1. YAZARLAR

  2. NACİ SAPAN

  3. Diyarbakır’dan ‘Evet’-‘Hayır’ yansımaları
NACİ SAPAN

NACİ SAPAN

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Diyarbakır’dan ‘Evet’-‘Hayır’ yansımaları

A+A-

 

Havaya, suya, toprağa düşen üç cemre sonrası güzel bir bahar günündeyiz Diyarbakır’da.

 

Gülenden çok gülmeyen yüzlerin arasında dolaşıyorum. Aramalı-taramalı-barikatlı yaşam biçimine rağmen hayat devam ediyor, ‘Evet’li, ‘Hayır’lı siyaset muhabbetleri bol miktarda. Yüzde hesapları yapılıyor iki tercihe. Hesapların bazıları kafalardaki, yüreklerdeki niyetin gerçekleşmesi temelinde olmasına rağmen, niyet ve umut etmenin ötesinde tarafsız değerlendirmeleri dinliyorum, ortaya Diyarbakır profili çıkıyor.

 

Otoriteye ve dayatmaya karşı genetik karşı çıkış profili, niyet edilenlerin çok üzerinde bir yerde duruyor.

 

‘Üç cemre düştü, kimse dördüncüsünü konuşmuyor’ diyor bu yorumculardan biri, devam ediyor; ‘Üç cemre görünmeyendir, dördüncü cemre görünen olacak’.

 

Tuhaf değil mi?

 

Bilim insanları yeni bir keşif’e mi imza attı diye düşünmeden olmuyor.

Cemrelerin düşüşü ile siyaset, ‘evet’, ‘hayır’ buluşması bu.

Diyarbakır siyaset üreten kent, ‘evet’i taşlayan bir dördüncü cemre muhabbeti başlıyor.

 

‘16 Nisanda düşer, hayır’a bahar tadında, ‘evet’ e kara kış tadında olur’ açıklamasından sonra yorumcuya söyleyecek laf bulamıyorum. O tamamlıyor, Hayırdan yana yüzde hesabı sunuyor, ‘Yüzde 70’ten aşağısı çıkmaz’ diyor,  

Ne diyelim?

**

İki tercihin siyasi parti çekişmelerinin dışında değerlendirilmesi gerektiği tartışmalarının varlığı da bu durumu o noktaya çekenler açısından gündeme geliyor. İktidar, muhalefet ya da parti tercihinden çok bireyin ve ülkenin geleceğinin nasıl olacağı penceresinden tercihlerin yapılması gerektiği vurgusu ise elbette ki 16 Nisan’ın ruhuna uygun bir durum olarak yansıyor. Parlamenter sistemde bir partinin tercih edilmesi ile parlamentonun işlevsiz hale getirilmek istenmesinin tercih edilmesi arasındaki farkın tartışma konusu olduğu bir zeminde yarış devam ederken Birleşmiş Milletler insan hakları komisyonunun bölgede 18 ayda yaşananlarla ilgili hazırladığı raporun sonuçlarına bakmakta yarar var.

 

BM raporunda; 18 ay devam eden operasyonlar sırasında aralarında "800 güvenlik görevlisinin de bulunduğu 2 bine yakın kişinin hayatını kaybettiği, ciddi insan hakları ihlalleri" yaşandığı belirtiliyor. Rapora göre, çoğunluğu Kürtlerden oluşan 500 bine yakın kişi de operasyonlar nedeniyle evlerinden edildi.

**

Son söz: Çok ciddi insan hakları ihlallerinin yaşandığı bir bölgede bireyler nasıl bir tercih kullanır?

Bu soruya vereceğiniz cevapla sizleri baş başa bırakıyorum!

Cevabın çok sesli olmasına gerek yok. 

 

Bu yazı toplam 583 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.