1. YAZARLAR

  2. İshak Karakaş

  3. “Edebiyat insanı affetme imkânı veriyor”
İshak Karakaş

İshak Karakaş

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

“Edebiyat insanı affetme imkânı veriyor”

A+A-

Ahmet Tulgar’ın son kitabi  ‘Trajik Nüans’  üzerine İshak Karakaş söyleşi yaptı.

Ahmet Tulgar , Eylül 2016’da yayımlanan dördüncü öykü kitabı ‘Trajik Nüans’ okurlar ve eleştirmenler tarafından çok beğenildi ve birçok kurum tarafından 2016’nın en iyi kitaplarından biri seçildi.

 

 ‘Trajik Nüans’, ne okuyorum.org sitesinin okur bildirimlerinden yola çıkarak hazırladığı listeden yine okur oylarıyla 2016’nın en iyi öykü kitabı seçildi. Ne hissettin?

Sevindim tabii. ‘Trajik Nüans’ın eleştirmen ve okurlardan aldığı olumlu tepkiler beni rahatlatıyor. Böyle bir durum her yazarın hoşuna gider. Bir de şu tabii önemli: Türkiye toplumu pek okuyan bir toplum değil. Kitap satışları çok yüksek değil. Diğer taraftan epey de kitap basılıyor. Ve yayınevleri de, kitapçılar da ayakta kalabilmek için çok satan ya da satması beklenen kitaplara yönelik olarak yapıyorlar pazarlama ve satış stratejilerini. Bu yüzden de edebi kriterleri yüksek kitapların kendilerini tanıtma ve rafta kalma sürelerini uzatmaları için bu türden listelemeler, oylamalar, yıl sonu değerlendirmeleri gerekli oluyor.

 

‘Trajik Nüans’ Eylül başında yayımlandı. Ve hâlâ gündemde. Medyada da sıkça yer aldı. Bunu neyle açıklıyorsun?

Evet, medya başarısı epey yüksek oldu. Almanca’da bunun için bir kavram kullanılır: “Presseerfolg”. Kitap çok satmamıştır ama medyada geniş yer almıştır. Bunu anlatmak için… Tabii “Presseerfolg” derken eleştirmenlerin olumlu tepkileri de katılıyor. Birçok internet sitesinin yıl sonu değerlendirmelerinde eleştirmen ya da okur oylarıyla yılın en iyi öykü kitabına aday gösterildi ‘Trajik Nüans’ ve listelerin hep üst sıralarında yer aldı. Radikal Kitap Eki’nin 100 kitaplık toplu listesinde de vardı. Ve dört ay içinde 2.baskısı yapıldı kitabımın yayınevi tarafından. Böylesi bir dönemde beni mutlu eden, yaşama motivasyonu veren bir şey bu. Okurlar sevdi bu kitabımı. Aslında yeni çok şeyi göze aldım bu kitabımda. Mesela çok kadın öyküsü yazdım bu kitabım için. Beğenilmeleri beni cesaretlendirdi. Kadın ruhuna dalabilmek bir yazar için çok geniş imkânlar sağlıyor. Müziğin baş karakterlerden biri olduğu ve sadece içeriği değil biçimi de belirlediği bir öykü yazdım, ‘Vesna ve Rezar’, fragmanların yan yana gelerek öyküyü oluşturduğu öyküler yazdım.

 

Daha önceki kitaplarının medya başarısı nasıldı? “Presseerfolg” deyince sormak istedim.

Aslında önceki kitaplarım da bu anlamda çok başarılı oldu. Ben eleştirmenler ve okurlar tarafından şımartılmış bir yazarım. Emeğimin karşılığını alıyorum bu anlamda. İlk romanım, Volkan’ın Romanı, yayımlandığı 2006 yılının en başarılı romanlarından biri seçildi. 2008 yılında Frankfurt Kitap Fuarı için Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı’nın hazırladığı çağdaş romanlar kataloguna girdi. 20 yılın 59 romanı yer alıyordu bu katalogda. Değerli Makedonyalı çevirmen Ahmed Qazimi tarafından Arnavutça’ya çevrildi ve Makedonya’da yayımlandı yine TC Kültür Bakanlığı’nın desteğiyle. İkinci romanım, Çocuklar ve Canavarları yayımlandığı 2012 yılının en iyi kitaplarından biri seçildi. 2015’te yayımlanan üçüncü öykü kitabım ‘Duygusal Anatomi’ de aynı şekilde. 2009’da yayımlanan ‘Birbirimize’ de çok beğenildi. Beni seven, her kitabıma sevgiyle yaklaşan memnun edici bir okur sayısına da ulaştım. İlk öykü kitabım, Evsiz Ülke Hikâyeleri, 1989’da yayımlanmıştı. Bu uzun zaman içinde 1989’dan bu yana sakince oluşan okurlarıma teşekkür ediyorum.

 

Siyaset ile aşkın, birey ile toplumun yan yana derinliklerde gezdiği öyküler yazıyorsun. Politik tavır da alan bir yazarsın. Siyaset ile birey arasındaki ilişkiye bu yoğunlaşmanın sebebi ne?

 ‘Çocuklar ve Canavarları’nın bir pasajında bu konuyu etraflıca ele aldım. Söylediğim şuydu: ‘Ben siyaseten düşman olduklarımı edebiyatla affettim.’ Siyasetin doğasında düşmanlaştırma bulunuyor. Edebiyat ise insanın neden öyle olduğunu sebepleri ile anlatır ve insanın yine ‘Çocuklar ve Canavarları’nda söylediğim gibi aslında hep iyi olmak istediğini göstererek onu affetmemiz imkânını verir. Ama siyasetsiz de olmuyor tabii. Bir edebiyatçının siyasi tavır almaktan uzak durması, imtina etmesi zordur.

