1. YAZARLAR

  2. Sunay Demircan

  3. Biz Koç’ları sevdik
Sunay Demircan

Sunay Demircan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Biz Koç’ları sevdik

A+A-

 

Sunay demircan

Kaybolmuş masumiyeti Ali Koç’ta aramak üzerine, yine mahsun bir eser.

“Biz Koç’ları hep sevdik” diye başlayalım lafa.

(Sen sevmesen de, dur bi dinle. Senin sevdiğin “Koç” lar da var, tek fark adları başka.)

Yıllar yıllar öncesi Arçelik buzdolabı alırdık eve, kar yapardı mübarek.

Servis gelir, bakar bakar sonra "bu modeller böyle" der, giderdi.

Araba aldık afedersin, bir gün  (Tofaş- Serçe) lastik patladı, krikoyu taktım pır pırrr  (krikonun sesi)

Aaaa... o da ne? Kriko arabanın içine girdi, meğer aracın kaportası çürümüş.

Ustasına götürdük, "bu modeller böyle, bir süre sonra çürüyor" dedi.

Çamaşır makinası aldık afedersin, "otomatik", yıkarken iyi ama sıkarken yürümeye başlıyordu.

Pata pata pata ... banyodan çıkıp koridora doğru ilerliyor.

Servise sorduk, "bu modeller böyle" dedi.

 

Ama biz Koç'ları hep sevdik.

 

Onlar fabrikalarında çalıştırdıkları işçileri ne kadar sevdiler, bilemiyoruz tabii.

Üstümüze de vazife değil.

Mesela, 1961 anayasası ile gelen işçi haklarını kullanmak isteyen işçiler ve  efsanevi Kavel direnişi.

Vehbi Koç’un kurucusu ve sahiplerinden olduğu Kavel Kablo ve Elektrik Fabrikası’ndaki grevler.

Her ihtilalin efsanevi sanayi bakanı Şahap Kocatopçu ve işçi kıyımları.

Hasan Hüseyin’in Kavel adlı şiiri...

Üstümüze vazife değil dedik de, aklımıza geldi daha yeni, Ford, Tofaş, Otosan’daki metal iş sendikası üyelerine uygulanan baskılar ve işten çıkartmalar.

Koçlara laf söyletmeyiz.

Dedik ya, biz Koç'ları hep sevdik.

 

Onlar bizim aydınlık geleceğimizin, "batılı" göstergeleriydi.

İlk ampul fabrikasını General Electric ile birlikte kurdular.

İlk özel kibrit fabrikası (Kav).

İlk domates salçasını da (Tat) onlar üretti.

İlk otomobili de (Anadol) ...

 

Yıllarca onların ampulleriyle aydınlandık.

Onların kibritleriyle ocakları yaktık.

 

Rahmi beyin ve Çiğdem hanımın  (Simavi) evlilikleri ve boşanmaları, çocukları (üç oğlan), İngiliz Kraliyet ailesi ile (özellikle Prenses Margaret ve Çiğdem hanımın) dostluklar, Rahmi beyin koleksiyonculuğu, denizciliği… dillere destandı.

Oğul (rahmetli) Mustafa ve eşi doğanın korunmasına ciddi destekler verdiler, diğer oğul Ömer doğa korumadan, sanata, entelektüel birikime ve nezakete dair örnek bir insan oldu, kalktı İstanbul’a Arter gibi bir çağdaş sanat galerisini kazandırdı.

Ali de kendini Fenerbahçe’ye adadı.

 

Biz Koç'ları hakikaten hep sevdik.

 

Gezi olaylarında Divan otelini açtılar.

Daha ne olsun?

Anadolu'nun seküler kesimine tutunacak dal oldular.

 

Gerçi 2015 yılında, Gıda-İş üyesi oldukları için Divan’da çalışan 55 işçiyi “küt” diye işten çıkarttılar.

(Ben sendikanın yalancısıyım).

Mahkeme işçilerin haksız olarak işten atıldıklarını kabul ederek, işe iade ve sendikal tazminatı kabul etti.

Bu kararlar Yargıtay tarafından da onandı.

