1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. EDEBİYATIN EMEKÇİSİ CEVDET KUDRET
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

EDEBİYATIN EMEKÇİSİ CEVDET KUDRET

A+A-

Cevdet Kudret
"Cevdet Kudret, düşüncenin baskı altına alınmasına karşı, yaşamının son yıllarında bile mücadele etmiş, özgür düşüncenin kitaplar aracılığıyla yaygınlaşacağı inancıyla 65 yıl edebiyatımıza, sesini , düşüncelerini esirgemeden önemli eserlerle büyük bir hizmet vermiştir."

 

 

Cevdet Kudret, Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı sırasında Musul'da ölen terlikçi Sadullah Efendi'nin oğludur. Annesi Hatice Hanım Askeri dikimevi'nde asker gömleği dikerek ailenin geçimini üstlenmiş çocuklarını okutmuştur. Cevdet Kudret'in öykülerini topladığı Sokak adlı öyküler içinde "Ağlancalık" bölümünde, Dikimevi başlıklı öykü bu yılları anlatan muhteşem bir öyküdür. Cevdet Kudret, hastalık nedeniyle ara vermek zorunda kaldığı lise öğrenimini 1930 yılında 23 yaşında tamamlamış, sonra İstanbul Hukuk Fakültesini bitirmiş ve liselerde edebiyat öğretmenliğine başlamıştır. Asıl adı, Süleyman Cevdet Kudret'tir. Otobiyografik özellikler taşıyan 'Süleyman'ın Dünyası' üst başlıklı roman üçlemesini, ( Sınıf Arkadaşları- Havada Bulut Yok- Karıncayı Tanırsınız) 1937 yılında evlendiği İhsan Nisari Hanım'a şu sözlerle ithaf etmiştir: " Süleyman'ı sevdiğin, bir yandan da beceriksizliklerine kızdığın için, onun dünyasını sana armağan ediyorum."

 

Cevdet Kudret'in sahip olduğu edebiyat derinliği konusunda ikna olmak için; yazdığı kitapları toplayıp, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Yönetim Kurulu'nun karşısına çıkan ve O'nun sahip olduğu birikimi SBF-BYYO öğrencilerine anlatma olanağı tanınması için ikna çabasına girişen Prof. Dr. Muammer Aksoy'un eylemini bilmenize gerek olmadığını düşünüyorum. (Çünkü Muammer Hoca Kitapları taşımak için mutlaka öğrencilerden ya da okul görevlilerinden yardım almıştır. ) Onun yerine Cevdet Kudret'in roman üçlemesinin bölüm başlarına aldığı , Kutsal kitaplardan Eski Yunan'a , Türk ve dünya edebiyatının önde gelen yazar ve eserlerinden, halk türkülerine kadar geniş bir çerçevedeki yüz elliyi aşkın kimi bir satırlık, kimi bir paragraflık alıntıları okumanız yeterlidir. İlgili, ilgisiz alıntılar değil bunlar , okuduğunuz zaman görecek ve anlayacaksınız; okunacak bölümle anlamlı bir ilişkisi olan sözlerdir ve yerinde kullanılmıştır.

 

Cevdet Kudret'in Evrensel Basım Yayın tarafından on yıllar sonra yeniden yayınlanan öykü ve romanlarını okumamış olanlara seslenmek isterim: Edebiyat okuması konusunda eksik kalmışsınız, kesinlikle eksiksiniz, mutlaka okumalısınız, yalın, akıcı, tertemiz bir Türkçe, anlamlı bir hikayesi, edebiyat tadı olan, insanı sarsacak öykülerdir karşınıza çıkacak okuma parçaları... Cevdet Kudret'in anlattığı öyküler, ve Süleyman'ın Dünyası'nda anlatılanların etkisinden günlerce çıkamayacaksınız. Fazla iddialı sözler diye düşünülebilir, ancak ben olmadığını düşünüyorum.

 

Cevdet Kudret, kendisini , "... edebiyatın proleteryasıyım ben... " diye tanımlıyor. Doğumunun 100. yılında ( 2007) 'Edebiyatın Ağır İşçisi' başlıklı bir armağan kitap hazırlamış olan değerli öykücü ve yazarımız Adnan Özyalçıner, 'Cevdet Kudret, düşüncelerinden ödün vermediği için zor, yokluklar ve yoksunluklarla dolu ama onurlu bir hayatı oldu' tespitini yapıyor.

 

Cevdet Kudret, edebiyatın bütün dallarında eser vermiş bir yazarımızdır. Roman, öykü, şiir, deneme, biyografi, eleştiri, oyun, tiyatro, yazın tarihi, edebiyat ders kitapları, inceleme, araştırma, derleme dallarında yüzü aşkın eser. Ancak Cevdet Kudret, "...kalırsa benden Ortaoyunu ve Karagöz kalsın, onlarla hatırlanmak isterim..." diyecek kadar alçakgönüllüdür.

 

Cevdet Kudret, öğretmenlikten ayrılmak zorunda kalınca İstanbul'da avukatlık yapmak ister. Başlar da...Ancak aylar geçmesine karşın tek bir müşteri dahi kapısından içeri girmez. Eşi İhsan Kudret, bu olayı , " İhsan Benimle Çalışır mısın?" başlıklı anı kitabında şöyle anlatır: " ... Bir gün Cevdet, İhsan dedi, gel şuraya otur seninle enine boyuna konuşalım. Yüzü çok ciddi, sesi kararlıydı. İstanbul'da kaldığı sekiz, on ay içinde bürosuna tek müşteri gelmemiş. Bir gün halası uğramış, içeri girmeden yandaki odadan çevirmişler. 'Hanım, işini ona verme, polis takibinde' demişler. Pes diyesim geliyor... Cevdet sözünü sürdürdü, ' üzülmeyesin diye sana duyurmadım. Ama gerçeği görmemiz gerek. Burada da bana ekmek yok..."

 

Cevdet Kudret evinin geçimini sağlamak için, lise ders kitapları yazmaya başlar, ' Cevdet Kudret' ismi sakıncalı olduğu için ders kitapları Abdurrahman Nisari adıyla yayınlanır. Ders kitapları çok beğenilir, ilgi görür. Bütün yurtta okutulmaya başlanır. Yaşamlarında ilk kez biraz " nefes" almaya başlarlar. Ancak iyi günler birkaç yıl sürer. Yıllarca lise edebiyat kitapları piyasasını elinde tutan Mustafa Nihat Özön ( 1896- 1980 edebiyat tarihçisi, yazar) ile Cevdet Kudret'in okulda sıra arkadaşı, aynı zamanda ' Yedi Meşaleciler'den' Vasfi Mahir Kocatürk'ün ( 1907- 1961, şair, edebiyat araştırmacısı, Demokrat Parti milletvekili) ihbarlarıyla, Abdurrahman Nisari'nin adı bakanlık listelerinden çıkarılır.

 

Cevdet Kudret, düşüncenin baskı altına alınmasına karşı, yaşamının son yıllarında bile mücadele etmiş, özgür düşüncenin kitaplar aracılığıyla yaygınlaşacağı inancıyla 65 yıl edebiyatımıza, sesini , düşüncelerini esirgemeden önemli eserlerle büyük bir hizmet vermiştir. Unutulmaz eserleri, mütevazı, alçakgönüllü kişiliğiyle, okurlarına ışık tutan bir yazar olarak edebiyat tarihimizde hak ettiği saygınlığı kazanmıştır. Cevdet Kudret'i ölümünün 20. yılında, ışığının sönmeyeceği inancıyla saygıyla selamlıyoruz.

Bu yazı toplam 730 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.