1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. Diyarbakır Barış dedi
Diyarbakır Barış dedi

Diyarbakır Barış dedi

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem ince Diyarbakır’da kalabalık bir kitleye seslendi.

A+A-

Konuşmasına Cahit Sıtkı Tarancı ve Ahmed Arif’in dizeleriyle başlayan İnce, ekonomi, siyaset ve anadil üzerinden mesajlar verdi.

Haber: Ali Abbas Yılmaz

Bütün Cumhurbaşkanı adaylarını ziyaret ettiğini belirten İnce, “Türkiye’de siyaseti uzlaştıracağım, barıştıracağım, normalleştireceğim” dedi.

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, Diyarbakır İstasyon Meydanı'nda yurttaşlara seslendi. "Kürt sorunu vardır" diyen İnce, "Ben sorunu çözmek istiyorum, oy değil. Erdoğan çözüm değil oy istiyor" ifadelerini kullandı.

İnce'nin konuşmasından satır başları şöyle:

‘Kardeş kavgası son bulsun’

Merhaba Diyarbakır… Cahit Sıtkı Tarancı’nın hemşerileri, Ziya Gökalp’ın torunları, Ahmet Arif’in kardeşleri… Ne diyordu Cahit Sıtkı Tarancı; ‘Memleket isterim… Gök mavi, dal yeşil, toprak sarı olsun… Olursa bir şikâyet ölümden olsun… Kardeş kavgası son bulsun’ diyordu Cahit Sıtkı... "Ne diyordu Ahmet Arif; ‘Haberin var mı taş duvar… Demir kapı kör pencere, yastığım ranzam zincirim… Uğruna ölümlere gidip geldiğim zulamdaki mahsun resim haberin var mı… Görüşmecim yeşil soğan göndermiş… Karanfil kokuyor cigaram… Dağlarına bahar gelmiş memleketimin’ diyordu… İşte ben 15 yaşında Yalova’da liseye giderken Diyarbakırlı Ahmet Arif’in ‘Hasretinden prangalar eskittim’ şiir kitabını o yaşımda ezberlemiştim. Yani 15 yaşında ezberlediğim şiiri, bir Diyarbakırlının yazdığı şiiri 40 yıl sonra, Diyarbakırlılara cumhurbaşkanı adayı olarak okudum.

‘Baldıran şerbeti değil Ramazan şerbeti içmeye geldim’

Ben bugün buraya sizi kandırmaya, sizi aldatmaya ya da baldıran şerbeti içmeye gelmedim. Ben bugün buraya ramazan şerbeti, meyan şerbeti içmeye geldim. Türkiye’nin çok ciddi sorunları var. Cari açık 55 milyar dolar, mutfaktaki enflasyon yüzde 30, 250 milyar dolarlık ithalat var, gençlerin yüzde 20’si işsiz ve Türkiye kuşatılmış durumda. Şu anda Türkiye’yi yönetenler Türkiye’yi Ankara’dan yönetmiyor; Brüksel’den, Washington’dan yönetiyor.

‘Hemen barışacağız, hızlı büyüyeceğiz, adil bölüşeceğiz’

Sevgili Diyarbakırlılar bakınız bir problemimiz var. Başından beri öneriyorum 3B. Bir, barışacağız… Hemen barışacağız ama hemen… İki, ekonomik olarak büyüyeceğiz…  Yani üretim ekonomisine geçeceğiz. Fabrikalar açacağız. Kıraathanelerde bedava kekle zaman dolmaz. Kıraathaneye gittin çay beleş, kek beleş… Peki, gündüz kekle geçiştirdin akşam eve gittin. Yemek ne olacak? Onun için tarıma dayalı sanayi geliştireceğiz. Ekilmeyen tarım alanlarını ekeceğiz. Meralarımızı atıl olmaktan kurtaracağız. İş gücü gençler, gençler… Benim derdim gençler… Sanayimizin yüzde 25’i atıl onu işlevsel hale getireceğiz. Refahımız artacak. Sonra bölüşeceğiz… Adil bölüşeceğiz.

