1. YAZARLAR

  2. Nimetullah Yıldız

  3. DERTLEŞEREK DEĞİL DERMANLAŞARAK DOST OLUNUR
Nimetullah Yıldız

Nimetullah Yıldız

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

DERTLEŞEREK DEĞİL DERMANLAŞARAK DOST OLUNUR

A+A-

Tüm diğer insanlar gibi daha çocuk iken kandırıldım. "Dostluk" diye bir şey olduğuna çocuk iken inandırıldım . Dostluğu çocuk oyuncağı sandılar ve de çocukların , büyüyünce oyuncaklarını bir kenara atacaklarını bile bile , tutuşturdular elime . Elime tutuşturacaklarına kalbimi tutuştursaydılar ya !
Konfüçyüs derki diye başladılar cümlelerine "Dostluk iki ruhun bir bedende toplanmasıdır" dediler .Etkileyici bir cümleydi. Bir yalan ancak bu kadar güzel söylenebilirdi .Her çocuk gibi bende inandım . İki ruhu bir bedene sığdıracaktım. Çocuklar hayallerinin peşinden giderdi. Çocuk olmanın gereğini yaptım ve düştüm hayallerimin peşine . Aradım .Durmadan aradım .Kapıları araladım. Kapanlara kıstırıldım ! Ama yine de vazgeçmedim . Kandırıldım ! Yaralandım ! Kandım ! Kanadım ! Ama yine de vazgeçmedim . Yanıldım .Hep yanıldım. Ama yine de aradım . Hep aradım hiç vazgeçmedim. Peşinden gittim hayallerimin .Çok sonradan anladım ki " içimdeki bir şeyin peşinden gidemezdim ." Nereden bilebilirdim ? Ayı , güneşi rabbi sanan İbrahim kadar mahsum biriydim .
Kelimelerin Kıyameti adlı henüz yayınlanmamış olan romanımın gizemli karakteri Robin'in Henry'e söylediği bir söz geldi aklıma :
Neyine güveniyorsunda güveniyorsun Henry .
Sırtı olan bir şeysin sen .
Kendine sırt yaslıyabilir mi ?
Gözleri sırtına sırt dönmüş biri.
Robin'in Henry'ye söylediği hakikatin ta kendisi idi .Bedenimiz bize daima gerçeği söylerdi. Mesela Robin bir keresinde de Henry'e şunları söylemişti :
İnsandık biz Henry .
Arı değildik yani .
İçimize aldığımızı dönüştüremezdik ki bala .
Robin haklıydı . " Yalanı biz icat etmiştik . Yalan söyleyen başka bir hayvan yoktu bu civarda." " Elimize gözümüze bulaştırmıştık. Bir damlası bile sıçramamıştı kalbimize. Elimizden geleni yapmıştık .; kalbimizden geleni değil .Yerle bir olmuştuk ; aşkla bir değil.
Bu gerçek ile göz göze geldiğim anda anlamıştım körlüğümü . Gözle görülmez bir işti aşk ve tanıdığım en iyi "Aşık Veysel" idi . " Dost dost diye nicesine sarıldım " derdi . " Benim sadık yarim kara topraktır " derdi . Sezarın sitemi yüreğimde yankılanırdı birden . Ve de Veysel'in türküsü yarım kalırdı . "Sende mi Brütüs" diye bir ses duyulurdu . Sonra Sezar ölürdü ve kara toprak türkünün geriye kalanını söylerdi .Toprak tohumu dost bilirdi ama tohumlar Fidan'a , Fidanlar ağaca , ağaçlar ormana hep aynı yalanı söylerdi ...
Biz insanların dostluğunun da sevmelerinin de kadarı vardı .İşi bitene kadardı . İşini bitirene kadardı . Mum sönene kadardı . Yatsıya kadardı . Maskesi düşene kadardı .Bir yere kadardı yani ..En fazlası bile eksikti yani ölene kadardı . Aşk öyle bir şey değildi ama ."Aşk kadarsız sevmekti ." Aşk ölümsüz bir hissedişti ; bir ölümlü ölümsüz bir sevgiyle sevemezdi ..Aşk sonsuz bir hissedişti ve de sonsuz bir hissediş sonu olan bir yaşama sığmazdı .
Robinin hikayesi hepimizin hikayesi gibiydi . Bir keresinde Henry'e şunları söylemişti :
Çok yoruldum Henry .
Tam dinleneyim diyorum .
Sırtımı bir ağaca yaslıyorum.
Sonbahara denk geliyor .
Üstüm başım yaprak cesetleri .
Yapraklara dost olup , kendimi onlara benzettiğim anda ;
Acımasız bir fırtına kopuyor .
Ağlamaklı oluyorum .
Sonra gözümün yaşına bakmayan bir yağmur yağıyor .
İşte böyle Henry çok yorgunum .
Sırtımı sana yaslayayım diyorum .
Ama aynı şeyin olmasından korkuyorum .

Bu yazı toplam 1302 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.