1. YAZARLAR

  2. Nimetullah Yıldız

  3. Can alıcı tarafları da vardı bu hayatın.
Nimetullah Yıldız

Nimetullah Yıldız

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Can alıcı tarafları da vardı bu hayatın.

A+A-

 

Mesela ölüm gibi !

Ne miydi ölüm ?

Sonsuzluğa uyanmanın uykusuydu belkide .

Tek kullanımlık bir hayatın ne anlattığını anlatan o öldürücü anlatıştı belkide

Bu hayatın hayatına son veren o sonsuzluğun , yenilgiyi bilmeyen süvarisi ,

bu hayatın , hayatında göremeyeceğini gösteren o sonsuzluğun,havarisiydi belkide.

Belkide , cümlelerimizi belkilerinden arındıran bir mutlaklığın , muallaklık barındıran son kelimesiydi , ölüm .

Ölüm !

Ölmeden ardını asla aralayamayacağımız o ürkütücü perde .

Ölmeden sırrına ermeyeceğimiz o ölümcül gizem .

Anlatmak için " şey" kelimesine en çok ihtiyaç duyduğumuz " şey "

Bazen " her şey " dediğimize ansızın gelip " hiç bir şey " diyen o muamma .

Tüm bir hayatı bozguna uğratan ; tüm bir hayatın yalanını bozan ,

muma üfleyen , o yatsı vakti .

Nefes kesen bir hakikatin son kelimesinin kıyameti .

Nefes kesen bir anlatışın öldürücü darbesi .

Ölüm !

Adını duyduğumuzda bile , gerçeğinden kaçtığımız o üstü örtülemez , çırılçıplak soğukluk .

Bazen kendini kışın karasıyla anlatırdı ölüm , anlamayanı titreten bir anlatımla .

Bazen sonbahar olurdu . Yaprak yaprak anlatırdı yerle bir oluşlarımızı .

Bazen de gece olup , geçmişimizi gözümüzün önüne getirirdi .

Yıldızların görünmeyen bir yerinden izlerdi bizi .

Sonsuz bir güneş doğardı sonra üstüne .

Geçmişini gözünün önüne getirirdi ölümün .

Asla batmayacak bir güneşin zaferine kurban olmanın şerefiyle ölürdü , ölüm .

Ölüm !

Ayağımızın altına aldığımız toprağa " başım üstüne " dedirten .

Ayaklar altına alanları , ayaklar altına aldırtan o ayaksız adalet .

Ele ayağa düşenleri , düştükleri yerden kaldıran o elsiz ayaksız merhamet .

Misafirlerin en davetsizi .

Misafirlerin en gitmeyeni .

Sonsuzluk sofrasının tatmak zorunda olduğumuz ön yemeği .

Ölüm !

Her aldığımızda borçlu kaldığımız o nefesin , son ödemesi .

Nefessiz bir anlatımın ilk kelimesi .

Sonu olmayan bir yaşamın ölümsüzlüğünün , kelimesiz bildirgesi .

Kelimelerin kıyametini koparan o sessizliğin ta kendisi .

Ölüm !

Uğruna yaşadığın yaşamın aynası .

Aynası olduğun yaşamın geri yansıması .

Uğruna ikinci bir kez ölemeyeceğin bir yaşamın kapısı .

Ve de uğruna yaratıldığın tek hakikatin , huzuruna götüren son elçi .

Ölüm !

Ötesinde başka bir ölümün olmadığı bir ölümsüzlük iksiri .

Kelimelere hapsolmuş bir kelimeyi özgürlüğüne kavuşturan kalem darbesi .

Ömrün en uzun boylusunun boyunu deviren bir ömür ki , boyu yok .

Ölümlü bir hayatın gerçek bir hayat olamayacağının delili .

Akıl almaz bir aleme gidişin akıl alıcısı .

Bir yalana inanmışlığın son sancısı .

Ölüm !

Sonsuz bir hayatı mezarlığından çıkartıp yerine sonu olan bir hayatı sonsuza dek gömen bir mezarcı.

Herkesin tattığı ama lezzeti ne yaşadığına kalmış bir lezzettir ki ölüm ;

tadını alan hiç kimse geriye dönemedi .

Topraktan geldik toprağa gideceğiz diyenlerin yanılgısını da kendilerini de toprağa gömen o hakikat.

Yapraktan yaprağa bir ağacın yansıması olduğumuz gerçeğini söyleyen o ayna .

Gittiğimiz kıyamın aşk olduğunu söyleyen o feryat .

Ölüm !

Ne anlattığının bedelini canımız ile ödediğimiz o geri ödemesi olmayan sonsuzluk kapısı .

Canı olan bir şeyin cansız da olabileceği olasılığının yaşamı.

Olasılıklar aleminin olmama ihtimalimize verdiği kaçınılmaz bir olasılık .

Kalbimizin bir daha kırılmayacağının garantisi .

Kalbimizi durduran sonsuz bir hissedişin ilk sesi .

Sonsuz bir şarkının ilk notası .

 

Bu yazı toplam 637 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.