1. YAZARLAR

  2. Mehmet Mercan

  3. Diyarbakır’da kış hazırlığı
Mehmet Mercan

Mehmet Mercan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Diyarbakır’da kış hazırlığı

A+A-

 

Diyarbakır’ın sonbaharı güzeldir.

Arada bir alışık olmadığımız havalar hüküm sürse de biliyoruz ki artık, yaz bitmiştir.

Eskiden Diyarbakır’da sonbaharın bir başka tadı vardı.

Çünkü, kışa hazırlık dönemidir sonbahar; Bir bakıma telaş aylarıdır da…

Eylül başlarında başlar  bu telaş.

Evlerde yaz başlarında toplanan halılar, kilimler  yeniden serilir, boya badana yapılır.

En önemlisi kışlık zahire hazırlıklarına başlanır…

Çeşitli sebzeler kurutulur…

Her ne kadar şimdilerde hemen her mevsimde, her türlü sebzeyi bulmak mümkün olsa da, Diyarbakır’ın yerli aileleri alışmıştır kışlık kurutmalıklarını kendi eliyle hazırlamaya;

Diyarbakır’da bulgur hazırlamanın ilginç bir serüveni vardır;

Buğday pazarından özel bulgurluk buğday alınır, kazanlarda kaynatılır, damlara serilip kurutulduktan sonra, mahalledeki dinkte gözleri bağlı atların çevirdiği büyük yuvarlak taşların altında dövülür, sonra mahalle aralarında sırtlarında makineleriyle “Bulgur çekeeen, bulgur çekeeen” diye dolaşan seyyar makinecilere çektirilir, özel eleklerden geçirildikten sonra küplere doldurulur.

Kurutmalık için illa ki yerli sebze olacak: Hevsel’in yeşil biberi, Çermik’in patlıcanı, Gezinfasulyesi, Serde domatesi, Karaz’ın bamyası…Çünkü; Diyarbakırlılar sera sebzelerinin, konservelerin yavan tadına alışkın değil.  Bu yüzden,  eylül ayı ile ekim ayı, Diyarbakır’da TELAŞ aylarıdır diyoruz…

Eskiden daha bir yoğundu bu telaş.

İlk, yakacak hazırlığı yapılırdı.

Önce odun, kömür alınırdı elbette.

Sonra, evlerin toprak damları sıvanır, boya badana yaptırılırdı.

Damları sıvamak için ağustos ortalarında PIŞRUK hazırlanırdı.

PIŞRUK; damlar için hazırlanan özel çamurun adıdır. Elenmiş kara toprakla saman birbirine karıştırılır, iyice yoğrulur, sonra da sokağın uygun bir yerine duvar dibine yığılı bırakılır, çamurun içindeki samanların çürümesi beklenirdi. İşte bu çamur yığınına PIŞRUK denirdi. Çamurun içindeki çürümüş samanlar yapışkanlık sağlardı toprağa. Ve bu çamur damlara sıvandığında adeta betonlaşırdı…

Bu sayede bütün bir kış damların akmaması sağlanırdı…

…………

Eskiden kentteki tüm binalar odun yada kömür sobası ile ısıtılırdı.  Kalörifer yalnızca resmi binalarda bulunurdu. Bu yüzden odun önemliydi...

Kentin odun pazarları çeşitli semtlerdeki boş arsalara kurulurdu. En çok da Eski Yoğurt Pazarı ile İçkale surları bitişiğinde ARBEDAŞ gözesi çevresindeki sur diplerine…

Diyarbakır’a odun, Dicle Nehri üzerinden KELEKLERLE getirilirdi.

Fiskayası köprüsünün kurulduğu kıyılara yanaşan keleklerden indirilen odunlar eşek ve katırla odun pazarlarına taşınır, satışlar buralarda yapılırdı.

Ayrıca, gezici odun satıcıları vardı. Eşeklere, katırlara yüklenmiş odunlar mahalle aralarında götürü ( arabi bazar) pazarlıkla satılırdı.

Sokaklarda sırt odunu satıcıları sokak sokak dolaşır, “Bi arkha kuru oduuun, kuru oduuun.” diye bağırır, hem odun satar hem de kapı önünde ellerindeki dehre ve baltalarla odunları sobalara sığacak ölçüde kırarlardı… 

Kuşkusuz kış hazırlığı yalnız yakacakta kalmazdı;  Bu aylarda çeşitli turşular kurulur, pastırma yapılır, küplere sade yağ doldurulur. Komşuların yardımı ile şehriye dökülürdü.

Ayrıca kurutmalık bamya, yeşil fasulye, dolmalık ve güveçlik patlıcan, dolmalık biber, kabak, hatta domates alınır, yıkanır, ayıklanır, temiz bezlere serilir, bazıları da iplere dizilir kurutulurdu. 

…………

Eskiden Diyarbakır’da kavurma günleri şenlikli olurdu.

Kavurma günü yakın akrabalar evde toplanır, bir yanda etler pişerken bir yandan da kesilmiş koyunun ciğeri ve yüreği ile kebaplar yapılırdı.

Avlunun uygun yerine kurulu demirden üç ayağın üzerine konulmuş büyük kazanlarda kavrulan etlerin arasına ekmeğimizi batırıp yemeğe can atardık.

Etler kavrulduktan sonra bir miktar alınır, yağa batırılmış ekmeklerin üzerinde, üstü örtülü tabaklara konur, mahalledeki yoksul ailelere ve komşulara gönderilirdi…

Diyarbakır’da kış mevsiminde, kurutulmuş sebzeler ve kavurma ile yapılan ünlü yemekler vardı.

Defşeviti-ağızyakan-incikli ekşili Meftunekavurmalı Belloh, yani mercimekli köfte. Kıştürlüsü, sumaklı ekşili dolma en çok yapılanlardı.

 

Bu yazı toplam 1102 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.