1. YAZARLAR

  2. Genceddin Öner

  3. DARBE VE DEMOKRASİ
Genceddin Öner

Genceddin Öner

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

DARBE VE DEMOKRASİ

A+A-

Bu ülkenin yüz yıla yakın bir süreden beri sürdürülen Cumhuriyet tarihi, muhtıralarla, kumpaslarla ve darbelerle geçmiş, her darbe sonrası geride onbinlerce insanın ruhlarının ta derinliklerine işlenmiş dramları ve trajedileri nakışlamış bir tarihtir. Bu demokrasi dışı güç gösterilerinin temel nedeni, yönetici ve iktidar erklerinin hiç bir zaman inanmadıkları, ama ağızlarından da düşürmedikleri "demokrasinin yeniden tesisi" "hukukun işler hale getirilmesi", "iç barışın sağlanması", "anarşi ve bölücülüğün önlenmesi" gibi demagojilerle darbeleri şirin göstermeye çalışarak "götü gidişe dur demek için müdahale etmek zorunda" kaldıkları şeklinde bunu hem dünya kamuoyuna ve hemde kendi vatandaşlarına yutturmaya çalışmışlardır.Gerçi dünya bunları yutmamış, ama kendi vatandaşlarının büyük bir bölümünü binlerce masum insanın hayatlarını zindana çevirmiş bu darbelerin haklılığına inandırabilmişlerdi.

Darbeler, hangi amaçlarla ve kimler tarafından yapılmış olursa olsun, beraberinde, baskı, işkence, temel insan haklarının hiçe sayılması, hak ve özgürlüklerin askıya alınması, demokrasinin rafa kaldırılması ve ülkenin hızla
 geriye gitmesini beraberinde getirdiği, hukukun kırıntılarının bile olmadığı, bir toplumun hayat damarlarına yapılmış bir müdahaledir. Darbe yapılarak, bir ülkenin geliştiği ve iç barışını sağlamış olduğu örnek bir ülke dünya da yoktur. Onun için, iyi darbe
 veya kötü darbe diye bir şey yoktur. Bütün olumsuzlukların panzehiri, evrensel demokrasidir. Herkesin kendi anlayış ve meşreplerine göre yorumladıkları, kendi inançları ve dünya görüşlerine göre algıladıkları sahte ve içi boş demokrasi lakırdıları, çifte standartlar,
 keyfilikler, toplumu meydana getiren farklı inanç ve etnisiteye mensup milyonlarca insanları barış içinde bir arada tutamaz. Evrensel demokrasi, bir devletin bütün kurumsal yapılarının bu kurallara göre dizayn edilmesinin yanında bütün vatandaşlarını da eşit
 ve ayırımsız kucakladığı manzumeler bütününün adıdır.

Demokrasiyi bütün kurum ve kurallarıyla içlerine sindirmiş toplumlar, kendi içindeki farklılıklara hoşgörü ve müsamaha ile yaklaşıp iç barışlarını sağlayabilirler. Çünkü evrensel demokrasi, erdemli toplumların rejimidir. Kendi
 inancının ve hayata bakış felsefesini mutlak doğru kabul eden ve bu "doğrular" ı toplumun her kesimine dayatan, her dediklerine itaat ve biat etmeyi bekledikleri diktatör ve tiranların baştacı edildiği toplumlar, erdemli toplum olamazlar. İnsan hayatının çok
 ucuz olduğu bizim gibi doğulu toplumlarda evrensel demokrasiden, adalet ve hukuktan bahsetmek çok gülünç ve komiktir. Bu ülkede yaşayan toplumun, farklı inanç ve etnisitelere sahip olduğu gerçeğini, 90 yıldan beri inkar eden, bu farklılıkların varolduğunu
 dile getiren ve bu farklı realitelerin(Etnisite de Kürdlerin, inançta Alevi ve Ezidilerin) doğal yaşamda kendilerini ifade etmeyi şiddetle yasaklayan ve her türlü cezai müeyyidelerle yok sayan bir devlet anlayışı demokrat olabilir mi? kimliklerini ve inançlarını,
 gerektiği gibi yaşamak isteyenlere cezaevi, işkence ve fiziksel yok etme ile karşılık veren bir anlayış, arzulamış olduğu iç barışını sağlayabilir mi?

Bu ülkenin yüz yıllık tarihinde kaçıncısı olduğunu bile hatırlayamadığımız son 15 Temmuz 2016 darbe kalkışması sürecinde mevcut iktidar yanlılarının sokaklardaki eylem ve söylemleri(Kendisine verilen emri yerine getirdiği için
 ele geçirdikleri bir erin kafasını kesmeleri ve kullandıkları sembol ve işaretler) insanların kanını donduran cinste bir vahşettir. Irakta, Suriye de Selefi barbarların yapmış oldukları ilkel ve canice eylemlerine benzer durumlara şahit olduk.Meydanlara çıkan
 insanların profiline ve haykırdıkları sloganlara bir bakın. Bu ifadelerde, demokrasi, insan haklar, barış ve hoşgörü görebiliyor musunuz? Oysa farklılıkları bu şekilde kışkırtan söylemler yerine, kardeşlik, barış ve her türlü darbelere karşı durma temelinde
 olsaydı bunun üç katı yığınlar darbecileri tükürükle boğardı.Bu ülkenin tarihinde ilk defa, toplumun bütün katmanlarının üzerinde hemfikir oldukları bir mutabakat sağlanmıştır. Burada iktidara çok büyük görevler düşüyor.

Kronikleşmiş sorunların (en can yakıcıları Kürd ve demokrasi sorunu) adil, barışçıl ve demokratik bir şekilde çözebilme fırsatını da beraberinde getirmiştir. ortak metin imzalayan liderlerin konuşmalarındaki satır aralarına
 baktığınızda kendi inkarcı ideolojik eğilimlerini böyle bir günde bile saklamadıklarını görürsünüz. Örneğin Bahçeli' nin ülkenin zenginliği olan bu doğal farklılıkları aynı teranelerle tek teklere indirgeyerek genlerine sinmiş ırkçılık iletini kusarak, inkarcı
 anlayışını sürdürmesi Cumhuriyetin kuruluşundan beri bu inkarcı anlayıştan dolayı vuku bulan yıkım, tehcir ve katliamlardan hiç ders çıkaramadığını göstermektedir. İşin daha vahim olan diğer boyutu, parlamentoda temsil edilen bütün milletvekillerinin anayasal
 başkanı sayılan Meclis başkanının Bahçeli gibi tek tekleri sıralayarak bu acı ve trajedilerden kendisininde hiç ders çıkaramadığını göstermektedir. İktidar erki, toplumu endişelere sevk eden dayatmalardan bir an evvel vazgeçilmeli, 1982 darbe anayasasından
 kurtulmak için diğer partiler ile beraber özgürlükçü ve demokratik bir anayasa için hemen harekete geçilmelidir.

Bakalım bu son fırsat, barış ve demokrasi yönünden mi yoksa totaliter ihtiraslar uğruna hareket edilmeye devam edilerek bu fırsat heba mı edilecek? hep birlikte göreceğiz.

Bu yazı toplam 7476 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.