1. YAZARLAR

  2. Mümin Ağcakaya

  3. ‘ELSA’NIN GÖZLERİ’NE TUTULAN ARAGONDAN ‘MUTLU AŞK YOKTUR’A UZANAN BİR AŞK ÖYKÜSÜ- 2
Mümin Ağcakaya

Mümin Ağcakaya

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

‘ELSA’NIN GÖZLERİ’NE TUTULAN ARAGONDAN ‘MUTLU AŞK YOKTUR’A UZANAN BİR AŞK ÖYKÜSÜ- 2

A+A-

1896 yılında Moskova’da Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Elsa Kagan’ın annesi müzik öğretmeni, babası ise avukattır. Kız kardeşiyle birlikte çok iyi bir eğitim gören Elsa mükemmel Almanca ve İngilizce konuşup piyano çalar, ayrıca Moskova Mimarlık Akademisini de bitirerek iç mimar olur.

 Şiiri çok seven Elsa 1915 yılında şair Vladimir Mayakovski ile tanışır, şaire âşık olur. Elsa, Mayakovski’yi ablası ve kocasıyla tanıştırır. Ablası Lilia, Elsa’ya “Mayakovski’ye şiirlerini bize okutmaya kalkma” demesine rağmen, ablasını dinlemeyen Elsa Mayakovski’den şiirlerini okumasını ister ve şiirlerini okumaya başlayan Mayakovski’ye ablası Lilia âşık olur. Şiirlerine hayran olduğu dostu Mayakovski'nin kalbini ablası Lili Brik çalacaktı. Lili güzeldi, çekiciydi, Elsa için hep imrenilecek ve kıskanılacak bir kadın oldu, ablasının gölgesini hep üzerinde hissetti. Mayakovski iki kız kardeş arasında tercihini Lilia’dan yana yapar. Ablasını gölgesinde kaldığını hisseden ve âşık olduğu şairi ablasına kaptıran Elsa hayal kırıklığına uğrar. Mayakovski 37 yaşında intihar edene kadar ablasıyla aşk yaşar. Tercih edilmemesinden etkilenen Elsa; bir Fransız süvari subayı olan Andre Triolet ile evlenerek Fransa’ya göç eder. Elsa bu evliliğinden mutlu olmaz.  1920 yılında boşanan Elsa, Paris’te yaşamaya başlar. Paris’de erkeklerin yoğun ilgi gösterdiği biri olur. Elsa kimseyi etkileyemediğini, kimse tarafından ciddiye alınmadığını düşünür. Kendine hayran birini arar, sevgisiz arsız ruhu aslında Aragon'a kadar kimseyi sevmez.

1928 yılında Montparnasse'de Paris'de entelektüel tartışmaların yapıldığı, ünlü simaların katıldığı ünlü restaurantlarından La Coupoule'da, Ünlü Sovyet şairi Mayakovski yakın dostu Elsa ile bir masada otururken, Aragon'u görür. Mayakovski onu masalarına davet eder.  Mayakovoski'yi, Çehov'u Fransa'ya tanıtan Elsa, 1944'te “Beyaz At” isimli eseriyle Goncourt Ödülü'nü alan ilk kadın olan Elsa Aragon’la tanışır. Elsa bu karşılaşmadan sonra; geri kalan yaşamı boyunca hep kendisi için şiirler yazacak olan, Louis Aragon’a âşık olur.  Louis Aragon’da, dünyanın en güzel aşk şiirlerini yazacağı Elsa’nın gözlerine ve kendisine vurulur. Aragon bu karşılaşmadan sonra; “Hayatım ancak seninle başlıyor” dizelerini yazar.

 1939 yılında bu iki tutkulu âşık evlenir. Bu tanışma ve ardından onunla evlenmesi; Aragon’un yaşamında yepyeni bir sayfa açar ve onu yaşamı boyu etkiler. Sadece Elsa için şiir yazar. Pek çok şiir ve kitabını Elsa'ya adar.

 Ablasının gölgesinde kalan ve kaptırdığı ilk aşkını hazmedemeyen Elsa günlüğünde; “Ablamla ne ilginç bir kaderimiz var... Tarih ikimize de birer şairi reva gördü...” diye yazar. Elsa Mayakovski’yi ablasına kaptırmıştı. Fakat o da; kendisine dünyanın en güzel aşk şiirlerini yazacak olan; Fransa ve dünyanın en ünlü şairlerinden birini karşısına çıkarmıştı. Aragon onun için;
  Adın kopartılıp atılamaz bu evrenden/  “Bilecekler ki bir gün bu dizeler Elsa. Ve senin heykelini yapacaklar etten sözcüklerle...” Mısralarını döktürecekti.

Bu yazı toplam 2231 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.