1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tulgar

  3. Etkin titreme
Ahmet Tulgar

Ahmet Tulgar

Köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Etkin titreme

A+A-

 

Türkan Şoray, inci beyazı bir gerdan, geniş ve sevecen bir göğüstür. Öncelikle. İlk bakışta yakalandığınız bakışlarından yakanızı kurtardığınızda. Kurtarabildiğinizde.
Yaslanmak, başınızı göğsüne koyup biraz dinlenmek istersiniz. Orada. Türkan Şoray’ın göğsünde. Gerdanının altında.
Orada sinemadan tanıdığınız, sinemadaki kişiliklerinden tanıdığınız, kahkahasına da gözyaşına da meftun olduğunuz Türkan Şoray’a kavuşmak daha iyi bir hayata kavuşmak gibidir. Türkan Şoray ile buluşmak hayat yolculuğunda bir yere ulaşmak gibidir. “Geçti, o acıların hepsi geçti” der gibi göğsüne yatıracaktır Türkan Şoray sizi. “Bak ben, her şeye rağmen iyiyim” der gibi. Türkan Şoray o kadar Türkiye’dir ki, Türkan Şoray’ın göğsüne yatmak Türkiye’ye tekrar gelmek gibidir. Türkiye ile barışmak.
Bazı oyuncular böyledir. Bazı kadınlar. Sophia Loren İtalya’dır mesela. Catherine Deneuve Fransa. Öyleyse, öyleyse değil öyle, Türkan Şoray da Türkiye’dir. 60’ların trajik masumiyeti, 70’lerin acemi ihtişamı, 80’lerin utangaç isyanı, 90’ların stilize modernizmi, 2000’lerin şaşkın arayışı, hepsi, her şeye rağmen, Türkan Şoray’ın ıslak bakışlarında bir estetik edinir. Türkan Şoray bize baktığında ya da biz Türkan Şoray’a baktığımızda Türkiye’yi affederiz. Bize çektirdiklerini.
Türkan Şoray o kadar Türkiye’dir ki, artık kendisi de bunun bilgisine vakıftır. Ve bu yüzden, bundan ötürü, hiç beklenmedik bir anda, kendisinden hiç de beklenmezken, 1984’te, darbenin şiddeti altındayken Türkiye, Aydınlar Dilekçesi’nin altına imzasını atıverir. Türkan Şoray, ana cesaretidir. Protestosunda görünen budur. Minnetini ani, cesur çıkışlarıyla gösterir. Sırça köşkteki halkçıdır. Kenan Evren’i Kenan Pars’tan tanıyan bir muhalif. Sinemadan hayata baktığında gözleri Yılmaz Güney’i arar.
Bir buluşmamızda bana “İyi ki Yılmaz Güney ile hiç film çekmedim. Kesin aşık olurdum” demişti. Sonra Yılmaz Güney’e evinde kahve sunarken çekilmiş bir fotoğrafı göstermişti.
Türkan Şoray bir titremedir. Bir titreme almıştır Türkan Şoray’ ne zamandır. Titrer, şaşırır, ne yapacağını şaşırır, biraz sevgi gördü mü, övgü aldı mı. Sesi titrer, eli titrer. Türkan Şoray’da tevazu görünür olur. Titrek bir yapraktır tevazu. Türkan Şoray’da. Şöhretin dalından koptu kopacak. Ama yarım asırdır da titreye titreye orada.
Türkan Şoray bütün samimiyeti ile titremeye başladığında sanki beyazperdeye ya da ekrana bakarmış gibi olursunuz. Grenlenmesinden, noktalara dağılmasından korkarak biraz uzaklaşırsınız. Oysa o gerdan, o göğüs çağırır. Türkan Şoray da, Türkan Şoray’a bakmak da bir kararsızlık halidir.
Türkan Şoray o cezve gibi haliyle bir yandan da o kadar etkin bir Türkan Şoray görüntüsü ve kişiliğidir ki erkekler yanında duramaz. Durdular mı da görünmez olmayı, bir daha iflah olmamayı kabullenirler. Rüçhan Atlı’nın yüzünü kim hatırlar? Kim merak edip ya da gözünü Sultan’dan alıp baktı ona? Cihan Ünal padişahken kalfa çıkmasına giden yola ne zaman girdi? Türkan Şoray’ın en kurumsal ilişkisi bile bir gizli aşktır son kertede. Türkan Şoray yasaları Türkan Şoray’a rağmen işler.
Ona gidin. Sarı güller götürün. O da size Boğaziçi Pastanesi’nden pasta alsın. Çay demlesin. Sohbet edin. İyi gelecektir. Türkiye’den mustarip yüreğinize.

Bu yazı toplam 831 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.