1. YAZARLAR

  2. Bedros Dağlıyan

  3. DELİ METİN/Öykü dosyasından
Bedros Dağlıyan

Bedros Dağlıyan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

DELİ METİN/Öykü dosyasından

A+A-

 

Her gün laf atmadan geçip gittiği hiç olmamıştı. Öyle ki, işe gelir gibi, baba evini ziyaret eder gibi, tek gün dahi aksatmadan gelip gözlerini diker bakardı. Olur, da fark etmemişsem, türlü muziplikler yapıp ilgiyi üzerine çeker sonra da “ Nasılsın baba” derdi gülerek… Öyle bir baba deyişi vardı ki, ne derdiniz varsa o saat yaranıza merhem olmuşçasına mutlulukla gözünüz parlardı… Ah Metin! Ah deli Metin…

Neden “Deli diyorlar sana” diye sorardım zaman zaman… Durup, o masum gözlerini gözlerime dikip gülümserdi. “Deliyim de ondan” derdi kahkahayla… Okula hiç gitmemişti; yok aslında başlamıştı, gayret dahi etmişti. Kimse onun için hiç gayret etmedi diyemezdi de; lâkin okul hayata karşın çok sıkıcıydı ya da ona öyle geliyordu. Bazen öylesine felsefi konuşur ve düşünürdü ki, bu mu deli diye de kendi kendime söylenirdim.

İlkokulun üçüncü sınıfından öğretmenin eteğini kaldırınca atıldı diye bir söylenti çıkınca, sormuştum “Gerçek mi Metin? Hakikaten yaptın mı? Kocaman gülüvermişti.” Öyle mi yapmışım abi?” Oysa onun sırdaşı ve arkadaşı olan Cemil, yeni gelen öğretmenin arkasına usulca yanaşıp eteğini kaldırmış sonra da hızlıca kaçıvermişti, aniden dönen genç öğretmen Metin’in safça gülen gözleriyle karşılaşmış… Sonra da elini kaldırdığı gibi, o gülümseyen yüzüne tokadı aşk etmiş. Metinse arkadaşını ele vermediği gibi o ânın verdiği şaşkınlıkla kahkahayı basıvermiş. Bunun üzerine daha da kızan öğretmen Metin’i aldığı gibi müdürün odasına götürmüş, iş büyünce babasının haberi olmuş. Tabi bu Metin’in eşek sudan gelinceye dek dayak yemesiyle sonuçlanınca bu olay okul hayatının sonu olmuş. Gerçi o bu duruma şöyle yanıt verirdi ya “ Aman abi, zaten o sınıfa gelmiştim gelmesine ya daha tek kelime dahi okuyamıyordum ki; bu gidişle okuyacağım da yoktu zaten”

Ah Metin! Durup durup bir laf ederdi, şaşkınlıkla bakakalırdım. Sanki Sait Faik’in öykülerinden kaçmış gibiydi. Öylesine hayatın içinden, öylesine sahici… Böyle zamanlarda elimi cebime atar birkaç kuruş verirdim. “Haydi, Metin gidip kendine dondurma al” derdim. Sektirmez bir koşu gidip dondurmayı alır, sonra da yüzüme baka baka zevkle yalardı… Bazen bir şiirime konuk olur, bazen de bana bir sözcükle çıkagelirdi.

Mahallenin bütün hırsızlarını, keşlerini tanırdı. Bir şeyiniz mi çalınmış, arabanızın teybi mi aşırılmış, kimin yaptığını bilen Metin size birkaç lira karşılığında malınızı bulup getirirdi. Hayır, kendi yapmazdı ama yapanları bilir belki de erketelik yapardı kim bilir?

Bazen yanıma çağırır Metin benim için annenden ya da babandan bir söz çalar mısın” derdim. Yüzüme inanamaz gibi bakardı. “Benim bilmediğim bir kelime getirirsen, her kelime için sana bir lira vereceğim” derdim kahkahayla gülerdi. Abi sen de çok enayisin be, hiç kelimeye para verilir mi?

Oysa daha geçen gün anam bana şöyle diyor dememiş miydi? Evden yetme oldu mu, danalıktan sığıra mal almazlar…” Bir gün de “Kurt gitti yazıya, meydan kaldı tazıya” demesin mi?

Geçen bir geldi ki yüzü asık. “Anam beni eve almadı” dedi. “Oysa öyle güzel havut çorbası yapmıştı ki, Hava soğuk, karnım da bir açtı, bir açtı. Oysa ne güzel hereklenecektim. Anamın çarını yırttım yanlışlıkla o da bana çorba vermedi Abi”

Gülümsedim. Hatta kahkahalar attım sevinçten… Yüzüme baktı “abi hani deli bendim” deyiverdi. Çıkarıp “Metin bana bu gün çok sözcük getirdin” deyip bir on lira verdim. Havada kapıverdi. Sonra da “ Deliye el ver, eline bel ver” deyip kaçıverdi.

Artık delikanlı olmuş ama tavırları hiç değişmemişti. Bana hep baba derdi, bir de Müslüm Gürses’e… Arabama her binişinde cebinden bir kaset çıkarır, gülerek kasetçalara koyardı. “Yine mi Müslüm Baba” derdim gülerdi. Hep yalnızdı. Ailesi bile ondan yüz çevirmiş, onu buralarda bir başına bırakıp gitmişlerdi. Kendi kendine su tesisat işini öğrenmiş, çağıranların işine gidip birkaç lira kazanıyordu.

Bir gün geldi. “Abi ben evleniyorum biliyor musun ” dedi. İnanamadım ama “çok sevindim Metin” dedim. Durdu o mahzun ve saf bakan gözlerini yüzüme dikip “Abi benim de bir çocuğum olur mu ki” dedi.” Neden olmasın Metin olur tabi” deyince keyifle gülümsedi.

Geçenlerde yanı başımdaki küçük dükkânı temizlerken gördüm. Abi dükkân açıyorum. Açtı. Bir akşam uğrayıp hayırlı işler diledim. Sevindi. Sonra da cama takılı şirin ve güzel bir kızın fotoğrafını elime tutuşturdu. Gözlerinin içi gülüyordu. ”Abi bak kızım” Nasıl da gururlu bir sevinç içindeydi. Gözlerimi yakan yaşı ona göstermemek için ardımı döndüm. “El eli yur, elde döner yüzü yur Metin deyince güldü. Bir lira çıkarıp elime tutuşturdu ki halen saklıyorum.

Bu yazı toplam 2435 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.