1. YAZARLAR

  2. Mehmet Mercan

  3. DÜNYA VAZ GEÇİYOR
Mehmet Mercan

Mehmet Mercan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

DÜNYA VAZ GEÇİYOR

A+A-

 

  • Enerji sıkıntısı çeken ülkeler dahil, pek çok ülke nükleer enerjiden vazgeçiyorken, hatta bazı ülkeler kurulu tesisleri iptal ediyorken. Türkiye’nin, alternatif enerji kaynakları varken ve bunları kullanmadan nükleer santral kurmak istemesi tepki çekiyor.

 

Özellikle Çernobil kazası, tüm dünyayı gerçekten derinden etkiledi.

-İspanya’da 1990 yılı için planlanan 35 reaktörün yapımı durduruldu.

-ABD’de Çernobil’den sonra yapımı devam eden ve proje halindeki 128 nükleer santralın yapımından vazgeçildi.

-İtalya’da faal haldeki 3 santral kapatıldı.

-İsveç’te, inşa halindeki tüm santrallerdeki çalışmalar durduruldu.

-Almanya’da yapılan referandum’da halkın yüzde 69’unun nükleer santral istemediği belirlendi. Ayrıca yüzde 54’ü de mevcut santrallerin kapatılmasını istiyor…

-Federal Almanya’nın üç büyük eyaleti olan RENANYA, BADE VURTEMBERG ve SCHLESVİG mahkemeleri Hükümet tarafından  WHYLve BRKDORF’da kurulmak istenen iki nükleer santralın yapımını yasakladı. 

-Bir başka Alman mahkemesi GORLEBEN’da kurulmak istenen nükleer artıkları arıtma fabrikasının inşaatını durdurdu…

-İspanya’da Akdeniz kıyısındaki 500 megavatlık Vandellos nükleer santralını  ve çevresini Fransız Parlamentosu adına gezen bir grup parlamenter, santralden ısıtılmış suyun denize boşaltıldığı noktanın 8 kilometre çevresinde hiçbir canlı hayvan ve bitkinin yaşamadığını, hiçbir balık türünün görülmediğini anlatınca, Fransız Parlamentosu Akdeniz  kıyılarındaPort La Novuelle ile Martiques bölgelerinde kurulmak istenen nükleer santral projelerinden vazgeçmek zorunda kalmış…

 

BİZ NE YAPIYORUZ?

Yıllar önce Mersin’e gelmişken Akkuyu bölgesini de gezen dönemin Çevre Bakanı  Rıza Akçalı, Akkuyu Koyu’nun ve çevrenin güzelliği karşısında adeta büyülenmiş, bu projenin Akdeniz’e, Akdeniz turizmine büyük darbe olacağını vurgularken de İspanya’dan örnek vermişti.

“Herkesin bildiği gibi, İspanya dünyanın en çok turist çeken ülkesiydi. Özellikle de Akdeniz sahilleri… Bir anda parlayan, büyüyen ve turizm alanında cazibe merkezi olan İspanya bunun sarhoşluğu içinde tutup Akdeniz kıyılarına nükleer santral kurunca, çevre güzelliklerini fütursuzca tahrip edince, denizi kirlendi, cazibesini yitirdi. Binlerce yataklı turistik tesisler boş kaldı. Bu gün İspanya artık tercih edilen bir ülke değil.

Aman, biz Akdeniz’i kirleterek İspanya’nın durumuna düşmeyelim…”

Bakan Akçalı böyle diyordu…

Ama, biz hep aksini yaptık yıllarca. Tüm Akdeniz sahillerini betonla kapladık. En güzel yerleri tel örgülerle çevirip yasak bölge haline getirdik.

Yetmedi, kıyıları çevreyi kirleten sanayi tesisleriyle donattık.

Yetmedi; Taşucu’na kağıt fabrikası, Mersin’e azot ve gübre fabrikasını, Yumurtalık’a petrol dolum tesislerini, BTC tesislerini kurduk. İskenderun Körfezinin çevresini gübre fabrikası, azot fabrikası, demir çelik fabrikası ile çevirdik…

Şimdi de Akdeniz’in bakir kalmış en güzel koyuna Nükleer Santral kuracağız…

Evet, evet. YAZIK DEĞİL Mİ AKDENİZ’E?…

 

ÇARESİ KOLAY

50 yıldır gelmiş geçmiş tüm hükümetler Akkuyu ‘da nükleer santral kurma peşine düştüler demiştik ya.

Hepsinin de gerekçesi ayni; “Türkiye’nin enerji sıkıntısını aşmak”.

-Peki yok mu bunun başka çaresi”

Var tabii. ABD dahil, batının büyük bir bölümü bunun çaresini çoktan bulmuş.

Ve artık tüm ülkeler enerji açıklarını Güneş, rüzgar, biokütle, jeotermal, mini-su dalga gibi temiz enerji ile kapatmanın gayretinde…

Sevinelim.

Çünkü; ülkemizde de bu alanlarda güzel sonuçlanan çalışmalar var.

Halen pek çok üniversitemizde kurulmuş çalışan, üretim yapan Güneş Evleri de var…

Hatta geçtiğimiz yıllarda Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile Dicle Üniversitesi tarafından ortaklaşa kurulmuş bir güneş evi vardı.

Bu alanda çalışmalar hala devam ediyor mu acaba?

Etmiyorsa yazık olur bence…

Kısaca, alternatif enerji potansiyelimiz o kadar çok ki;

Örneğin; Boşa akan nehirlerimiz.

Bir süre önce, Seyhan nehri üzerinde kurulacak Yedigöze Sani Bey Barajı’nın temel atma töreninde açıklanmıştı;

“Türkiye’nin hidroelektrik toplam potansiyeli 35 bin 544 megavat. Halen kurulu güç olarak mevcut hidroelektrik potansiyelimiz  ise 12.780 megavattır. 

Demek ki; mevcut hidroelektrik potansiyelimizin ancak üçte birini kullanabiliyoruz…”

Biliyoruz ki; nükleer santral kuran ülkeler, mevcut kaynaklarının tümünü kullandıktan sonra bu yola gitmek zorunda kalıyorlar…

Bizde neden tersi yapılıyor. Anlamak mümkün değil.

………..

Ve biliyor musunuz?

Yetkilerimiz yıllardır Türkiye’nin enerji açığını kapatmak için nükleer santral kurulmasının zorunlu olduğunu savunur dururlar.

Son alarak, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) ın verilerine göre geçen yılın ilk 6 ayında İran, Bulgaristan, Yunanistan ve Azerbaycan’dan toplam  417,3 milyon KWH elektrik satın almışız.

Veeee… Şimdi sıkı durun, yine ayni dönem içinde Irak, Gürcistan ve Suriye’ye aynı 487,8 milyon KWH elektrik satmışız…

Yani aldığımızdan fazlasını dışarıya satmışız…

Enerji darboğazı içindeyiz” diyenlere duyurulur.

 

Bu yazı toplam 23603 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.