1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. DEPREM VE IRKÇILIK
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

DEPREM VE IRKÇILIK

A+A-


                      Van  depreminin yıldönümünde, deprem sonrasında  televizyon ve gazeteler ile sosyal medyada en üst düzeye çıkan ırkçılık, şair-yazar Tevfik Taş'ın yazdığı, ' Deprem 7.2, Irkçılık  77.2'  başlıklı inceleme-araştırma kitabıyla gözler önüne serilmiş bulunuyor. Tevfik Taş, isimleri ülkemizde pek bilinmeyen şairlerden başarıyla seçilmiş çeviri şiirlere de yer verdiği kitabında,  ırkçılık ve nefret söylemine karşı barışın ve kardeşliğin dilini öne çıkarmış.
 
                     Tevfik Taş, çalışmasının amacını, kitabın başındaki, 'önsöz ya da renklerin dağınıklığı' başlıklı yazının bir bölümünde şu sözlerle açıklıyor: " Bu çalışma, Van-Erciş'te meydana gelen depremden sonra, Türkiye'de açılıp saçılan nefreti, ötekileştirmeyi, düşmanlıktan medet ummacılığı, akan kanı zafer sanmayı, aşağılamayı, horlamayı, bütün bir halk için fenalıklar istemeyi, ırkçılığı, irili ufaklı vargı biçimleriyle sorgulamayı amaçlıyor..." Tevfik Taş'ın kitabını okuduğunuzda, bu sorgulamayı hakkıyla yerine getirmiş olduğunu, yerinde seçilmiş örneklerle ülkemizdeki, hayatın bütün alanlarına sinmiş ırkçılık ve nefret söylemini teşhir etmeyi başardığını görüyoruz.
 
                  Kitap, ülkemizde ırkçılık ve nefret söyleminin, bazılarının iddia ettiği gibi " olmadığı", " yok denilecek kadar az olduğu" biçimindeki egemen söylemin tersine, ırkçılık ve nefret söyleminin, aşağılamanın, hor görmenin ülkemizdeki bütün halkları ve  azınlıkları kapsadığını, Anayasadaki ve Vatandaşlık Kanunu'ndaki 'Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk'tür' ve " Biz Türk derken bütün etnik kökenlerden vatandaşlarımızı kastediyoruz"   sözünün gerçeği ifade etmediğini, somut örneklerle açıklıyor.
 
              Kitaptan, Van- Erciş deprem haberinin duyulmasının hemen ardından, nefret söylemiyle konuşan televizyon sunucusu Müge Anlı'nın sözünün, "dil sürçmesi" ya da " kırk yılda bir yapılan hata" olmadığını, Müge Anlı'nın, yıllar önce Magazin Gazeteciler Derneği'nin gecesinde, " Kürtçe bir klip çekeceğim, televizyonlar bunu yayınlamazlarsa bakalım halkımıza ne söyleyecekler" dediği için hedefe konulan ve ülkeyi terke zorlanan Ahmet Kaya'ya O gecede saldıran "gazeteciler" arasında başı çektiğini öğreniyoruz.
 
                  Kitabın "dil yüreğin kapısıdır" başlıklı bölümünde örneklenen, deprem sonrasında özellikle sosyal medyada, ağza alınmayacak küfürlerler ve hakaretlerle Kürtlere yönelik ırkçılık ve nefret söyleminin, sonraki sayfalarda islami basında da yer bulduğunu, Müge Anlı ve Habertürk sunucusunu savunanların yazılarından örneklerle ulusalcı ve hakim medyadan da taraftar topladığını okuyoruz.
 
                   Tevfik Taş, kitabında nefret suçları kavramını açıkladığı bölümde, şu tespiti yapıyor. " Türkiye asıl faili devlet olan bir 'Nefret suçları ülkesidir.' "  Nefret söylemi ise şöyle tanımlanıyor:" Irkçılık, yabancı düşmanlığı, Yahudi aleyhtarlığı, azınlıklara/göçmenlere, Çingenelere, Kürtlere, Alevilere, kadınlara, çocuklara karşı olumsuz ayrımcılık, farklı inançlara tahammülsüzlük; homofobi..." Tevfik Taş, bu tanımdan hareketle; "bu toplumsal kesimleri aşağılayan, saldırganlıklara hedef gösteren ya da düşmanlıkla simgeleştiren, bu bakımlardan oluşmuş önyargıları yükselten, sömüren, bu önyargılardan kendi dünya görüşü doğrultusunda çıkar sağlamaya çalışan her türlü yazılı ve sözlü ifade, nefret suçlarının baş kahramanıdır. " yargısını ifade ediyor.

 

                    " Van'da meydana gelen deprem hem halkların asıl yoksulluğu olan dostluk eksikliğini hem de yeryüzünün tek güvencesi olan, çıkarsız, hesapsız, açık ve saydam dostluğu önümüze serdi"  tespitini yapan Yazar, inceleme- araştırma kitabının son bölümünde " Barış İstiyoruz" talebini seslendiriyor:

                    "... Barış istiyoruz...

                     Irkçılık, önyargı, ötekileştirme, düşmanlaştırma, nefret ve nefret üretme makinesine dönmüş kurumlar; işkencecilik, militarizm, savaş, kışkırtıcılık; insanlığı korku ve zalimlikle yönetmek isteyen her kişi ve kurum, emeğiyle, onuruyla özgürce yaşayabilecek bir dünyanın önünü kestiği için...

                        Barış istiyoruz...

            Halkların başka halkları tanıyarak, anlayarak, kendini daha çok tanıyacağı; İnsanın insanlaşmış ilişkilerle kendisini her an yenileyebileceği; her kazanımı insan ve doğa için yeni devrimlere dönüştürebileceği bir dünyaya yürüyebilmek için...

                  Barış istiyoruz...         

                   Tanıyarak, anlayıp büyüterek var olmanın ve var etmenin kirazi ışıltıları, mavi izleri, her gönüle göre renk alsın, her gönül farklı renklerden yeni renkler yapabilsin diye...

                     Barış istiyoruz..."

    

                   Şair- yazar Tevfik Taş'ın " Manifesto" biçiminde düzenlediği " Barış istiyoruz" savsözünün öne çıktığı bu bölümün kısa bir bölümünü yazımıza aldık. Tevfik Taş'ın şair olması, inceleme-araştırma kitabını şiirsel bir edebi metne dönüştürmüş bulunuyor. Biz kitabı bir araştırma kitabından çok edebiyat metni gibi okuduk, böyle anladık, çünkü öyle...Yalın bir anlatım, örneklerle, verilerle, etkileyici şiirlerle desteklenmiş, ırkçılığa ve nefret söylemine açık bir yanıt: ' Deprem 7.2, Irkçılık 77.2'

 

Bu yazı toplam 1034 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.