‘Kürtleri onore edeceğiz, Türklerin kaygılarını gidereceğiz’

Bakınız bu kardeşiniz ilkeli bir siyasetçidir. Zaman zaman kendi partisiyle de ters düşmüştür. 4 Mayıs’ta cumhurbaşkanı adayı oldum. Parti rozetini çıkardım. Artık Türk bayrağı taktım. Sonra, Sayın Akşener'e gittim. Sayın Karamollaoğlu'na gittim. Demirtaş'a gittim, başarılar diledim. Sonra Sayın Erdoğan'a gittim. (Meydandan yuh sesleri, İnce, yuhalama istemedi)

Dört adayı da ziyaret ettikten sonra Hakkâri’ye gittim. Ve dedim ki: Sevgili Hakkârililer, Akşener'in, Karamollaoğlu'nun, Demirtaş'ın ve Erdoğan'ın selamları var dedim.  (Meydandan yuhh sesleri gelince İnce 'Ben bunu istemiyorum' diyerek, "Sürekli yuhh yaparsanız derdimi anlatamam. Televizyonu izleyenler beni yuhaladığınızı zanneder. Yapmayın böyle")

Saklım gizlim yok. Birini ziyaret ederken Erdoğan'dan izin alacak halim de yok. Seni bile ziyaret ettim. Daha ne istiyorsun? Kürtler diyor ki: Kürtler onore edilmek istiyor. Kürtleri onore edeceğiz, Türklerin kaygılarını gidereceğiz.

‘Ben oy değil sorunu çözmek istiyorum’

TRT'nin kanallarından birini bu işe ayıracağım. Zaten bir işe yaradığı yok. 24 saat yayın yapacak. Tartışacak insanlar. Dil meselesini tartışacak. Kendi aranızda da anlaşamıyorsunuz. Ama anlaştığınız yerlere beni de yazın. Ben oy değil sorunu çözmek istiyorum.

Devletin Dindar ve kindar gibi bir nesil yetiştirme görevi yok’

Dil ve din konusunu nasıl çözeceğiz. Muhafazakârla din dersi haftada iki yetmez fıkıh istiyorum seçmeli olarak kaç din dersi istiyorsa ona vereceğim. Diğeri de zorunlu olanında almak istemiyorum hay hay olacak isteyene isteği kadar din dersi istemeyene yok bu kadar. Devletin Dindar ve kindar gibi bir nesil yetiştirme görevi yok bu ailenin işi istediğini öğretir. Ben size matematik kuantum öğretmek istiyorum

Çocuklarımıza üç dil öğreteceğiz: Resmi dil, anadil, evrensel dil

Kindar nesil istemem. Sizin çocuklarınıza matematik, kuantum, endüstri 4.0 öğretmek istiyorum. Çocuklarımıza 3 dil öğreteceğiz. Dünya 200 devlet var, 6 bin de dil var. Bir dil insanlığın mirası bunu korumak lazım. Bir 81 milyona çocuklarımıza resmi dilimiz Türkçeyi öğreteceğiz. Anası ile babasıyla evinde konuştuğu dil var; Kürtçeyse Kürtçe, Arapçaysa Arapça, Çerkezceyse Çerkezce... Çocuklarımızı dünya vatandaşı yapacağız. Çocuklarımıza İngilizce, Fransızca, Arapça, Rusça, Çince, Japonca öğreteceğiz.

‘Toplayamadın milleti mitingin saatini değiştirdin’

Erdoğan, otomobilin kaportasına talip, ben beynine talibim. Dün şöyle konuşuyor: 'Bana bak Muharrem diyor' Bu üsluba yanıt vermek istemiyorum ama... Eee sana baktım. Ya sana dedim, her kuşun eti yenmez, ben senin yanındakilere benzemem dedim. (İnce Başkan sloganları) Bakıştık, bunları bırakalım. Diyarbakır'dan da sesleniyorum Sayın Erdoğan'a: Bugün Bursa'da 15.30'da konuşacaktın. Toplayamadın milleti 18.00'a aldın. Şimdi çevreden insan topluyorlar. Ben o meydanda iftardan önce zımba zıp miting yaptım.

