1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. CHP Kurultayına ‘Kürt sorunu’ damgasını vurdu
CHP Kurultayına ‘Kürt sorunu’ damgasını vurdu

CHP Kurultayına ‘Kürt sorunu’ damgasını vurdu

CHP’nin 36. Olağan Kurultayı başladı. İki gün sürecek Kurultay için iki aday genel başkanlık için yarışacak. Mevcut Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Muharrem İnce’nin yarıştığı kurultayda imza krizi çıktı.

A+A-

CHP’nin 36. Olağan Kurultayı başladı. İki gün sürecek Kurultay için iki aday genel başkanlık için yarışacak. Mevcut Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Muharrem İnce’nin yarıştığı kurultayda imza krizi çıktı. 49 delegenin her iki adaya da imza verdiği ortaya çıktı. Kurultaya adayların Kürt sorunuyla ilgili söylemleri damgasını vurdu. Kılıçdaroğlu, “Kürt sorununu 4 günde çözerim” derken, Muharrem İnce ise, “Dokunulmazlıklar konusunda ben mecliste hayır oyu verdim. Parti MYK’sı evet vereceğiz dedi evet verdi. Neden? ‘Kürtler de hayır diyor, aynı kefeye koyulmayalım’ diye hayır denildi. Kürtler hiç doğru söylemez mi?” şeklinde konuştu.

CHP’nin 36. Olağan Kurultayı başladı. Kurultay’ın açılış konuşmasını yapan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Bu kurultay bu ülkede huzur ve barış isteyenlerin kurultayıdır. Bu kurultay adalet için cesaretle yola çıkanların kurultayıdır. Bu kurultay Firavun karşısında Musa olanların kurultayıdır. Bu kurultay zulmün karşısında dilsiz şeytan olmayanların kurultayıdır. Bu kurultay hakkı ve hukuku savunanların kurultaydır" ifadelerini kullandı.

'TÜRKİYE 5 TEMEL SORUNLA KARŞI KARŞIYA'

Türkiye'nin 5 temel sorunla karşı karşıya olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Bugün Türkiye beş temel sorunla karşı karşıya. Karamsar bir tablo var. 2002'de iktidar olduklarında Türkiye'nin bir temel sorunu vardı. Kürt sorunu olarak dillendirildi. Buna dört sorun eklendi. Demokrasi, eğitim, dış politika sorunu. Birinci temel sorunu 2002'de terör örgütünün beli kırılmıştı. Sorun Türkiye'nin gündeminden büyük ölçüde çıkmıştı. 2002'den sonra iktidar olanlar önce terör örgütüyle masaya oturdular sonra PYD ile toplantılar yaptılar.

Bugün toplumsal barışı tehdit eden terör dar bir coğrafyadan çıkıp geniş bir coğrafyada varlığını göstermeye başladı. Biz Afrin'de bu ülke için bizim için çocuklarımız için mücadele eden Mustafa Kemal'in mehmetçiklere buradan selam gönderiyoruz. Biz de milli duruşumuzu açık ve net dile getirdik. Birileri Afrin operasyonunu partisinin kararıymış gibi topluma sunmaya çalışıyor. Ordu senin ordun değildir, Mustafa Kemal'indir.

'SURİYE DEVLETİYLE İLİŞKİ KURMAK GEREKİYOR'

Açık ve net bir çağrıyı hükümete yapıyoruz. Suriye hükümetiyle derhal temasa geçiniz. Suriye hükümeti de Suriye'nin toprak bütünlüğünden yana biz de Suriye'nin toprak bütünlüğünden yanayız. Eğer Suriye'de toprak bütünlüğü sağlanacaksa, akan kan duracaksa, Suriye devletiyle, hükümetiyle derhal ilişki kurmak gerekiyor. Benzer ilişkiyi Irak hükümetiyle de kurmalıyız. Adına ister Kürt sorunu, ister başka bir şey deyin. Bunu çözecek tek parti CHP'dir.

'LOZAN'IN NESİNİ TARTIŞMAYA AÇIYORSUN, SEVR'İ Mİ ÖZLEDİN?'

