1. YAZARLAR

  2. Tahir Şilkan

  3. ERİCH MARİA REMARQUE --- --- DÖNÜŞ YOLU----SAVAŞ NEDİR? -
Tahir Şilkan

Tahir Şilkan

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

ERİCH MARİA REMARQUE --- --- DÖNÜŞ YOLU----SAVAŞ NEDİR? -

A+A-

 

 

          Almanya'da Hitler faşizminin iktidara gelmesiyle birlikte kitapları meydanlarda yakılan Erich Maria Remarque, dünyaca tanınmış Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok ve İnsanları Seveceksin başta olmak üzere tüm yazdıklarında öncesi ve sonrasıyla savaş içindeki insanları anlatır. Onun romanlarında anlattığı savaş, çarpışan insanların savaşı değildir. Roman kişileri, okul sıralarından, çalıştıkları işyerlerinden,  sevdiği insanlardan zorla koparılarak savaş alanlarına gönderilmiş insanlardır.

 

          Savaşan askerlerin çoğu niçin savaştıklarını, ne uğruna savaştıklarını bile bilmeyen insanlardır. Erich Maria Remarque, romanlarında " savaş"ı çılgınlık olarak niteler. 

 

        1931 yılında yayınlanan " Dönüş Yolu" romanında, 1. Dünya Savaşı sonrasında, savaştan dönen insanların yalnızlığını, çevresine yalnızlaşan insanları anlatırken, "Ölesiye Yaşamak" romanında da savaş sonrası Almanya' da yaşanan hiper enflasyon sürecini, Markın Dolar karşısında  eriyip gittiği günleri, bu süreçte ortaya çıkan  faşizm ideolojisinin kaynaklarını gösterir. Barlarda, restaurantlarda, stadlarda durup dururken sayısız kez çalınıp söylenen ulusal marşlar, marşı söylemeyenlere yönelen saldırılar v.b. roman kurgusu içerisinde ustalıkla anlatılır.

 

     Erich Maria Remarque'nin romanlarını okuduğunuzda, "savaş nedir?" sorusunun yanıtının bir daha unutmamak üzere belleklere  adeta kazındığını görürüz.  Savaş yoksulluktur, işsizliktir, açlıktır, yetersiz beslenmedir, bunun sonucu ortaya çıkan hastalıklardır.

 

         "... Aylardır fiyatlar sürekli artıyor, yoksulluk savaş yıllarından daha büyük. İnsanların aldıkları ücretler en temel gereksinimlerini karşılamaya bile yetmiyor. İnsanın parası olsa bile, bu parayla alacak bir şey bulamıyor.  Karaborsacılık ve sahtekarlık her geçen gün biraz daha artıyor."

 

  ...

  ...

      Erich Maria Remarque, " Dönüş Yolu" romanında ;savaş bittiği zaman okul sıralarından koparılan gençlerlerin yıllar sonra okul sıralarına dönmesini anlatır. Öğretmenlerden biri, eskiden öğrencilere ait eşyaları geri vermek için sınıfa gelir. Resim tuvalleri, defterler, ödev,  sınav kağıtları masanın üzerinde bir yığın oluşturmuştur.  Öğretmen teker teker isimleri okumaya başlar, Asker-öğrencilerden Willy de defterleri sınıftakilere atmaya başlar.

 

    " Breyer  ...Burada..."

   "  Bücker...Burada..."

      " Derlefs... sessizlik, Ölü diye bağırdı Willy, ufak tefek, sarışın çarpık bacaklıydı. 1917'de şehit düşmüştü.

      " Dirker... Burada..."

     " Dierksmann,   ölü, bir çiftçinin oğluydu, çok iyi bir skat oyuncusuydu. Onun defteri de ayrıldı.

     " Eggers,  daha gelmedi, ciğerlerinden yaralıydı, Dortmund'da hastahanede..."

 

 "Friedrichs, Burada"

   " Giesecke, kayıp...Doğru değil  kayıp olduğu bildirildi ya... Üç haftadır burada, akıl hastahanesinde..."

    " Gehring 1... Ölü,  şiir yazardı, özel ders verirdi, parasıyla kitap alırdı. Soisonn'da şehit düştü, erkek kardeşi ile birlikte.

    Gerçekten iyi kompozisyon yazardı dedi öğretmen...

      Hepimizin adı okunduğunda ayrılan defterlerin kalın bir paket olduğu görüldü..."   Savaş ölümdür... Savaş, aklını yitirmektir..."

 

 

     Erich Maria Remarque'nin savaştan dönenlerin yaşadığı travmayı anlattığı  satırlar, kitaplarının niçin Naziler tarafından yakıldığını anlamamızı kolaylaştırır.  Çünkü  askerlerin yaşadıklarını anlattığı satırlar, gencecik insanları, savaşa sürenlerin yalanlarını parça parça eden satırlardır. 

 

   " ... Günün birinde bir savaşa girmiştik. Komünistlere karşı olduğu söylemişlerdi. Sonra ölenleri gördüğüm zaman ---hepsi işçiydi, bazılarının üzerinde eski asker ceketleri ve çizmeleri vardı, bizim eski arkadaşlarımızdı onlar---içimde  birşeyler yırtıldı." der askerlerden en kahramanı.

 

      Savaşın bitmesiyle çaresiz bir şekilde orta yerde bırakılan insanların yaptığı gösteri yürüyüşünü anlattığı satırlardan uzun bir alıntı yapmam gerekiyor.

 

     "...Üzerlerinde cephede giydikleri solmuş üniformalar olan bir alay insan yavaş yavaş yaklaşıyordu. Dörtlü sıralar oluşturmuştu, ellerinde pankartlar taşıyorlardı: " Vatan bize böyle mi teşekkür ediyor." " Savaşa katılanlar açlık çekiyor."  Bu pankarları taşıyanlar tek kollu insanlardı. Sık sık arkalarındakilerin ilerleyip ilerlemediğini görebilmek için dönüp bakıyordular. Çünkü, en hızlı yürüyenler tek kollulardı...

             Onların arkasında, boyunlarına kısa deri tasmalar bağladıkları köpekleriyle bir grup insan yürüyordu. Hayvanların tasmasında üç nokta işareti vardı. Bu insanların hepsi savaşta kör olmuşlardı...Bu nedenle hareketleri doğuştan kör olanlardan farklıydı.

     Körlerin ardından tek gözlüler yürüyordu; başlarından isabet alan bu insanların yüzleri paramparça olmuştu; ağızları yamuktu, şişmişti, içlerinde çenesi yada burnu olmayanlar vardı.  Onların arkasından bacakları kesilenler yürüyordu. Birçoğunun takma bacağı vardı.

        Onların ardından toprak altında kalmış olanlar  yürüyordu. Elleri, başları, giysileri, bedenleri zangır zangır titriyordu, sanki korkudan hâlâ titriyor gibiydilerArtık titremelerine engel olacak güçleri kalmamış, kasları ve sinirleri beyinlerine başkaldırmıştı. Gözleri sabit ve cansız bakıyordu... Yürüyüş alayı caddelerden yavaş yavaş ilerliyordu. Alayın geçtiği yerler sessizleşiyordu..."

 

  Okuyun, Erich Maria Remarque'nin romanlarını...  Savaş nedir? sorusunun yanıtını bütün çıplaklığıyla anladığınız zaman, Stefan Zweig'ın savaşla ilgili sözünü anımsarsınız:

 

      "savaşın farkında olmak ve savaşı, kendileri asla cephede bulunmamış savaş çığırtkanlarından dinlememek. "

Bu yazı toplam 1670 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.