 

Çok uzun yıllardır gazetecilik yapıyorsun. Halkın Nabzı’nın da editörüsün. Gazetecilik hayatında nasıl bir yer tutuyor?

Gazetecilik insanın epey zamanını alan bir meslek. Üstelik yazı ile yapıldığı için insanın başka şeyler yazma isteğini törpüleyebilir. Ben yazıya gazetecilikten önce edebiyatla, öyküler yazarak başladığım için bu riski çabuk fark ettim. Gazete yazılarımda, bir haber bile olsa bu, edebiyata yakın durdum; dile, haberin biçimine ve üslubuna özen gösterdim. Köşe yazılarımın makale, essay tarzında olmasına çaba sarf ettim. Gazete yazılarımı topladığım kitaplarımdan okurların edebi haz aldığını duyduğumda sevindim. Gazetelerde, dergilerde yayımlanan ürünlerimi derlediğim 7 kitabım var.

 

Gazetecilikten de vazgeçemiyorsun ama. Öyle mi?

Evet. Özellikle şu dönemde gazetecilik yapmanın kıymetinin daha da arttığını düşünüyorum. Tabii halktan yana gazeteciliği kast ediyorum. Halkın Nabzı büyük çabalarla çıkan bir gazete. Senin bu gazete için nasıl fedakârlıklarda bulunduğunun tanığıyım. Ama bir şekilde kurumlaştı Halkın Nabzı. Bütün İstanbul’a dağıtılacağı, günlüğe döneceği zamanları da görmeyi umuyorum seninle.

 

Türkiye zor bir süreçten geçiyor. Sence bu nereye kadar böyle gider? Bir yazar olarak ülkenin durumunu nasıl görüyorsun?

Evet, çok zor bir dönem. Şiddet yaşam alanlarımıza kadar girdi. Demokratik siyasetin önü kapatıldı. Ben bunun sürdürülebilir bir durum olduğunu düşünmüyorum. Hiçbir toplum bu şekilde bir arada duramaz. Senin de sıklıkla vurguladığın gibi toplumsal barışın sağlanması lazım. Bunu sağlamanın yolu da demokrasidir. Toplumsal barışın olmadığı bir ülkenin ve o ülkedeki devletin günümüz dünyasında rekabet edebilmesi imkânsızdır. Türkiye sosyal ve iktisadi olarak kendisini güçten düşüren bu yoldan vazgeçmeli. İnsanlar mutlu değil. Bunun saptanması bile siyaset sınıfının şapkasını önüne koyup düşünmesini gerektirir. Sadece günü kurtarmak bir ülkeyi ne kadar ayakta tutar ki. Bu ülke insanları bir toplum olmaktan çıktı artık, bir kalabalık halinde yaşıyor. Bu da risklerini beraberinde getiriyor. Oysa daha iki yıl kadar öncesinde yaşanan barış süreci toplumsal barışı yeniden inşa etmek için deneyimler sağladı bu ülkedeki insanlara. Dileğim hemen barıştır.

 

Öykülerinde İstanbul’u çok güzel tasvir ediyorsun. İstanbulluluğunun altını çiziyorsun. İstanbul’un bugünkü hali sana ne hissettiriyor?

İstanbul, doğduğum ve hayatımın hemen hemen tamamını geçirdiğim yer. Yarım asırda bu kent büyük bir değişim geçirdi, bu değişime yıkım bile denilebilir birçok açıdan. Ama hâlâ dünyanın en güzel şehirlerinden biri. Topoğrafyası ve tarihi İstanbul’u bütün açgözlü dönemlerde korudu. Yine de buna çok güvenmemek gerekir. Neyse ki birkaç senedir kentine sahip çıkan insanlar daha sık bir araya gelir oldu. Bu kentin çok kültürlülüğünü ve tarihsel mirasını korumak acil bir görevdir. Fakat değdiğim gibi toplumsal barışın olmaması hem insanlara hem de yaşam alanlarımıza büyük zarar veriyor. İnsanların hayatta kalmaya çabaladıkları bir dönemde kenti korumak lüks kabul ediliyor ve böylece kent açgözlülerin saldırısına daha açık hale geliyor.

 

2015’te yayımlanan ‘Duygusal Anatomi’de de, 2016’da yayımlanan ‘Trajik Nüans’ta da Bach’ın müziğine olan sevgini hissettirdin, vurguladın. Bach’ın müziği senin için ne ifade ediyor?

Bach’ın müziğinin sanatın ve insanlığın ışıltılı bir seviyesi, düzeyi olduğunu düşünüyorum. Aklın ve duygunun yükseltisi. Asırlar geçiyor ve hâlâ güncel, hâlâ aşılmamış eserler yazmış. Çok fazla dinliyorum, elimden geldiğince iyi tanımaya çalışıyorum ve tanıdığımı düşünüyorum. Çalışmaktan yorgun düştüğümde saatlerce Bach dinlerim.

 

Bundan sonraki kitap projelerin nedir?

 ‘Göze Batmış Mutluluk’ adını verdiğim bir makale kitabım hazır. Yine öyküler, yine bir roman daha. Yaşadığım sürece böyle devam etsin istiyorum. (kaynak: http://halkinnabzi.com.tr)

Bu yazı toplam 643 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.