1. YAZARLAR

  2. Zeynep ABBASOĞLU

  3. DOSTLAR ÖLMEZ
Zeynep ABBASOĞLU

Zeynep ABBASOĞLU

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

DOSTLAR ÖLMEZ

A+A-

 

Er ya da geç bu satırları yazacağımı biliyordum fakat ne acı ki yazmam çok erken oldu. Çok sevgili dostum, 68 kuşağının devrimci önderlerinden Oktay Etiman’ı kaybettim.
Halkın Nabzında yazmaya başlamam ile aynı vakitlere denk düşer hastalığının ortaya çıkması. Her konuda olduğu gibi yazı konusunda da fikrini almıştım ve o gür sesiyle bana “Zeyno, mükemmeliyetçilik insana iş yaptırtmaz, rahat ol biraz evlat” demişti.

Burada sizlerle paylaşmak istediklerim onun siyasi yaşamı veya devrimci hareket içindeki rolü değil. Onu ismen tanıyanlar yaşam öyküsünü zaten az çok biliyorlardır. Tanımayanlar ise güzel bir insan ile benim on üç senelik çıkarsız dostluğumuzun kısa bir özetini okuyacaklar.

Bana “Zeyno” ya da “Evlat” diye hitap ederdi, ancak ben ona hiç bir zaman Oktay Ağabey demedim.
Ben Oktay’ı ortak bir arkadaşımız vasıtası ile tanıdım. İlk tanıştığımız gün, sonraları sıkça onu görmek için gittiğim Mülkiyeliler Birliğinin bahçesinde, kenarda bir masada çeviri yapıyordu. Biraz havadan sudan sohbet etmiştik ve ona “El Preso Numero Nueve” (Sıfır numaralı mahkum) deyivermiştim Joan Baez’in şarkısında dediği gibi...
Bu onu çok şaşırtmış ve “Senin yaşındakiler bilmez o şarkıyı evlat demişti.”
Oktay sürekli çalışır ve çok sade bir hayat sürerdi. Her şeyi o kadar sade ve huzurluydu ki arada onu taklit etmeye çalışırdım. Evinin duvarlarında kendi kamerası ile çektiği çıplak arazideki tek ağaç fotoğrafları asılıydı. O fotoğraflara baktığımda onu ve kendimi yalnız ağaçlara benzettiğim zamanlar olmuştu. Evinde hep dostları, kimyonlu mercimek çorbası ve kendi yaptığı armut likörü olurdu. Huzurlu, gerçek bir terası ve gereksiz hiç bir şeyi yoktu.
”Çat kapı gitmek” deyimini görsel olarak anlatmak gerekse Beşevlerde’ki o evi işaret ediverirdim.
Bir doğum günümde bana insanları daha iyi tanıyabilmem için adını “İnsan Tanıma Makinası” koyduğu ve dışını boyalarla renklendirdiği bir elek getirmiş ve nasıl çalıştığını uzun uzun anlatmıştı.
Ben Kızılay’ı sevmem ve zorunlu olmadıkça da gitmem. Benim için Kızılay’ın en güzel yanı Oktay’ın orada olduğunu bilmekti. Ona bir şey anlatırken hikayeyi kırpmaya, yumuşatmaya gerek olmazdı. Bilirdim ki o asla eleştirmez, kınamaz ve sonsuza kadar saklar. Elektrikle işkence yapılsa bile ser verir sır vermez. Bencilce belki ama hastalığını ilk duyduğumda “Eyvah ben ne yapacağım şimdi?” diyerek ağladım. O sadece güvenilir bir dost değil aynı zamanda, çok da derin bir insandı ve onu diğerlerinden ayıran da buydu.
Bu yaz bir araba satın alıp uzun bir Ege tatiline çıktı ve bana “Hayatımda ilk kez kendim için bir şey yaptım Zeyno” dedi. Bunu her hatırladığımda göz yaşlarıma engel olamıyorum.
Yarın sevgili dostumu sonsuzluğa uğurlayacağız.

Rahat uyu, davanın en yürekli koşucusu...

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.