1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. " BİZDE KÜSURAT YOKTUR!" ( Anı & öyküden tadımlık)
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

" BİZDE KÜSURAT YOKTUR!" ( Anı & öyküden tadımlık)

A+A-

"   Tek öğretmenli bir köy okulunun öğretmeniydim. O gün, köylüler "Öküz Parası" almak için ilçe merkezine inmişlerdi. Köyde, banka kredisini " günah" diyerek almayan Hacı Durmuş dayıyla  benden başka,  gelenleri karşılayacak kimse görünmüyordu."

   Vakit öğleni bulmuştu.  Çocuklara bir saat sonra okulda olmalarını söyledim. Öğrenciler karlar içinde  koşarak  evlerine giderken ben de köye doğru yürümeye başladım.

    Okul, köyün  yüz elli, iki yüz metre üst tarafındaydı.  Günlerdir yağan kar yürümemi güçleştiriyor, zor yürüyordum.  Tam evlere varmak üzereyken köyün girişinden gelen jeepi gördüm.

 

      &&&

 

 Tek öğretmenli bir köy okulunun öğretmeniydim. O gün, köylüler "Öküz Parası" almak için ilçe merkezine inmişlerdi. Köyde, banka kredisini " günah" diyerek almayan Hacı Durmuş dayıyla  benden başka,  gelenleri karşılayacak kimse görünmüyordu.

    Bu sırada köyün içine doğru giden toprak yola ulaşmıştım. Olduğum yerde durarak jeepin (cip)  gelmesini bekledim. Jeepte şoförle birlikte dört kişi vardı.

 

    Yanıma geldiği zaman sürücü bana hitaben, " Köyde, Banker T.D.in yaptırdığı  bir ev varmış; evin nerede olduğunu  bize gösterir misiniz?" diye seslendi.

 "Köyde dediğiniz kişinin evi olup olmadığını bilmiyorum" dedim.

  Arabadan kırk yaşlarında, traşlı, saçlarına hafif kırlar düşmüş, yüzünde belli belirsiz çizgiler bulunan, gravatlı, paltolu olduğunu görebildiğim  birisi  başını arabanın penceresinden uzatarak " Varmış, varmış... Adam burda villa yaptırıyormuş" dedi.

 "Köyün yukarı tarafında yeni yaptırılan  bir evin olduğunu, ancak yaptıranın dediğiniz kişi olup olmadığını bilmiyorum" dedikten sonra gelenleri konuk etmek üzere köy odasına davet ettim.

 

 Evi görüp tespit yaptıktan sonra geleceklerini söylemeleri üzerine, evin olduğu yeri göstererek, Hacı Durmuş dayıyla birlikte Köy Odasına doğru yürümeye başladık.

   Hacı Durmuş dayı, köyde konuk ağırlama sırasının  Topal Mustafalar'da olduğunu söyleyerek çocuklardan birini Köy odasına konuklar için yemek getirmelerini söylemek için gönderdi.  Beşinci sınıf öğrencilerinden iki çocuğu köy odasının sobasını yakmak için önden gönderirken Hacı Durmuş dayıya, rahatsız olduğu için evden çıkamayan Muhsin amcanın sağlık durumunu sorduktan sonra kendisinin niçin Kasaba'ya gitmediğini sordum. Sorunun yanıtını çok iyi bildiğimi bilmesine karşın Hacı Durmuş dayı bir kez daha " banka kredisinin" günah olduğunu,  o parayla alınacak maldan hayır gelmeyeceğini söyledi.

 

 &&&

 

 Köy odasına ulaştığımızda çocukların çam çırayla sobayı çabucak yaktıklarını görüp elimizi sırtımızı ısıtıp konuşmaya devam ettik. Yarım saat geçmeden, konukların arabasının  sesini duyup pencereden baktığımda, caminin yanına gelip park ettiğini gördüm.

 Konuklar, Köy odasına yanımıza gelirken, hemen arkalarından  Topal Mustafa'nın karısı ve büyük kızının ellerindeki yemek tepsisi ile merdivenleri çıktığını,

 kadının kızına "acele et"dediğini duydum.

 Konuklar ellerini yıkayıp, odaya geldiler. Ellerini sobaya tutup ısıttıktan sonra üstlerindeki palto, gocuk gibi üstlükleri çıkarıp sofraya oturdular. Getirilen yemeği Hacı Durmuş dayı dahil yediğimiz sırada küçük radyoda 13 haber bülteni okunmaya başlandı.

Bu yazı toplam 5548 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.