İkinci sorunumuz dış politika. Herkesin eleştirdiği bir Türkiye tablosuyla karşı karşıyayız. 2002'de Türkiye'nin bir beka sorunu var deniyor muydu? Bizi aldattılar diyenlerin Türkiye'nin yakasından düşmesi gerekiyor. Dış politika milli olmak zorundadır. Lozan'ın nesini tartışmaya açıyorsun, Sevr'i mi özledin. Lozan, milli kurtuluş savaşının onur belgesidir. Bunu kimseye tartıştırtmayız.

Üçüncü büyük temel sorun eğitim. Eğer bir ülkenin eğitimini bozarsanız. O ülke geleceğini sağlıklı inşa edemez. Eğitim de milli olmak zorundadır. Eğitim bir siyasal partiye militan yetiştirme amacıyla yapılmaz. Bu hükümetin eğitim politikası yok. Kendi çocuklarını eğitimde denek olarak kullanan tek ülke Türkiye'dir. Her 100 aileden 80'i çocuğunun yurtdışında eğitim almasını istiyor. Bu da Türkiye'nin eğitimde iflas noktasına taşındığını gösteren verilerden biridir.

'FAİZ LOBİSİNE HİZMET EDEN İKTİDARDIR'

Devleti yönetenler açık ve net söylüyorum. Faiz lobisine hizmet eden iktidardır. Çok açık bilgi vereceğim. Son 15 yılda yurtdışında bir grup sermayedara ödenen faizin miktarı 148 milyar dolardır. İçeride de bir grup sermayedara faizler ödediler. 689 milyar lira. Efendim, faizi düşürelim.. çok yüksek.. İktidar değil misin? Sen artık tefecieler ve faiz lobisine hizmet eden bir iktidarsın. Biz ülkeyi üretim bandına alacağız. Herkesin işi aşı olacak. Faiz lobisine hizmet ederseniz ne olur? İşsizlik olur. Türkiye bugün ciddi işsizlik sorunuyla karşı karşıya. İşsizler artık kendilerini yakmak zorunda kalıyorlar. İzlenen politikayla kendi gelirlerini artırdılar, vatandaşı borç batağına soktular.

Efendim, CHP vatandaşın sorunuyla ilgilenmiyor… Taşeron sorununu bu ülkenin gündemine hangi parti getirdi? Asgari ücret net 1500 lira olacak dedik. Bizim bütün belediyeler uyguladı. Hükümet para mı bulamayacak. Para var kimin için, tefeciler için, rantiyerler için. Bu çarkı değiştireceğiz. Yeniden herkesin işi herkesin aşı olacak. Orman köylüleri en yoksul kesimdir. Bunların her birisini hükümet işveren olarak kabul ediyor. Orman köylüsünün sorununa sahip çıkan yine biziz. Çiftçinin, kamyon şoförünün derdini dile getiren biziz. Kimin derdi varsa bize gelecek.

'ÖNÜMÜZDEKİ SEÇİMDE BU İLLERİ ALACAĞIZ, TARİH YAZACAĞIZ'

Bugün kaygılar var, kimse kaygılanmasın. Adaleti ve cesareti savunacağız. Allah'ın izniyle önümüzdeki seçimde Ankara, İstanbul, Bursa, Manisa, Antalya, Baıkesir, Mersin, Adana'yı alacağız. Bir tarih yazacağız. Yerelden başlayarak gücümüzü iktidara taşıyacğız.

Size namus sözü, yoksulluğu bir yıl içinde bitireceğiz. Asgari ücreti tamamen vergi dışına çıkaracağız. Asgari ücretliden vergi almayacağız. Çiftçinin milli gelirden hak ettiği yüzde 1 hakkı vereceğiz.

Hesap sorun baskıcı değil hesabını veren devlet olsun diye demokrasiyi savunuyoruz. 15 Temmuz darbe girişimiyle Türkiye farklı bir sürecin içine devrildi. Hepimiz hain 15 Temmuz darbe girişimine karşı ortak mücadele ettik. Darbeciler ve demokrasi düşmanlarına karşı direndik. 15 Temmuz'dan söz etmemin temel sebebi halkın direnme hakkını kullanmasıdır.

