1. YAZARLAR

  2. Mehmet Mercan

  3. Diyarbakır Camileri
Mehmet Mercan

Mehmet Mercan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Diyarbakır Camileri

A+A-

       

 

Diyarbakır’ın tarihi geçmişinin izlerini günümüze taşıyan anıtlar arasında kuşkusuz camilerimiz de önemli yer tutar.

Mimari değer bakımından önemli camilerimizin her birinin ayrı bir öyküsü, ayrı bir efsanesi vardır...

Ve söz camilerden açıldığında elbette ilk, kentin ortasında yer alan Ulu Cami anlatılmalıdır.

Ulu Cami Diyarbakır’daki mabetler içinde en büyük olmasının yanında başlı başına bir kitabeler müzesidir de. Camiin duvarları, Latince’den,  İbranice’den, Arapça ve Kufi yazıtlara kadar hemen hür türden ve her dönemden kalma fermanlar, duyurular, dualar, motifler, armalar ve semboller vardır.

Hıristiyanlıktan önce de yine tapınak olduğu bilinen Ulu Cami, kentin Müslümanlar tarafından alındığı 639 yılına kadar MAR-TOMA Kilisesi olarak hizmet veriyordu.

Müslüman ordularının kente girmesiyle camie çevrilen bu tapınağın özelliğinin korunması da dinler arasındaki hoşgörünün bir başka örneği.

Romalılar ve Bizanslılar döneminden kalma her biri ayrı motiflerle süslü zarif işlemeli KORENT biçimi sütunları, kilise çatısının tüm özelliklerini taşıyan orta bölümü, bazı sütunlardaki Latince yazılar, ana giriş kapısının üzerindeki hayvan kabartmaları, Zinciriye Medresesi’ne açılan batı kapısının üzerindeki üzüm ve şarap çanağı figürlerinin olduğu gibi korunması, bu hoşgörünün  önemli belgeleridir.

Ulu Cami’in bir başka özelliği de burada hem Şafiiler, hem de Hanefiler için ayrı namaz bölümlerinin olmasıdır.

Bilinen o ki,  Birinci Dünya Savaşı yıllarına kadar  Diyarbakır’da her iki mezhebin de ayrı ayrı müftüleri vardı.

Ulu Cami bir başka özelliği de Anadolu’nun en eski camii olmasıdır. Dahası, Anadolu’da ilk ezan sesinin duyulduğu camidir de. Bu bakımdan Müslüman alemince kutsal sayılır ve 5.Harem-i Şerif olarak kabul edilir,..

Diyarbakır kent merkezinde, Ulu Cami kadar önemli, mimari özellikleri bakımından birbirinden farklı güzellikte ve değerde başka camiler de var elbette.

Örneğin, İnce, zarif çift merdivenli minaresiyle Melek Ahmet Paşa Camii. Bilindiği üzere, bu camii yaptıran Diyarbakır Valisi Melek Ahmet Paşa, sonraki yıllarda Vezir de olmuştur.

Kendi adıyla anılan mahallede bulunan  Çerkez İskender Paşa Camii, Osmanlı birliğine katıldığında Diyarbakır’a ilk vali olarak atanan Bıyıklı Mehmet Paşa’nın adını taşıyan ve Diyarbakır’da imal edilmiş çinilerle süslü Kurşunlu Cami, ya da Fatih Paşa Camii. Mardin Kapı semtinde, bir zamanlar medresesiyle tüm Orta doğuya ün salmış Hüsrevpaşa Camii. Yine, Osmanlı döneminde 13. Vali olarak kente atanan Halhallı Behram Paşa’nın kendi adına yaptırdığı, Mimar Sinan stili Behram Paşa Camii.  8 köşeli minaresiyle Diyarbakır camileri arasında farklı bir üne sahip Ayni Minare adıyla da anılan Akkoyunlu döneminden kalma Hoca Ahmet Camii.  Diyarbakır esnafından Kasap Hacı Hüseyin Ağa’nın Dağ Kapı yakınında yaptırdığı, kitabelerinde çokça “Kaal El Nebiyyi” ifadesi geçtiği için halk arasında Peygamber Camii olarak da isim yapan Nebi Camii.

Diyarbakır 639 yılında Müslümanlar tarafından fethedildiğinde ilk kente giren ve çarpışarak şehit olan 25 sahabe ile birlikte Halid Bin Velid’in oğlu Hazret-i Süleyman’ın da gömülü olduğu İç Kale içindeki Nasıriyye, halk arasındaki adıyla Hazret-i Süleyman Camii

Dahası var tabii;

İçkale’nin güney kapısı yakınında, Vali Nasuh Paşa tarafından karısı Servinaz Hatun için yaptırılan ve yakın yıllara kadar “Kot Minareli Cami” diye anılan Nasuh Paşa Cami...

Ve Diyarbakır’ın simge anıtlarından biri olan Dört ayaklı minaresiyle ünlü, Akkoyunlular döneminden kalma Kasım Sultan Camii…

Bir inanışa göre  minarenin kaidesini oluşturan dört sütun dört büyük mezhebi temsil etmektedir.

Bir başka inanışa göre de bu sütunlar arasından dört yöne dolaşanın her dileği yerine gelir… Caminin yapıldığı arsada Şeyh Mutahhar adında ünlü bir kent bilgininin mezarı bulunduğu için bu cami aynı zamanda Şeyh Mutahhar, ya da Şeyh Matar adıyla da anılır.

Kuşkusuz sur içi kentin çeşitli semtlerinde her biri bir başka güzellikte başka camiler de vardır.

Bunlar arasında 200 yıl öncesine kadar kılıf içinde korunan minaresiyle ünlü İPARLI ya da Sefa Camii’nın elbette ayrı bir yeri vardır.

Diyarbakır’daki anıtlar arasında önemli yer tutan camiler bu kadar değil elbette. Çeşitli semtlerde, her biri kendi devrinin özelliklerini ve mimari güzelliklerini sergileyen motiflerle, kitabelerle süslü camilerimiz, değişik mimaride minarelerimiz de var. Ve yine elbette, yalnız kent merkezinde değil, ilçelerimizde de çeşitli devirlerin görkemini yansıtan camilerimiz var.

Sırası geldikçe bunları anlatmak umuduyla hoşça kalın, esen kalın…

(Sonraki yazı “Ulu Cami’nin sırları)

 

Bu yazı toplam 1611 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum