1. YAZARLAR

  2. Birsen İnal

  3. ESKİ DİYARBEKİR’DE NEFSELİK VE YEDİ GECE(II)
Birsen İnal

Birsen İnal

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

ESKİ DİYARBEKİR’DE NEFSELİK VE YEDİ GECE(II)

A+A-

                   

Söze nefselikle başlayıp yedi gecede kalmıştık. Bakalım Eski Diyarbekir’de bebek yedi gecelerinde neler yapılırmış?

-Kele söz nerden açıldi, nereye geldi? Yox anam yox ben o zalım qaynanalardan değilem, ne kilidim ne de anaxtarım var. Sandoğum, sepetim her bî şêm ortadadır.

-Bibi bibi Allah’an gelinen têde etmîyesen, bırax oğlundan gül gibi geçinsinler. İki günlığ dünyadır ma, hesutlıxtan ne çıxî?

-Tamam tamam benin gelinim de qurum qurum qurulî, dêyisen belki qurqur paşşanın qarısîdır mubarek. Dê hade söze daldıx gene ha. Bax o quşxanadaki şekeri al, orta boydaki badyenin içine tök.

-Vî bibi bibi, baban evi yapıla, ma o çox değil?

-“Deve besliyen qapısıni böyük açar.” diye boşuna sölememişler qızım. Bizim ev böyük evidir, “Böyük evin böyük qapısî, böyük qapînın da böyük şaqşaqosî olır.” bibi qurban oladî başan.

-Yaşa bibi yaşa, gene incileri tökîsen ha!

-Şeker êyicene erisin, tasta şerbet boyağıni eritmişem, onî da kat. Birezim de darçın bî iki hebbe de qaranfil at tamamdır.

-Ne qeder de güzel görünî, bu şerbetin qırmızî rengine bayılîyam! “Qırmızî olsun beş quruşî ziyade olsın.” sözünü sölîyenin ağzına qurban olam ben.

-Ben hem yemek yaptım hem de Atlas şekercisinde yüz külleh şeker hazırlattım. Aqide şekerinin en êyisi, loqımın da fındıklîsından aldım. Bêle bî şêlerde parayî esirgemem ben.

-Benim bibim bî tenedir, aşir qarîdır.

-Gelinin anasî gil de gelecaxlar. Bebeğin ceyizini getirirler, gelini de onar gêydirirler. Bizde êdet bêledir. Unutmadan söliyem, gülablığa da gül suyî doldır. Bax işte o pacanın içindedir.

Bebeğin başı dualarla yıkanır, güzel bir şekilde kundaklanır, süslü beşiğe yerleştirilirken nazara karşı dualar okuma ihmal edilmezdi. Nefse anneye de genelde mavi renkli geceliğini, sabahlığını üstüne de lizözü giydirilir, başını mavi yazmayla bağlarlardı. Ne kadar altını varsa takar takıştırır kraliçeler gibi yatağında otururdu. Bazıları nefse annenin gelin gibi el ve ayaklarını da kınalarlardı. Havanın kararmasıyla buhurdanlıktan buram buram yayılan buhur tütsülü nefse odasını bir bir davetliler doldurmaya başlarlardı. Yedi gece, bir nevi -hoş geldin bebek- geleneği ve dini töreniydi. Büyük olasılıkla kavimlerin iç içe yaşayanlarından süregelen bir ritueldi. Zira Hristiyan komşularımız da doğumun sekizinci günü kilisede bebeği benzer rituellerle vaftiz ederlerdi.

O güne kadar bebek ziyaretine gelmeyenler varsa bebek görümlığî getirme mecburiyetinde kalmasınlar diye mevlüte çağrılmazlardı. Zaten gelmesi gerekiyorsa o kişi çağrılmadan gelir “Analî babalî ola, ömrü uzun, baxtî güzel ola” dilekleriyle görümlığınî vererek yedi gecede yerini alırdı. Her mahallenin mevlüt okuyan bayan hocaları vardı. En ünlüleri Êlipaşalî Êlogilin gelini, Heva xoca ve İbrahim Macit’in teyzesi Azizoğullarının kızı Müslime hocaydı.  Bebeklerin, ölülerin yedi gece ve qırx mevlütlerini genelde bayan hocalar okurdu. Ücret söz konusu olmazdı ama mevlüdü okutan gücüne göre bir miktar parayı hocanın oturduğu minderin altına bırakırdı. Mevlüt sonrası hocalar êrbane çalar, ilahiler okurlardı. Dinleyen cemaat arasında coşagelen bazı hanımlar da zikrederlerdi. Mevlüdün bitmesine yakın kızlardan biri gül suyunu, diğer biri de küçük tepsi içinde küçücük lokmalar halinde ekmek, çörek, tuz ve karaçörek otu ikram ederlerdi. Ekmek tuza bandırılarak yenir, birkaç tane de çörek otu ağza atılırdı. Evin tadı tuzu ve bereketi içindi bu gelenek. Daha sonra nefse şerbeti ikram edilir, yemekliyse yemek değilse şeker, bisküvi ve çörek ikram edilirdi. Bazı ailelerde mevlüt sonrası eğlence yapılırdı. Kadınlar kendi aralarında darbuka, ud, tef çalarak söyler ve oynarlardı. Bebek elden ele gezdirilerek bebek ninnileri, tekerlemeler, maniler okunurdu Türkçe, Kürtçe, Zazaca, Süryanice, Ermenice, Arapça*…

 

 

Gözleri sürmelidir                                 

Bugün yedi günüdür                            

Gören Maşallah desin                         

Bebeğimiz gül yüzlüdür                     

 

 “Lo lo lengo                                                    Lo lo topalo

  Go go gejo                                                      Go go deli

 Kergê xalo                                                        Dayının tavuğunu

 Quzî berdo                                                       Quzî (köpek türü) götürdü

 Pê bonûna verdo                                              Evlerin arkasında yedi

 Nê astê nê pêstê                                               Ne kemiği ne derisi

 Barê Şexmûs dim astê mendo“                        Şeyhmus’un payına gerisi kaldı

 

“Ez qurbankim sê caran                                 Kurban olam üç defa

“Li ber sîya sê daran                                       Üç ağacın gölgesinde                                                          

Jê re bînim sê yaran                                        Yavruma getireyim üç yar

Yeka meşk û eyaran                                        Biri berivanlık yapsın

Yeka koz û kulîne                                            Biri evi barkı temizlesin

Yek nermika nivînê                                        Biri de yumuşak yatak olsun

 

“Nemû nemû                                                Uyu uyu

Delalû nemû                                                  Nazlım uyu

Ruxî, canî, êynî                                              Ruhum, canım, gözüm

Nemû delalû nemû” (Arapça)                       Uyu nazlım uyu

 

*ÖZÜMSEN DİYARBEKİR  /  Birsen İNAL  /  Lis Yayınevi

Bu yazı toplam 1286 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.