• Diyarbakır8 °C
  • Batman10 °C
  • Mardin6 °C
  • Bingöl5 °C
  • Bitlis5 °C
  • Elazığ4 °C
  • Erzincan3 °C
  • Şanlıurfa7 °C
  • Erzurum1 °C
  • Ağrı4 °C
  • Gaziantep6 °C
  • Hakkari6 °C
  • Muş2 °C
  • Siirt9 °C
  • Van7 °C

Dr. Zeki AKKUM / köşe yazarı

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dr. Zeki AKKUM / köşe yazarı

Çözüm Süreci ve gerçekler

26 Mayıs 2015 Salı 09:46

Çözüm Süreci ve gerçekler (2)

 

Zeki AKKUM

Meydanlardaki onca ölçüsüzlüğün, sadece kulakları değil yürekleri de tırmalayan bağırtı- öğürtünün olumlu sonuçları da yok değil. Artık hiç kimse akla ziyan o "AKP ile Kürtler anlaştı" teranesini kullanamıyor. Birçok kesim artık gün gün, adım adım örülen sürecin, AKP ile ilgili olmadığını ve AKP 'nin partner olarak seçilmediğini anladı. Sadece ve sadece iktidarda AKP olduğu için onun muhattap alındığını kavrandı. Ve belki de en önemlisi, yıllardır sırf AKP ile görüşülüyor diye bu sürece kuşku ile bakan, karşıt pozisyon alan hümanist, demokrat ve liberal kesimler, sürece daha fazla sahip çıkacaklardır. Sayıları az da olsa daha sahici ve samimi ve daha hesapsız bu destek uzun vade de daha etkili olacaktır.

Yıllar önce Ahmet Altan'ın söylediği gibi Kürtler ve Türkler olarak değil; savaş isteyen ve istemeyenler olarak iki kutup oluşmaya başlayacaktır. Yine,yandaş kalemlerin sık sık yazdıkları ve özellikle görece apolitik Kürtlerde karşılığı olan, zayıflamış AKP ve hükümetin süreci daha zor ilerletebileceği, olası hükümet değişikliğinin süreci tamamen sonlandıracağı "tezi”,  son günlerde yaşananlar ile iyice zayıflamış durumdadır.

Anayasa Mahkemesi ve HSYK'ya eski "vesayet"hallerinden bile beter bir "ayar" yapılmış olması, basın ve polisin tamamen kontrol edilmesi, kısaca denge ve kontrol sağlayabilecek bütün kurum ve mekanizmaların "yandaş"laştırılmasının çok daha fazla tehlikeli sonuçlarını olacağı algısı artmaktadır.

Son olarak, yeni Anayasa için gerekli vekil sayısına ulaşamamış AKP'nin böyle kalmayacağı, ‘mutlak ve tek lider’in insaf ve inisiyatifine bırakılmayacağı şimdiden bellidir. Kaldı  ki bu da AKP 'yi iyi yönde değiştirebilir. Gelişmeler ve seçim meydanlarından yansıyanlar çözümün Erdoğan ve AKP projesi olmadığı, siyasal ve ideolojik olarak barışa çok uzak oldukları, Çözüm söylemini her seçime çatışmasız ortamda girmek ve o savaştan bıkmış geniş yığınların oylarını almak için kullandıkları bir arguman olmaktan öteye gitmediği gerçeğini ortaya koymuştur.

 Kobanê örneğinde olduğu gibi Kürtlere karşı "mezhepdaş" çetelere "yakın durdukları, askeri bile oy için ölüme gönderebildikleri, aslında Başkanlık için "süreç"ten çoktan vazgeçmiş oldukları da kamuoyu tarafından artık alenen tespit edilmiş gerçekler olarak ortaya çıkmaktadır. Geleceğe bu "gerçeklerle" bakmak gerek.

Analiz ve öngörü için kullanılacak veriler ve öğeler; gerçek ve doğru olmazsa, varılan sonuç-lar da doğru olmayacaktır. Her seçim döneminde" çılgın proje "konuşuluyor.Çözüm ve Barış süreci ,yüzyıldır bu coğrafyada telaffuz edilmiş en "çılgın" projedir. Bu ülkede yaşayan herkesi direkt etkileyecektir, barışın kendi ve sonuçları ile Ortak Vatan ve Demokratik Ulus çözümü realize edilebilirse, bu model etnik ve mezhepsel çatışmalar nedeni ile kan deryasına döndürülmüş Ortadoğu için kurtuluş umudu olablir.

Çözüm süreci kimin projesi ise O bitirebilir. AKP her şey denenmiş olduğu için, önünde başka seçenek kalmadığı için, kısa vadede "Çözüme sahiplik"oy getireceği için taraf görünmüştür. Öcalan yaşadığı ve hareketine hakim olduğu sürece süreci bitiren Kürt tarafı olmayacaktır. Hem Gezi hem de 17-25 Aralık sürecinde, iç ve dış koşullar çok uygun olmasına rağmen "Ülke veTürkiye halklarının selameti" vurgusu ile Kürt Hareketinin"fırsatçı"davranmamış olması, sürece ve tezlerine sadık olduğunun çok güçlü bir kanıtıdır.

Türkiyelilik perspektifi olmayan Bağımsız Kürdistan isteyen Kürt çevre ve siyasi gruplar, çözüm sürecini milliyetçi argümanlarla karşılar. Sadece devletleşme ve Kürtlük açısından bakanlar, süreci diğerlerinden farklı karşılar. Çünkü çok iyi görmekteler ki, tekrar başlayacak bir savaşın kesin ve tek sonucu bağımsız devlettir.

Öcalan başta olmak üzere KCK nın yönetici kadrolarının çoğu, uzun yıllar Türkiye'nin metropollerinde bulunmuş, sol-Sosyalist-Enternasyonalist geçmişe sahip kimliklerdir. Yani felsefik ve ideolojik olarak milliyetçi ,"Ulus Devletçi" değiller.İddia edildiği gibi amaç Ulus-Devlet olmuş olsa idi Kürt Hareketinin sürecin başlatıcısı olmaması, olmuşsa da şimdiye değin çoktan bundan vazgeçmiş olması gerekirdi.

AKP imha amaçlı bir saldırı başlatmadığı sürece Kürt Hareketi bütün bileşenleri ile sürece sahip çıkacaktır. Sürecin devamına ilişkin iki risk var:Birincisi HDP'nin baraj altı kalmasının erken dönemde ki olası ,ama geçici olacağı kesin düş kırıklığı ve tepkiselliği kullanmaya çalışabilecek dış güçlerin olası "proje"leri.

İkincisi de uzun zamandır KCK 'nın her fırsatta dillendirdiği seçimlerden "mutlak" başarı ile çıkmış ve ‘Başkan’ koltuğuna oturmuş, kendini çok güçlü gören, Sultanlık ve Halifelik "sevdalısı" bir kimlik,  uzun yıllar büyük çabalar ile, iki tarafın da askeri olarak diğerini yenemeyeceğini gördükleri için "masa"ya oturduklarını unutup hepimizi ateşe atabilir. Savaşın başlaması bu ülkede yaşayan herkesin felaketi olacaktır. Bu nedenle felaketin olmaması için de çaba göstermek herkesin görevidir.(Bitti)

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
SEÇTİKLERİMİZ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tigris Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 412 229 20 03-0538 334 53 75 | Haber Yazılımı: CM Bilişim