1. YAZARLAR

  2. Nimetullah Yıldız

  3. BU HEPİMİZİN HİKAYESİ
Nimetullah Yıldız

Nimetullah Yıldız

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

BU HEPİMİZİN HİKAYESİ

A+A-

            

 

Çok eski zamanların hiç eskimeyen bir hikayesiydi bu.

Kahramanları hikayenin içinde hakikati arıyordu.

Sığar mıydı hiç "hakikat" hikayenin içine?

Sığdırabilir miydik "her şeyi" hiç bir şeyin içine?

Hepimizin bir hikayesi vardı ama yoktu hiç birimizin bir gerçeği.

Hikayeydi nihayetinde tüm gerçeğimiz, eskisek bile yeniden yazılabilirdik.

Rapunzel, Kırımızı Başlıklı Kız, Alice, Candy, Kül Kedisi...

Her birimiz kahraman sanıyorduk kendimizi, her birisi gibi.

Herkesin kendini baş rolde sandığı bir oyun gibiydi hayat.

Öyle bir oyundu ki bu!

Kime sorsan şampiyondu.

Herkes "kendini" oynuyordu.

Herkes "kendine" oynuyordu.

Ne "kadar" da gerçek değil mi?

Ne "kadar" da hiç bitmeyecek gibi?

"Hiç" bitmezdi bu doğru!

Kadarı kadardı ama her şey.

Bu alemde işler böyle işlerdi.

Kadarı olan her şey biterdi.

Kadarı olan hiç bir şey gerçek değildi.

Her şey o kadar çok aynıydı ki.

Buydu; benzersiz bir hissedişin hiç bir şey ile tarif edilemeyecek öğretişinin anlattığı gerçek.

Buydu; gibisi olmayan bir şeyin, gibisi olan şeyleri değersizlestirişi.

Anlatabilseydi eğer kelimeler hakikati;

Mezarlıklar bu kadar sessiz olmazdı değil mi?

Çok eski zamanların hiç eskimeyen bir hikayesiydi, hikayemiz.

Hikayenin içinde hakikati arayan kahramanlardık, her birimiz.

Hikayeden bir kahramanlığın hikayesini anlatırdı "ben"liğimiz.

"Ben"lik davasına düşmüş birer yalandık işte!

Buydu bizim tüm gerçeğimiz.

Hepimiz hakikati arıyorduk!

Hepimizin aradığı bir şey her hangi birimizde olabilir miydi?

Hepimiz aşkı arıyorduk!

Hepimizin aradığı bir şey her hangi birimizde olabilir miydi?

S'onsuz bir ezgidir aşk.

Bitmeyen bir şarkı gibi yani.

Bitmeyen bir şarkı ancak bitmeyen bir hissediş ile duyulabilirdi.

Işığın söylediğini karanlıktakiler duyabilir mi?

Burası mutlu olma yeri değildi.

Burası olma yeriydi.

Tüm derdimiz mutlu olmaktı değil mi?

O bile dertti düşünün yani.

Mesele sandığımızdan daha büyük bir meseleydi.

Mesele "sanmak" ile anlaşılamayacak bir meseleydi

Mesele "büyük" diyerek küçültülemeyecek bir meseleydi.

Mesele Kelimelerin Kıyameti'ni koparan bir meseleydi.

Akıl alır gibi değildi bu hayat ancak akıl verirdi.

Akıl aldığım gecelerden biriydi, duymuştum hayatın kelimelerini.

Kelimesi kelimesine anlatıyordu gerçeği.

Kelimesi kelimesine ağlatıyordu içimi.

Dışarısı çok kirliydi buydu kendi içime ağlamamın nedeni.

Sonra bir sigara yaktım ve de en derininden bir nefes çektim içime.

Sigaranın bir ucu dudaklarımdaydı.

Diğer ucu ise dudaklarımı değdiremeyeceğim bir yangının içinde.

Ne kadar da çok şey anlatıyormuş meğer, tek bir sigara bile.

Yılların tiryakisiydim oysa, anlamamıştım tek bir an bile.

Aşka tiryaki olmayan bir kalp nereden bilebilirdi?

Hakikat dudağımın ucunda değildi o yangının içindeydi.

Sigarayı içmek ile sigarayı anlamak aynı şey değildi.

Sonra bir kelime söyledim ve de en derininden bir nefes çektim içime.

Kelimenin bir ucu dudaklarımdaydı.

Diğer ucu ise dudaklarımı değdiremeyeceğim bir yangının içinde.

Ne kadar da çok şey anlatıyormuş meğer, tek bir kelime bile.

Yıllardır söylüyordum oysa, anlamamıştım tek bir an bile.

Aşka tiryaki olmayan bir kalp nereden bilebilirdi?

Hakikat dudağımın ucunda değildi o yangının içindeydi.

Kelimeyi söylemek ile kelimeyi anlamak aynı şey değildi.

Bu yazı toplam 6859 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.