‘Erdoğan, beyaz Türk, ben bu ülkenin zencisiyim’

Erdoğan 3 proje söyledi: Bir kıraathane, iki stadyum, üç park. Be mübarek sen belediye başkanı mısın cumhurbaşkanı mısın? Gelin kıraathaneye 'iskambil yok' diyor. İskambil yoksa gelmiyor millet. Ustayım diyordu meğerse kek ustasıymış. Kek yemek isteyen Erdoğan'a oy versin, iş isteyen aş isteyen bana oy versin. Erdoğan kilosu 4 bin 500 liraya beyaz çay içiyor. Ben siyah Çay içiyorum. Ben sizin gibi bakkaldan aldığımız yumurtaları yiyorum. Erdoğan 7 yıldızlı sarayında iftar yapıyor. Erdoğan, beyaz Türk, ben bu ülkenin zencisiyim. Ankara'da sarayı var yetmedi. İstanbul'da 5 sarayı var. Yetmedi. Marmaris'te yazlık yaptırıyor. Allah'ın izni, milletin isteğiyle Cumhurbaşkanı olduğumda o yazlık sarayı engelli çocuklara vereceğim.

‘Millet sana "Bay bay Erdoğan der", görürsün bak’

Erdoğan, otomobilin kaportasına talip, ben beynine talibim. Dün şöyle konuşuyor: 'Bana bak Muharrem diyor' Bu üsluba yanıt vermek istemiyorum ama... Eee sana baktım. Ya sana dedim, her kişin eti yenmez, ben senin yanındakilere benzemem dedim… Erdoğan'ın döneminde yolsuzluk var mı, var; yoksulluk var mı, var; yasaklar var mı, var; yalan var mı, var. Aha sana rabia işte! …

O meydanlarda "Bay Muharrem" diyor ya, aklı sıra beni seçkinci, elitist göstermeye çalışıyor. Geç sen o işleri geç, halk çocuğu, milletin evladı benim. Sen saraylısın! Erdoğan 2002'de başlarken halk çocuğuydu, yalan yok. Ama "Haram helal ver Allahım, garip kulun yer Allahım" dedi, artık bizden biri değil… İnek yabancı, saman yabancı ayran nasıl milli oluyor. Sonunda Çin'den çöp aldılar. Aklı sıra 'Bay Muharrem' gidiyor. Bay Muharrem, Bay Muharrem deme, millet sana "Bay Bay Erdoğan der", görürsün bak.

 ‘81 milyonun içinde camide zeybek oynayacak insan var mıdır?’

Diyarbakırlı kardeşlerim diyor ya: ' Diyarbakır ' ses yok. Neresiydi orası? Bingöl. Allah şaşırtmasın. Şu cami fotoğraflarını görebilir miyiz arkadaşlar? Sevgili Diyarbakırlılar Samsun'da bisiklete bindim. Traktöre de binerim. Almışlar bu fotoğrafı camiye yerleştirmişler. Vicdansız. Daha fenası var. Camide zeybek oynuyor. Sizce 81 milyonun içinde camide zeybek oynayacak insan var mıdır? O kadar zavallı ki bunlar. Ben o zeybeği bir oğlumun düğününde bir de Aydın’da oynadım. Cumhurbaşkanı olduğumda Diyarbakır 'da oynarım.

‘Bu iş oldu!’

Bu iş oldu mu diye sorarsanız bence oldu. Sizce oldu mu? Bugün buradan neşeli ayrılacağım. Sokakta gördüğüm çok güzel şeyler oluyor Diyarbakır 'da. Sağ olun, var olun, elleriniz dert görmesin.

 

Bu haber toplam 1422 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.