'BU DÜZENİ YIKMAK BOYNUMUZUN BORCU'

20 Temmuz'da bir sivil darbeyle karşı karşıya kalındı. OHAL ilan edildi. 1 milyonu aşkın mağdur aile yaratıldı. FETÖ ile mücadele adı altında ne kadar muhalif kişiler varsa üzerine baskıyla gidildi. Buradan haksız yere tutuklanan bütün gazetecilere selam olsun. Milletvekilleri tutuklandı. Grev hakkı yasaklandı. Binlerce kişi kamudan atıldı. Anayasa Mahkemesi kararları uygulanamaz hale geldi. Önce parti devletine, şimdi hanedan devletine dönüştü. Bu düzeni yıkmak bizim boynumuzun borcudur.

FETÖ'nün siyasi ayağını çıkarmamak için her türlü numarayı çektiler. Yedikleri içtikleri ayrı gitmiyordu. 15 Temmuz gecesi boğazı kesilerek ya da linç edilerek askerlerin hakkını savunmak bizim namus borcumuzdur. OHAL'e onurumuzla karşı durduk. Referandumu biz kazandık ama mühürsüz bir seçim yasal seçim haline getirildi. Yürüyemez Kılıçdaroğlu dediler. Biz adalet yürüşümüyüzü başlattık, adaletin çürümüşlüğünü bütün dünyaya gösterdik.

'BİZDEN ÇEKİNİYORLAR, KORKUYORLAR'

Bizden çekiniyorlar, korkuyorlar. Çünkü bütün baskılara direniyoruz. Çünkü açıkça onlara ve onların feriştahlarına meydan okuyoruz. Bu kurultayda binler bir aradayız. Kurultaydan sonra hepiniz Anadolu'ya dağılacaksınız. Sizlere çok büyük görevler düşüyor. Her birinize tek tek görev vereceğim. Birinci göreviniz bu ülkenin huzura ihtiyacı var. Huzuru her yerde savunacaksınız. İki, bu ülkenin adalete ihtiyacı var. Adaleti her yerde savunacaksınız. Üç, bu ülkenin demokrasiye ihtiyacı var. Dört, bu ülkenin darbe hukukundan arınmış toplumsal uzlaşmaya dayalı yeni bir anayasaya ihtiyacı var. Beş, kimseyi ötekileştirmeden huzuru, adaleti, demokrasiyi ve yeni bir anayasa ihtiyacını her yerde seslendireceksiniz. Altı, ben değil biz ne olacağız diyenlerle mazlumun ve mağdurun yanında olacağız.

CHP'li İnce: Kürtler hiç doğru söylemez mi?

Daha sonra kürsüye çıkan Genel Başkan adayı Muharrem İnce ise şöyle konuştu: CHP’nin çok değerli gönüldaşları, geleceğimiz elimizden alınıyor, cumhuriyetimiz yıkılıyor, umutlarımızı söndürmek istiyorlar, yaşama sevincimizi yok etmek istiyorlar.  Karşımızdaki bir siyasi parti değil, ülkeyi yağmalamak için bir araya gelmiş bir yapı. Cumhuriyeti kuran parti, cumhuriyeti kurtaracaktır… CHP’de de tuzu kurular var. Bakırköy, Beşiktaş, Kadıköy (belediyeler) onları aldı mı yetiyor. Erzurum, Şanlıurfa onu ilgilendirmiyor. Sığınmışlar 3, 5 belediyeye. Onların oldu mu yetiyor. Ben memnun değilim. Onun için itaat etmiyorum. Bu partide bir itaat edenler bir de memnun olmayıp itiraz edenler var. Ben itiraz ediyorum.