Peki, işçiler alacaklarını alabildiler mi?

 

Ama o kadar olur, tanıdığım nice dindar(!), aydın(!), vatansever(!), demokrat (!) insan var ki, haftanın altı günü, günde 11 saat, karın tokluğuna işçi çalıştırıyor yanında.

Bir sürü insan, geleceğini inşa ederken mülteci emeğini sömürüyor.

Vergi kaçıran, rüşvet alan, başkalarına haksızlık yaparak kazanç sağlayan, ürettiği ürünün kalitesiyle oynayan, başkalarının ve doğanın hakkını gaspeden insanlar yok mu çevrenizde?

Siz elbette değilsiniz de, hani dedim, belki çevrenizde vardır.Ben tarlamda ürün üretirken kullandığım kimyasalların canlılardaki etkisini düşündükçe, içim şişiyor.

Kim bilir onlar nasıl hastadırlar?

Zaten, hangimiz masumuz ki?

Ama olsun, onlar Gezi’de TOMA’lardan kaçan insanlara Divan Oteli’ni açtılar.

Aynı Koç’lar TOMA üretip dünyaya satmaya başladılar.

Sadece TOMA’mı?

Her türden zırhlı savaş aracı.

İnanmıyorsan gir bak Otokar’ın sitesine

https://www.otokar.com/tr/urunler/savunma-sanayii

Daha yeni Birleşik Arap Emirlikleri’ne yaklaşık 700 milyon dolarlık TOMA tipi zırhlı araç sattı Koç.

Ali Koç’un bununla ilgili gurur duyulan konuşması var basında.

 

Biz yine de Koç'ları sevdik.

 

Yenilmekten yorulmuş bir kesim var cennet vatanımızda.

Umutları tükenme noktasına gelmiş, kaybedenler topluluğu.

Ali Koç seçilince sevindiler.

“Fenerbahçe Cumhuriyeti kazandı, sıra Türkiye Cumhuriyeti’nde” sandılar.

Ciğeri bir kediden alıp, başka kediye teslim ettikçe, geriye ciğer kalır sandılar.

 

Garip bir tesadüftür ki, bu Fenerbahçe’nin son üç başkanı (Ali Şen, Aziz Yıldırım ve Ali Koç) arasındaki ortak özellik adına savunma sanayi dedikleri, silah işleriyle iştigal etmeleri.

 

Saffet Sancaklı 7 Eylül 2006 tarihinde demiş ki,  "Aziz Yıldırım ile yıllardır Rusya'daki savunma sanayi işinde ortağız. Daha önce tank ve helikopter gibi ihaleleri Ali Şen alıyordu. Biz girince işi bize verdiler. Bu işte Rusya adına tek yetkili biziz...".

 

Önemli mi?

Bir spor kulübü başkanının silah taciri olması (pardon, savunma sanayi girişimcisi) önemli mi?

Soru gerçekten önemlidir, silahı kutsayan bir toplumda bu konu olumlu anlamda önemlidir.

Tank üreten biriyle, orkestrada keman çalan birini eş tutanın alnı karışlanır.

Şairi zaten saymıyorum.

 

Tank üreterek, bunun üzerinden para kazanan ve geleceği kurgulayan birinin, barış istemesi mümkün mü?

Samimi soruyorum, mümkün mü?

 

Şimdi, Ali Koç burada kurban oldu, son derece iyi niyetli, samimi, dürüst bir insan olabileceğini de düşünüyorum.

Ömer Koç ile tanışmıştım ve hayran olmuştum.

Ama, yukarıda söylediklerim başka bir şey, mesele Koç ailesi değil, onlar bu yazıda bir örnek oldular, hepimiz aslında aynı torbadayız, mesele ihtiras tramvayına binenlerin bir durakta inmeyi düşünemez hale gelmeleri.

 

Bu arada unutmadan söyleyeyim.

Biz Koç’ları hakikaten sevdik.

Başka tutunacak dal bulamadık da mı sevdik, onlar gibi olmak istedik de mi sevdik, ‘sevin’ dediler diye mi sevdik…?

Bilemiyorum ama, sevdik işte….!

Bu yazı toplam 6254 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.