1. YAZARLAR

  2. Gani Türk

  3. DELİRME ÇAĞI
Gani Türk

Gani Türk

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

DELİRME ÇAĞI

A+A-

 (Özinsan, Sözinsan)
 

   “Cudi Dağının eteklerinden yükselen suları izliyorum, Mezopotamya bir denize dönüşmüş, korkunç kızgın bir deniz, kıpkırmızı… 
 


    Hacmini, iskeletini koruyan on binlerce, yüzbinlerce beton yığınını yani evler ve apartmanları sürüklüyor tufan. Zehirlenmiş balıklar gibi su yüzeyinde milyonlarca insan batıp çıkıyor… Ve Nuh’un Gemisi bir daha gelmeyecek biliyorum. Kurtuluşumun suların benim bulunduğum yere kadar çıkmamasında olduğunu kabulleniyorum.”
    İrkilerek uyandım, korkunç bir rüya görmüştüm. Yatakta öylece dakikalarca sessizce bekledim, biraz sakinleşince kalkıp elimi yüzümü yıkadım, biraz su içtim ve gördüğüm rüyayı nasıl yorumlamam gerektiğini düşünmeye başladım. 
Önceki gün bir makale okumuştum, konu 2050 li yıllarda insanlığın yarattığı teknoloji ve sanayi artıkları “ sera gazları, hava kirliliği vs.” yüzünden havadaki karbonmonoksit oranının sanayi öncesinin en az iki katına çıkacağından bahsediyordu. Bu değer 280 ile 560 ppm (milyonda 280-560 CO parçacığı) demektir. 2100 yılında da bunun iki katı yani değer 1000 pmm yi aşıyor; bu durum da şu anlama geliyor; bu değer ile bundan yaklaşık 65 milyon yıl önceki Kretase döneminin iklim koşullarıyla baş başa kalacak insanoğlu. Bilişsel sorunlarımız baş gösterecek, yani herkes Saramago’nun Körlük romanında olduğu gibi kör olmayacak fakat daha kötüsü olacak; herkes delirmeye başlayacak. İnsan sebep olduğu yıkım ve tufanları bile hatırlayamayacak maalesef. 


50- 100 metre yükselip ülkeleri, kıtaları yutacak sulara anlam veremeyecek insanlar, çünkü o zamana kadar herkes delirmiş olacak. Uçanlar yok olup sürüngenler artacak, sürüngenler delirten karbonmonoksit gazıyla daha az karşılaşacakları için avantaj elde edecek ve belki de dinazorlar çağı sil baştan yeniden başlayacak. 
En iyimser ihtimalle insanın elde ettiği teknolojik üstünlükle kendini kurtaranlar, yani zengin sömürgenler Mars gibi bir gezegene yerleşip tahrip ettikleri dünyalarının kentlerini batık birer Titanik gibi seyredip hayıflanacaklar, belki de başlarda sevinip böbürlenecekler. Marstakilerin lideri “ lan, kim sebep oldu bunca yazgıya, neden buralardayız?” diyecek ve Liderin çevresindekiler “ Ağam, sen istedin, biz de sebep olduk” diyecekler. Lider, “Hepiniz beş para etmezsiniz o zaman, bizim ne işimiz var buralarda” diyecek, ama geri dönüşü olmayan bu yolu, bu yaşamı mecburen kabullenmiş olacak herkes. 


Marstakiler sebep oldukları bu cehennem sonuçtan kurtulabilmiş hemcinslerinin Cudi Dağı eteklerinde, Himalayalarda, Amazonlarda vs. de yeniden yeşermeye başlayan avcı/toplayıcı ırklarının yaratmaya başladığı ortak üretim, eşit tüketim yaşamlarını gıpta ve kıskançlık duyguları eşliğinde her gün izleyip hayıflanacaklar, çünkü dünyadan çaldıkları, aşındırdıkları enerjileri olmayacak artık, kaynaklar işe yaramaz hale gelecek ve zenginlik bitmiş, çakalca danslar baş göstermiş olacak. Kan ve kin kokusu Marsta yeşermeye başlayacak. 


Dalıp uyuyakalmışım yine, tekrar uyandığımda gördüğüm ikinci rüyamda beynimi kemirip toz,  toprak partiküllerine ayıran karıncaların kafamın tasını çılgınca, umarsızca işgal edip, beyin parçacıklarımı götürüp bir daha geri dönmediklerini geride kalan beynimle görmüştüm. Sonrasında sağırlaştığımı, görme keskinliğimin gittikçe kaybolduğunu anladım ve uğultulu bir ses duydum, sanki birileri bana “ hayallerini rüyalarına yem etme, rüyaların belki de korktukların veya istemediklerindir” diyordu. Kafatasımın içinden gelen bu sesi duyduğumda sadece tekrar uyumak istemiştim, ama uyuyamamıştım. Çünkü kendimi en az on üç bin yıl önceki Göbekli Tepe dünyası kadar özgür, tasasız, kinsiz, hesapsız, toplayıcı ve paylaşımcı bir avcı gibi hissetmiştim, ama birden ne olduysa karıncaların istilasına uğrayıp yem olmuştum,

ÖZİNSAN… 


Eğer sorgusuz sualsiz zulüm edene, kandırana, yalan söyleyene, ekmeğini çalana, hakkını yiyene hala inanıp güveniyorsan, itiraz etmekten vazgeçmişsen kendini, doğanı, geleceğini koruyamayacaksın ve karbonmonoksit çağına gerek yok, delirmişsin zaten. İnsanoğlunun hırsının üst limiti sen olmazsan limit sonsuzdur, SÖZİNSAN… 
Eğer yaşamak bir sanat ise İnsanoğlunun beceremediği ve beceremeyeceği tek sanat kardeşçe yaşama sanatıdır maalesef. Bu da hırsı yüzündendir.                    

Bu yazı toplam 1135 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.