1. YAZARLAR

  2. Mehmet Mercan

  3. Diyarbakır’a Gümrük İdaresi
Mehmet Mercan

Mehmet Mercan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Diyarbakır’a Gümrük İdaresi

A+A-

               

 

Güney ve Güneydoğu’nun dış ticaretinin gelişmesine katkısı olacak “Diyarbakır Gümrük Kompleksi”nin tamamlanmasının ardından, Habur Sınır Kapısı’ndaki “İpekyolu Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü”nün yakında Diyarbakır’a taşınacağı bildiriliyor…

Bu elbette, Diyarbakır’ın dış ticaretinin YENİDEN gelişmesi adına sevindirici bir haber.

Yeniden” diyorum. Çünkü; Diyarbakır’ın ticaret ve sanayi geçmişi,  eskiden yani asırlar öncesinde tarihine yakışır bir zenginlikteydi.

Gerçekten de Diyarbakır yüz yıl öncesine kadar bölgenin en büyük ticaret merkezlerinden biriydi.

Diyarbakır’da dokunan ipekliler, kök boyalı iplikleri Avrupa pazarlarında kapışılırdı.

Anadolu’nun en gelişmiş ipekçiliği, dokumacılığı, kuyumculuğu, bakırcılığı, dericiliği, çiniciliği Diyarbakır’daydı. Güney İpek Yolu’nun önemli merkezlerinden biri olan kent bölge ülkeleri ve İstanbul, hatta Avrupa kentleri arasında önemli bir ticari köprüydü.

İran’dan Moğolistan’dan, Kafkasya’dan, hatta Polonya’dan, Moskova’dan gelen tüccarlar ipekli ve pamuklu kumaşlarla fevkalade güzel işlenmiş deri ürünleri alıp ülkelerine dönerlerdi.

Ayrıca, Hindistan, Basra ve Bağdat’tan getirilen baharat ve diğer mallar da( en çok ipekli kumaşlar) kervanlarla Bursa ve İstanbul'a oralardan da Avrupa pazarlarına gönderiliyordu.

1700’lü yılları ortalarından 1900 yılı başlarına kadar Diyarbakır'da İran, Fransız, Rus ve İngiliz konsoloslukları vardı. Bu konsolosluklar bölgenin siyasi yapısıyla olduğu kadar ticaretiyle de ilgileniyor, kendi ülkeleri ile bölge arasındaki ticareti geliştirmeye çalışıyorlardı. Özellikle İngilizlerin bu bölgeye daha büyük önem verdikleri biliniyor.

Nitekim; 1830’lu yıllarda Diyarbakır’daki İngiliz konsolosluğu görevini Ermeni asıllı THOMAS BOYACIYANyürütmekteydi. İngilizlerin bu göreve bir Ermeni'’yi atamış olmaları, bölgedeki Ermenilerle de iyi ilişkiler içinde olmalarından kaynaklanıyordu…

O yıllarda İngilizlerin bölgede etkili olmak için çok çeşitli yöntemlere başvurduklarını da görüyoruz. Örneğin, o yılların önemli diplomatlarından Rodon Cosini, Londra’ya yaptığı önerilerde, İngiltere'nin Diyarbakır'a fabrikalar kurmasını istiyor, bu fabrikaların, İskenderiye’ye kadar tüm bölgede İngiliz ticaretini geliştireceğini ve büyüteceğini savunuyordu.

…………

Bilindiği gibi, eskiden, ipekçilik, ipek dokumacılığı Diyarbakır’da hayli gelişmiş bir sanat dalıydı.

Kentin çeşitli yerlerinde kurulu tezgahlarda dokunan kök boyalı ipek puşular, Diyarbakır mantini, çadır bezi kirpaslar, el dokuma kutniler Anadolu’nun dört bir yanına, bu arada Ortadoğu ve Avrupa ülkelerine de ihraç ediliyordu.

İki yüzyıl öncesinde kentte gelişmiş seramikçilik ve çinicilik vardı. Kurşunlu Cami ile İçkale arasında bulunan Nasuhpaşa Camii çevresinde yer alan atölyelerde imal edilen çiniler İstanbul’a kadar gönderiliyordu.

Osmanlı ordusunun silah ihtiyacının büyük bir bölümü Diyarbakır’dan karşılanırdı.

1842 yılından kalma bir belgede, Diyarbakır’da İçkale’deki dökümhanede dökülen 6 adet OBÜS topunun Müşir Ziya Paşa tarafından bizzat İstanbul’a götürülerek Tophaneye teslim edildiği yazılıdır...

İçkale’de son yıllarda yapılan kazıların birinde toprak altından çıkarılan Osmanlı cephanesinin o dönemden kaldığı söylenebilir.

Defter-i Mühimme’de yazılı 17 Temmuz1565 tarihli bir belgede İstanbul’daki et sıkıntısının giderilebilmesi için Diyarbekir Beylerbeyi Halhallı Behram Paşa’dan, koyun gönderilmesi istenmektedir.

Yine 1 Ocak 1815 tarihli bir belgede Diyarbekir Valisi  Emin Paşa tarafından Mehterhane’nin ihtiyacı olan 20 bin top kırmızı renkli KUTNİ kumaşın İstanbul’a gönderildiği yazılıdır…

Böylesine gelişmiş ticareti olan Diyarbekir’de elbette tüm bölgeyi içine alan bir Gümrük İdaresi de vardı.

1760'li yıllarda özellikle İran, Dağıstan, Halep, Bağdat ve İstanbul yollarının çok işlek olduğu, Bağdat-İstanbul arasında ticaret yapan tüccarlar vergilerini Diyarbekir Gümrüğüne yatırırlardı. Bu durum zaman zaman Diyarbekir ile İstanbul arasında sorunların çıkmasına da neden oluyordu.

Diyeceğim o ki; bölgesel gümrük idaresi Diyarbakır’ın yabancısı değil…

Hatta denilebilir ki, bir hakkın teslimidir…

 

Bu yazı toplam 662 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.