1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. ÇİNGENELER
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

ÇİNGENELER

A+A-

 

" Maşacıyım maşacı,
Ah kokozluk pek acı!
Kocam değirmen yapar,
Kaynatam da sıpacı!
Maşa yapar, satarım
Çayırlarda yatarım,
Över alan olursa,
Bir de göbek atarım!

Haydi haydi keriz edelim,
Ebegömeci ile perhiz edelim!"

 

        Osman Cemal Kaygılı, Çingeneler romanında 1909-1925 arasındaki yılların İstanbul çingenelerini anlatır.
Çingeneler bir romandan çok çingeneleri anlatan, onların folklor zenginliğini, İstanbul semtlerindeki yerleşim yerlerini, çingene kadınlarının kavgalarını, çingene eğlencelerini, müziklerini, oyunlarını, düğünlerini çok başarıyla anlatan bir kitap.

Bugün İstanbul'un merkezi sayılan Kağıthane, Eyüp, Topçular, Bayrampaşa, Aksaray, Topkapı, Haliç civarı Çingeneler romanında bütün çıplaklığı ve güzelliği ile anlatının fonunu oluşturur. İstanbul'un kenar mahalle insanları yoksullukları, yoksunlukları, acıklı, hüzünlü ve eğlenceli halleriyle anlatılmış, bu anlatı Sait Faik ve Nurullah Ataç tarafından çok beğenilmiştir. 

 


      Osman Cemal Kaygılı( 1890-1945)'nın en bilinen eseri. Romanın ilk bölümü yazarın anlatıcısı olduğu bir anlatıyken ikinci bölümde yazarın "mektep ve gençlik arkadaşım" diye tanıttığı roman kahramanının anı defteri biçiminde kurgulanmıştır.
1935 yılında günlük gazetede tefrika edilen eserinin ilk baskısı sırasında kitabını, "bundan 25-30 yıl önce yaşanmış hakiki ve gayet derin Çingene aşklarını gösteren bir macera" olarak nitelemiştir.
        Eğlenceli, Çingeneleri anlatan çok başarılı bir kitap ama romandan daha çok bir röportajlar toplamı olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır. Osman Cemal Kaygılı'nın anlatısı gerçekçi bir anlatıdır. Çünkü yazar bu eseri Çingenelerin içinde yaşayarak yazmıştır. Gözlemleri doğrudan kendi gözlemleridir.

          Fethi Naci'nin de, " Yüz Yılın 100 Türk Romanı" kitabında yer verdiği bir hikayeyi paylaşalım.

 

   Çingene Etem anlatıyor:

" Bizim sütnine eşekmiş be! Ne vakit ben anamın karnından bu daracık dünyaya gelince, rahmetli anacığım hastalanıp sütü kesilmiş. O zaman var imiş bizim obada yaman bir dişi eşek. O da anamla birlikte yavrulamış ortaya güzel bir sıpacık... Hem de hayvanın sütü o kadar bol imiş ki sıpa emer, emer, yine bitmezmiş. Bunun üzerine tutmuşlar, sıpadan geriye kalan süt ile birkaç ay beni beslemişler.
Hikayeyi dinleyen roman kahramanı İrfan, Etem'i cevaplar:
" O halde sen , gerçekten Çingene oğlu Çingene değil ama , eşşoğlu eşşekmişsin!"

 

    Osman Cemal Kaygılı Çingeneler romanında Çingeneleri kendi dilleriyle konuşturur. Folklorik değeri çok yüksek bu anlatıdan bir bölüm ve sonrasında bir çingene halk şarkısıyla tamamlayalım bu kısa tanıtım yazısını:

" Benim eli nimetlim, kendi devletlim, sözleri şekerden lezzetlim; gövdesi balık etlim, ille velakin bazı cihetlerde benden daha dirayetlim İrfan Efendim!
...
...
Eğerleyin bu yaz çıkacak olur isen Topçulardaki bizim çadırların yanına, alasın kemançeni eline, çalasın orada bir avşam vakti, gün kavuşurken yuvasına, benim canım için kabadan bir düğün havası...Sonracığıma gene çalasın kendi sevdiğin müzika havalarından birtakım ayak polkacıkları...Süyleyesin bizim çadırlardaki kocakarılara sarsınlar, sarmalasınlar benim tulumcuğumu, koysunlar benim yatağımın başına güzelce, üzerine taksınlar biraz gelincik, biraz papatya, birazcık ta yulaf otu, falan filan...Onu koysunlar orada tam kırk gün, kırk gece... Yaniya benim kara suratım solusuncaya kadar...

Ve gene yolun düşer ise günün birinde Vidos, Hazinedar taraflarına, bulasın orada bizim eski çeribaşı Arif ağayı, onlara diyesin: benim, Vidoslu ayıcı İstavro ile arkadaş maymuncu Miço da vardır, tastamam üç gümüş mecidiye alacağım; sonra gene vardır, Büyükdereli ayıcı Süleyman'da bir gümüş mecidiye; Çöplükte değirmenci Alide vardır, bir gümüş saat ilen bir köstek emanetim, bunları alsınlar, versinler benim yetim kalacak küçük şoparlara...
İrfan Efendiciğim! Cadevlesa, odele emanet! Geride kalana kerdan selamet! 
Nanay bahtalı( talihsiz) arkadaş köleniz:
Gavur Etem"

 

'Çingeneler'den Çingenece bir şarkı:

" Nega kesko Anadoli neklas
Uşti şil te gumira ya vinera
Kaven tuki bahteli dünira
Leki te Bakira Capa miski..."

 

Türkçe çevirisi:
" Amcamın öküzleri, Anadolu yakasından Rumeli yakasına geçtiler,
Onlarla birlikte seni alacak dünürler de ( görücüler) geldiler. 
Uğurlu kademli olsun kız! ...Durma kalk, ortalığı süpür, her şeyi derle topla...
Ve yeni kalaylı kapları al pınardan dünürlere pınar suyu getir..."

 

Bu yazı toplam 1096 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.