halde . Bir soru'numuz vardı bizim . Bile bile ! Hiç bir şey bilmediğimizi bile bile soyunduk bilgeliğe . Soyunmak bile tüm çıplaklığıyla anlatıyorken ayıbımızı ; cehaletin fistanını giydik bile bile.

 

Bu yazı toplam 660 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.