1. YAZARLAR

  2. Şahin DOĞAN

  3. CENAZELERİ AİLELERİNE VERİLME ZAMANI DEĞİLMİ?
Şahin DOĞAN

Şahin DOĞAN

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

CENAZELERİ AİLELERİNE VERİLME ZAMANI DEĞİLMİ?

A+A-

                                                                

            Şeyh Said’in idam edilişlerinin yıldönümü dolayısıyla bir çok yerde anıldı. Nerdeyse üzerinden bir asırlık zaman geçti. 47 arkadaşıyla birlikte istiklal mahkemesinin bilinen hukukuyla, adına yargılama bile denmeyecek bir duruşmadan sonra idam kararının ertesi günü Dağ kapı meydanında infaz ediliyor. Cenazeleri ve onlardan kalan eşyaları bu güne kadar ailelerine teslim edilmiyor yok. Cenazeleri gizlice gömülüyor.

         Seyit Rıza da aynı şekilde, önce 18 yaşını doldurmamış oğlu babasının gözleri önünde idam ediliyor. Sonra Seyit Rıza ve arkadaşları... Onların da cenazeleri ailelerine verilmiyor.

         Said’i Kürdi de 23 Mart ölümünden sonra cenazesi alıp götürülüyor. Gizli bir yere gömülüyor.

         Devlet sırrı ve devlet güvenliği gerekçesiyle üzeri örtülerek herhangi birinin veya ailesini araştırma sorgulama talepleri, bu sırra çarparak yanıtsız bırakılıyor.

         Bu durumun devam etmesinin, koşulları ve gereği de kalmamıştır. Geçmiş tarihle yüzleşme, başta bu olayların giz perdesinin aralanması gerekiyor. Öncelikle cenazelerin sahiplerine verilmesi gerekiyor.

         Şimdi 12 Eylül yargılamalarının, ne kadar hukuka uygun olduğu tartışmalı olduğu konusunda kamuoyunun hem fikir olduğu bu süreçte, 1925 yıllarının Takriri Sükûn döneminin istiklal mahkemelerinin, hak ve hukuktan ne kadar uzak ve keyfi olduğu bilinmektedir.

         1960 darbesi sonrası Adnan Mendereslerin ve arkadaşlarının yargılanmaları ve kararları hep tartışılmıştır.

         12 Mart döneminde Deniz, Yusuf ve İnan’ın idamları da o tarihten beri sürekli tartışılmış; eylem ve fiillerinin başka koşullarda idamı gerektirmeyeceği tartışılmıştır.

         Yine aynı şekilde KCK operasyon ve davaları da tartışılmalıdır.

         Demek ki, bazı dönemlerin siyasal koşullarında yargılamalar, kararlar hep tartışmalıdır. Çünkü siyasal yaklaşımlar damgasını vuruyor. Bu kararlar toplumun vicdanında derin yaralar açıyor. Fırtınalı dönemler geçtikten sonra bu kararlar, uygulamalar tartışılıyor. Ancak bu tartışmalar çoğu zaman öyle kalıyor. Gerekleri yapılmıyor. Sonraki iktidarlar da geçmişin bu mağduriyetlerini gidermesi gerekiyor. Bu mağduriyetlerin devam etmesi, hem iktidarların hem de toplumun yükünü artırmaktadır.

         Devlet ve toplum olarak bu yüklerden kurtulmamız gerekiyor. Bunun öncelikli yolu tarihle, geçmişimizle yüzleşmemiz gerekiyor. Bu yapılmadan geleceğe yürümek zor ve sıkıntılıdır. Etrafımızdaki coğrafyada yaşananlar bize yeterince örnektir. Geleceği karartmayalım. Çözüm halka ve halklara dayanan demokrasidir. Güvenmek ve adım atmak sorunların önemli bölümünü çözmek demektir.

         Cenezeler ailelerine verilmeli ve bütün toplu mezarlar açılmalıdır. Bu adım iyi bir başlangıç olacaktır. Tarihe geçmek ve tarihe not düşmek başkalarının yapamadığını yapmaya cesaret etmekten geçiyor.

        

 

Bu yazı toplam 718 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.