1. YAZARLAR

  2. Mehmet Mercan

  3. DİYARBAKIR’I TANITMAK VE YANLIŞLAR
Mehmet Mercan

Mehmet Mercan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

DİYARBAKIR’I TANITMAK VE YANLIŞLAR

A+A-

 

Geçtiğimiz günlerde haber oldu.

Diyarbakır  Valiliği, kentin tanıtımı için harekete geçmiş. Bunun için de  iki “Belgesel film” yapılması kararlaştırılmış ve TRT ile bir protokol imzalanmış

Diyarbakır Valiliğince bu iş için 600 bin lira bütçe ayırmış.

Yani 600 milyar lira…

Geçtiğimiz günlerde sevgili dostum Şeymus Diken  bu girişimi bir başka bakışla değerlendirdi.

Ve bir de şu soruyu sordu;

“Yurttaşın ödediği vergilerden bütçesi oluşmuş ve asli görevi olan işleri yapmaya hem muktedir olan, hem de anılan işleri yapmak görevi olan bir kuruma devletin bir başka kurumu neden para transfer ederek “iş” yaptırmaya yeltenir! ?...”

Bakalım bu soru cevabını bulacak mı?...

………….

Ben “İŞ”in bir başka yanına değinmek istiyorum.

Elbette, Diyarbakır’ı tanıtmak, anlatmak elbette gerekli ve önemli.

Çünkü, Diyarbakır gerçekten bu konuda devlet eliyle MAĞDUR edilmiş bir kent.

Neredeyse yüz yıla yakın bir zaman sıkıyönetimlerle, olağanüstü hal uygulamaları ile turizme kapalı kaldıktan başka, devlet yatırımlarından da nasiplenmemiş, kendi kaderi ile baş başa bırakılmış bir yöre.

Hoş şimdilerde de öyle ya…

Evet. Artık Diyarbakır’ın da hak ettiği değere elbette kavuşmalı.

Bunun için de bu kadim tarihi kent yeterince tanıtılmalı ve anlatılmalı.

Ama ortalıkta kol gezen bilgi kirliliğine de dikkat ederek…   

Gerçekten de,  Diyarbakır’la ilgili o kadar çok bilgi kirliliği var ki. Üstelik bunları TRT’nin programlarında, devlet kurumlarına ait  bazı WEB sitelerinde de görmek mümkün.Ve ne yazık ki böylesi bilgi kirliliğine valilikler, kaymakamlıklar, belediyeler , saygın bazı STK’lar  hatta Kültür Bakanlığı’na bağlı birimler de çanak tutuyor.

Örnekler o kadar çok ki;

Geçtiğimiz yıllarda yurdum çeşitli yerlerinden gelmiş  “Diyarbekir İletişim Grubu” üyesiyle İçkale’yi gezerken, Kültür Müdürlüğü görevlileri bize mihmandarlık ettiler. Ama gelin görün ki, Diyarbakır tarihiyle ve İçkale ile ilgili anlattıkları o kadar fahiş hatalarla doluydu ki, dostum Şeyhmus Diken’le birlikte müdahale etmek zorunda kaldık. Bildiklerinin yanlışlığını anlattık.

Verdikleri cevap ilginçti;

-Biz bu bilgileri bakanlığın bize gönderdiği tanıtım broşürlerinden alıyoruz !…

Dahası var ;

Birkaç yıl öncede, Diyarbakır adına İstanbul’da hazırlanıp basılmış, Diyarbakır Valiliği ve bazı STK’ların desteğindeki çok yapraklı bir dergide “Ulucami avlusundaki güneş saatinin Bizanslılar döneminden kalma olduğu” öne sürülüyordu.

Belli ki birileri bu bilgiler Diyarbakır’a gelmek zahmetine katlanmadan İstanbul’da masa başında derleyip baskıya dergiyi hazırlamış. Oysa, bu derginin hazırlayıcıları gelip bu saati görmüş olsalardı güneş saatinin üzerindeki rakamların Romen rakamı olmayıp, Arapça rakamlar olduğunu göreceklerdi.

Böylesi bilgi kirliliği o kadar çok ki.

Elbette bunun nedeni belli.

Diyarbakır şimdilere kadar ciddi bir biçimde araştırılmamış, anlatılmamış, tanıtılmamış. 

Rahmetli Araştırmacı-Yazar Dr. Avukat Şevket Beysanoğlu da olmasaymış, kimseler Diyarbakır’ı hiç duymayacaktı belki de.

Diyarbakır hiçbir zaman kentteki mevcut kurum ve kuruluşların umurunda olmadı çünkü.

Hele de siyasilerin, parlamenterlerin hatta bu kentten çıkmış bakanların bile  “Diyarbakır” diye bir dertleri hiç olmadı.

Herkes keyfince yaşayıp gidiyor işte…

 

Bu yazı toplam 618 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.