• Diyarbakır12 °C
  • Batman12 °C
  • Mardin17 °C
  • Bingöl7 °C
  • Bitlis1 °C
  • Elazığ3 °C
  • Erzincan7 °C
  • Şanlıurfa16 °C
  • Erzurum-5 °C
  • Ağrı4 °C
  • Gaziantep15 °C
  • Hakkari5 °C
  • Muş-4 °C
  • Siirt12 °C
  • Van4 °C

Ahmet Tulgar / Köşe yazarı

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ahmet Tulgar / Köşe yazarı

Buğulu Çocuklar

04 Haziran 2017 Pazar 11:08

 

İnsan zaman zaman dışarıya ihtiyaç duyar. Uzaklara. Bir acıdan, bir tokattan, bir dayaktan, bir ayrılıktan, bir sevgisizlikten sonra. Bazen sadece ters bir bakıştan, yan bir bakıştan sonra. Bazen de sırf sıkıntıdan.

 

Çocuk insan da ister bazen dışarıyı. Sokağı. Sırf oyun oynamak için değil. Bir yol tutturup kendince, çekip gitmek için buralardan. Belki bir rüyanın ardından, belki katı, yol vermez bir gerçeğe sırtını dönerek.

Dışarıdaki hava, o rüzgar, o esinti, gün boyu batmayan güneş, gece gökyüzünde yıldızlar kırpış kırpış; iyi gelecektir ona artık bu saatten sonra.

Sonra zaman geçer, zamanlar geçer. Çocuk insan, çocuk yani anlar ki aslında temiz hava değil, temiz bir dostlukmuş aranan. Temiz bir arkadaşlık. Bir dayanışma. Temiz hava, bu esinti olsaydı aradığı zaten, artık bir ayaz olarak algıladığı bu rüzgar yani, bu gece yani; doldurur muydu ciğerlerini o zehirlerle, o kimya ile? Dayar mıydı konuşkan, anlatmaya bu denli ihtiyaç duyan dudaklarını bir torbaya, kirli bir paçavraya? Eğer sokakta arasaydı bulduğunu, kapar mıydı ağzını, susar mıydı, orada da hülyalandırır mıydı bakışlarını kimya ile?

Çabuk anlar çocuklar birbirlerine nasıl ihtiyaçları olduğunu.

Soğuktan ve korkudan.

Sokağın soğundan birbirlerine sarılır, sokağın korkusundan birbirlerine toplanırlar. Belki biri ikisi yaslanırsa birbirine, bir adam ölçüsünde sokak şiddetine ancak denk düşerler.

Bir adam şiddetinde saldırıya, bir adam şiddetinde dayağa, bir adam şiddetinde istismara ancak karşı koyarlar, koyabilirler biri ikisi birleşirse.

Onlar sokak çocukları: “Tinerciler”, “baliciler” diye diye korku objelerine, şiddet figüranlarına, toplumun her hücresine yayılmış bir şiddetin, çok daha şiddetli bir şiddettin, böyle bir sokak hayatının figüranlarına dönüştürdüğümüz çocuklar, gençler.

Bankamatik kabinlerini para çekmek değil uyumak için kullanan çocukar.

Döner ateşini karınlarını doyurmak değil, biraz olsun ellerini ısıtmak kullanan çocuklar.

Bizimle işi olmayanlar.

Para da yemek de istemedikleri halde paranın geçer akçe olduğu her yerden, paranın geçer akçe olduğu bir toplumdan kovalanan çocuklar.

Belki birisi ikisi acıkmıştır da dayamıştır burnunu bir esnaf lokantasının camına.

Ama belki de çoğu o tepsilerde anacığının en iyi pişirdiği yemeği aramaktadır.

Camdaki buğda onu belki de çoktan unutmuş, çoktan gözden çıkarmış bir evin, artık giremediği bir evin içeriden ancak işte bu buğ ile algılanan sıcaklığını görmektedir.

Belki de onun gördüğü, bu buğda, camı kaplamış, camları kaplamış buharda bitmektedir.

Görüş menzili sizin çoğunca bir tabağını ona sunmaktan imtina ettiğiniz o çorbaya kadar değildir belki de.

Bu lokantanın önünde de ona kalan uçucu bir şeydir işte: Buhar.

Sokak çocukları: Hergün biri ikisi buharlaşan, buharlaşıp giden insanları bu toplumun.

Yürüyüşlerle, ayaklanmalarla nice zaferlere sahne olmuş sokakların, meydanların kaybedenleri. Kaybolanları.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
SEÇTİKLERİMİZ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tigris Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 412 229 20 03-0538 334 53 75 | Haber Yazılımı: CM Bilişim