ÖSO DOLARLA MAAŞ ALIYOR

Umut olmak için buradayım. Büyük değişim için buradayım. Dış politikada topyekün bozgun dönemi yaşıyoruz. Devletten devlete politika yapardık. Şimdi partiden partiye politika yapılıyor. Türkiye’nin 70 yıllık Filistin politikası vardı. Bugün 70 yıllık Filistin politikası terk edildi. AKP Genel Merkezi’nden idare ediliyor. Pasaportumuzun Edirne’den öteye değeri yok. Ortadoğu bataklığına saplandık. Bir tarih cahili ‘ÖSO, Kuvayı Milliye’ diyor. Kuvayı Milliye askerlerinin ekmek almaya parası yoktu. Ne diyorsun sen cahil. Kuvayı Milliye’nin askerleri emperyalistlere karşı savaştı. ÖSO’nun derdi bir tane; Esad gidince onların sorunu bitiyor. Sen nasıl olur da Kuvayi Milliye ile yan yana koyarsın… Tarih cahili… ÖSO dolarla maaş alıyor. Kuvayı Milliye evine ekmek götüremiyordu. Ama ne yazık ki bir taraftan o kaçak sarayda oturan o tarih cahili konuşurken CHP’nin yöneticileri de bu tarih cahilinin haddini bildiremiyor, ona cevap veremiyor. ‘Muharrem İnce niye aday oldun’ diye soranlara cevap veriyorum. Onun haddini bildirmek için adayım. Ülkemizin kaderi bir kişinin iki dudağı arasında. Sözde dünya lideri, kafa tuttuğunu zannettiği emperyalist güçlerin ekmeğine yağ sürdüğünün farkında değil…”

3Y SORUNU VAR

Demokrasi ve özgürlük mücadelesi verenlere ne yazık ki  artık örnek değiliz. Kıtalararası birleştirici rolünden çoktan vazgeçtik. Niteliksiz göçmenlerin toplandığı bir tamponbölgeyiz. Suriye ve İran sınırlarımızda beton duvarlar yükseliyor. Bulgaristan duvarı tamamlandı. Çağdaş dünyadan fiziksel olarak kopuyoruz. Nereyi tutsak elimizi yakıyor. Kadınlarımıza kabul edilemez bir yaşam dayatılıyor. Çocuklarımıza dadanan sapık güruh cirit atıyor, devlet yöneticileri tarafından korunuyor. Her gün yurtlarda tecavüz oluyor. Türkiye’nin 2002’De 3Y sorunu vardı: Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar vardı. Türkiye bu 3Y’yi katmerlediği gibi 2Y daha ekledi. 1071’den bu yana böyle yalancı ve yüzsüz görmedi. Yanlışın ve hataların sorumlusu yok. ‘Rabbim beni affetsin’ deyip işin içinden çıkıyor. Dün dost olduklarıyla bugün düşman oluyor. Mevcut konumlarını korumak için yapamayacakları şey söyleyemeyecekleri yalan ve tevessül, etmeyecekleri bir kötülük yok. ‘Ya iktidar ya ölüm’ AKP’lilerin sloganı. Çünkü iktidardan düştüklerinde başlarına ne geleceğini biliyorlar. Gelişmekte olan ülkeler arasında 3 puan gerileyerek Arjantin’in önünde 19. sıraya geldik. Son 14 yıla baktığımızda enflasyonun çift hanede gezdiği en yüksek günleri görüyoruz. Üniversite mezunlarımızın yüzde 33’ü işsiz, kadınlarımızda bu oran yüzde 46’da. Canlı hayvan ve löp et alıyoruz. Özgür olmayan ülkeler statüsündeyiz. Enerjide dışa bağımlılığımız yüzde 76 oldu.

3’E ÇIKARIYORLAR DEVRİM 1’E DÜŞÜRÜYORLAR DEVRİM

Eğitimde dökülüyoruz. Sınavı üçe çıkarıyorlar devrim yapıyorlar; bire düşürüyorlar yine devrim yapıyorlar. Bütün velileri uyarıyorum, ‘Çocuklarınızı Milli Eğitim Bakanlığı’ndan koruyunuz’ diyorum. AKP döneminde vicdan ile din arasındaki bağ koparıldı. Yeni bir din var artık. Bir içki ile ilgili yasak var, bir başını kapatma ile ilgili yasak var. Diğer her şey serbest. İhaleye fesat karıştırmak serbest, çalmak serbest. Böyle bir din yok. ‘Elalem ne der’ diye siyaset yapılmaz. İlke ile siyaset yapılır. AKP döneminde hak ve güç arasındaki bağ koparıldı. Liyakalt ile makam arasındaki bağ koparılmıştır. Bu nedenlerle yeniden gerçeklere dayalı politikalar kurmak için, hak – güç ve adalet arasındaki bağı kurmak için, insanlarda yeniden utanma duygusunu geliştirmek için, işin ehline verilmesi için kazanmak zorundayız. Kazanmaya, yenilenmeye, değişime mecburuz. CHP iktidarında insan ve doğa merkezli ekonomi politika uygulamalıyız… Hedefimiz insan yaşamını güçlendirmektir. Sloganımız, 70’li yıllardaki sloganımız bugün de geçerlidir. ‘Ne ezilen ne ezen, insanca hakça bir düzen’ diyeceğiz.

LAİKLİK TEHLİKEDE

Türkiye özgürlük istemektedir. Hak ve özgürlüklerin güvence altına alınamadığı ülkede özgürlük olmaz. Katılımcı yönetimi ön plana alacağız. Demokrasiyi keyfi bir rejim olarak algılayanlara demokrasinin bir katılımcılık olduğunu anlatacağız. Demokrasiyi güvenlik güçleri ve yargıçlar koruyamaz, demokrasinin tek güvencesi, kurumları, kuralları işleyen, medyası özgür olan, yargısı bağımsız olan demokratik bir toplum korur ancak. Demokratik bir toplum olmak için laiklik vazgeçilmezdir. Laiklik tehlikededir ve hatta daha ileridedir. Demokratik toplum özgür bireyleri esas alır. Türkiye’yi kimlik siyasetinden çıkaracağız. CHP olarak asla kimlik siyasetine düşmeyeceğiz. Beraber olmazsak hepimizi aynı kötü son bekliyor. Ezilen, mağdur olan kim varsa onun yanında olmalıyız. Dolmabahçe’deki imam ‘Ben Müslümanı, ben yalan söylemem, camide içki içmediler’ diyor ve sürülüyorsa o imamın yanında olacağız. Malatya’da Alevilerin evine işaret konuşuyorsa ‘Aman ben şimdi karışırsam CHP’ye Alevi partisi derler’ demeden, böyle bir kompleks içinde olmadan Malatya’daki Alevi’ye sahip çıkacağız. Uludere’de çocukların üzerine bomba yağdırılıyorsa, ‘Ben şimdi Kürtlere sahip çıkmayayım’ demeyeceğiz. Gezi’nin direnen çocuklarına, otelini açtı diye bir holding patronunun ihalesi iptal ediliyorsa ‘Ben solcuyum, bana ne holding patronuna’ demeyeceğiz. Hapse atılan AKP milletvekiline kendi arkadaşlarına sahip çıkmasa bile giden tek siyasetçi benim. Yani haksızlığa uğradığında AKP milletvekiline de sahip çıkacağız.

ULUDERE’DEKİ KÜRT ÇOCUĞUNA BOMBALAR YAĞDIĞINDA DA SAHİP ÇIKACAĞIZ

Uludere’de 12 yaşında Kürt çocuğun üzerine bombalar yağdığında o çocuğa sahip çıkacağız, ama protez bacağına haciz gelen gazimize de sahip çıkacağız. İnsana insan olduğu için değer veren bir politika izleyeceğiz. Kürt sorununu demokrasi, özgürlük, insan hakları, kardeşlik ve evrensel değerlerle çözeceğiz. Hukuk devleti ilkesini yeniden canlandırmak için aynı zamanda ekonomik kalkınmanın temellerini de atmış olacağız. Türkiye 2004 yılında gündüz vakti havai fişeklerle tanışmıştı. Bizi Almanya’ya götüreceklerdi Maho Ağa’da olduğu gibi, Ortadoğu bataklığına götürdüler. Çocuklarımızın gençlerimizin umudu vahabi çölleri değildir. Biz bu toprakların insanıyız. Kökümüz Anadolu, yönümüz çağdaş uygarlıktır. Bir ağaç gibi, bir orman gibi toprağımıza sıkı sıkıya bağlıyız ama aydınlığa doğru büyüten bir ağaç gibiyiz” değerlendirmesi yaptı.

PARTİ YÖNETİMİNE DOKUNULMAZLIK ELEŞTİRİSİ

İnce konuşmasının parti yönetimi ile ilgili bölümünde ise TBMM’de dokunulmazlıkların kaldırılması sırasında evet oyu verilmesini eleştirerek, “Ben hayır oyu vereceğim dedim hayır oyu verdi. Parti MYK’sı evet vereceğiz dedi evet verdi. Neden? ‘Kürtler de hayır diyor, aynı kefeye koyulmayalım’ diye hayır denildi. Kürtler hiç doğru söylemez mi?” diye konuştu.

 

Bu haber toplam 2136 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.